Zazaki     Français     Türkçe      Armenian     Deutche      Kırmanc      English

   
   

 

   

" Bir geziye yolculuk "

Ali Erenler

'Ma Welate xo Dersim'de Herv newazeme' ‚Dersim’de Savaşa Hayır’

Bir geziye yolculuk..

Çatışma, yangın haberleriyle yayılan kara bulutlar kaygıyı buralara kadar taşımıştı. Süleyman’ ın bir gezi sonrası verdiği bilgiler de kaygıları arttırınca bir şeyler yapmak gerektiğini düşündük. Artan şiddet ortamının Dersim’ i, tüm değerleriyle, yok olma noktasına getireceği kaygısı kampanyanın çıkış noktası oldu. Uzama ihtimali fazla olan içerik, neden, nasıl tartışmalarını beklenmedik bir hızla gezi planlaması ve katılımcıları belirleme aşamasına getirince, yapılacağına belki de inanmadığımız gezi, uçak biletlerinin ayarlanmasıyla kesinleşti. Ve o güne kadar birlikte yolculuk yapmamış ikisi bayan, altı kişi Düsseldorf hava alanında, kimi zaman Kırmancki kimi zaman Türkçe, heyecanımızı espiriye dönüştüren sözcüklerde buluşma çabasındaydık. İlk şaşkınlığımızı uçağın İzmir’e uğrayacağını öğrenince yaşadık. Ankara’ya gece üçte indik ve kiraladığımız minibüsle yola çıktık.Sabah ilk mola verdiğimiz yerde çoğumuz sadece ‚ihtiyacını’ gidermekle yetindi, Sevgi’nin yemek büfesinin kenarında gördüğü böcek bizi kahvaltıdan etmişti. Yolda polis kılıklı akbabaların tuzak kurduğunu cezalar kesilince anladık ve Cemile bu durumdan kendine bir vazife çıkartıp, kendinden ve şoförlüğünden emin olan Meme Jele’nin hız kesmesi için belediye hoparlör işlevini üstlendi. Sonra Ramazan’ın gazabına uğradık ve Darende yakınlarına kadar yemek yiyecek bir yer bulamadık. Darende yakınlarında bir hemşehrimizin işletmesinde ‚ ‚İnce Memed’ in yerinde, Mahsuni eşliğinde karnımızı doyurup, yeniden çıktık yola ve Meme Jele’nin yanık sesinden ana dilimizde yankılanan türkülerini dinledik. Koro türkü denemelerimizi ‚ Koma Berbati’ mahlasıyla ödüllendirip, soloyu özendirerek şenlendik. Elazığ’a akşam karanlığında ulaştık ve yanımızdaki bildiri ve afişlerin aramalarda sorun olup olmayacağını tartıştık. Keban barajını vapurla geçip Pertek üzeri yola düşünce arama yapılmamasına şaşırdık. Kısa ve daha az kontrollü olduğu için tercih ettiğimiz bu yolda Meme Jele’nin araba yarışçılarına taş çıkartan manevraları özellikle bayan katılımcıları ‚halli’ ve hayli etkiledi. Mamekiye’ ye vardığımızda saat akşam beşi geçmişti.
Gece kalacağımız yerlere yerleştik. Gece dışardan kaldığımız otele yansıyan tartışma sesleri ile kendimizi bir ara İstanbul Beyoğlu’ nda hissettik ve Mamekiye’yi düşündük.
Ertesi gün ilk görüşme milletvekilimiz Hasan Göyüldar ile oldu. Sıcak ve temkinli tanışma sonrası yapmak istediklerimizi değerlendirip birlikte fotoğraf çektirdik, siyaset ve bürokrasi duayeni il başkanının içten öğütlerine kulak verdik. Sonra, yola çıkmadan haberleşip desteğini istediğimiz, Dersim’e gönül vermiş, dilimize ve kültürümüze yayınladığı gazeteyle nefes veren Hüseyin Aygün’le buluştuk. Bizi havası tanıdık bir Cafe’ye götürdü ve Dersim’in sol yanını seyrettik, şaşıramadık. Bıra Uşen konuya yaklaşımımızda farklar olmakla birlikte bize destek vereceğini, çalışmalarımız için Munzur Haber’in bürosunu kullanabileceğimizi söyledi, resmi başvurularla ilgili hukuki bilgi verdi, Kadir’i bize rehber atadı ve Kadir bize danışman, muhabir ve dost oldu, ev sahipliği yapıp çayımızı eksik etmedi. Bıra Uşenle aramızda fikir farklılıkları vardı, Dersim sevgisinde gönül birliği.
Akşama doğru sayımız arttı, Baki İzmir’den geldi, yediledik, Meme Jele’ nin deyimiyle‚ ‚yedi belalılar çetesi’ olduk. Kalan zamanı haftalık planı yaparak değerlendirip Bıra Uşen’in davetiyle kendimizi Mamekiye akşamına saldık ve lokanta, gazino, bar karışımı bir mekanda Bıra Uşen ve Munzur Haber çevresiyle buluştuk, temkinli ve sıcak muhabbeti müzik bastırınca iki değil ancak bir lafın belini kırabildik ve ikişer üçer, misafirhanelerimize çekildik.

Pazartesi ilk işimiz validen randevu almak oldu. Saat 10:15’de il valisini ziyaret ettik. Görüşme resmi ve uslu sözlerle başlayıp ‘savaş, tartışmasıyla gerginleşti. Kurum ve vatandaş ikileminden yola çıkarak ‘bize yansıyan’ yorumu üzerinden ‘ savaş’ tanımlamamızı kurtarıp, arkasından dil, kültür ve Dersim tekerlemelerimizle valiyi bir hayli sıkıştırdık, çay ve kahvelerimizi keyifle içtik. Cemile’ nin ‘Dersim’ tekrarlarına dayanamayan valinin ‘Dersim’li cümle kurmasına şaşırdık, sevindik, güldük, Cemile’nin valiyi toplantıya davet etmesine sevinemedik. Valinin ’Dersim’de Savaşa Hayır’ imzalı toplantı izin dilekçemizi kabul edip işleme koymasına şaşırdık. Gazetecilerin oldukça dikkatli davranmaları karşısında bizim rahat davranışlarımızla ilgili valinin neler düşündüğünü merak ettik. Valilikten çıktığımızda bir hayli şendik.

Çalışmalar yoğunlaştıkça ilişkileri ve Mamekiye tarzı iletişimleri ile Memé Jele ve Süleyman’ın gidişatı belirlemeleri heyetin iç iletişiminde gerilimler yarattı. Daha planlı ve onaylı bir çalışma tarzını isteyen Cemile pasif direniş yöntemleriyle heyetin tartışma kültürüne katkılarını esirgemedi. Yapığımız işin önemi uslup farklarını göz ardı etme ve Mamekiye tecrübelilerinin uslubuna uymamızı gerektirdi, katibin’ iki ara bir dere’ çabalarıyla Süleyman’ın gülleri sayesinde küskünlükler kısmen ve geçici olarak giderildi, biraz rahatladık.

Belediye Başkanı’ ndan ilk gün randevu alamadık, bir kaza nedeniyle yolda olduğunu öğrendik. Randevu talebimizi iletip, ‘cevap bekleriz’i ekledik. İkinci görüşmemizi ticaret ve sanayi odası başkanı ile yaptık. Başkan Dersim’de iş yapmanın ve yapanın önündeki çift taraflı engelleri sıraladıktan sonra insanlarda güven ve umut kalmadığını ekleyip kampanyamızı olumlu bulduğunu söyledi. Görüşmeden ayrılırken Dersimle ilgili kaygılarımızın arttığını hissettik.
Randevu sonrası Munzur Haber’in bürosuna yerleşip programımızı değerlendirdik ve çarşamba yapmayı düşünüp on kasım nedeni ile perşembeye aldığımız toplantının hazırlıklarına başladık. Toplantı, dağıtılacak bildiri ve afişler için Emniyete izin başvurusu yapmamız gerekti. Süleymanla valiliğe uğrayıp dilekçemizi sorduk, işleme konulduğunu, istersek elden Emniyete götürebileceğimizi söylediler, dilekçeyi alıp Emniyete gittik. İlgili makamı bulup kendimizi tanıttık ve neler yapmamız gerektiğini sorduk. Beklemediğimiz bir nezaket ve uslupla karşılaşınca şaşırdık, Emniyet görevlisinin bize kendi elinden ‘Dersim’de Savaşa Hayır’ imzalı dilekçe örneği yazmasına şaşırdık. İzin için ikameti Dersim’ de olan 7 kişi gerekliydi. Emniyetten çıkıp büroda arkadaşlarla durumu değerlendirdik. Bu arada toplantı yeri olarak düşünülen Düğün Salonunun uygun olmadığı sonucuna vardık ve Belediye Konferans Salonu’nda karar kıldık. Katibimiz bir dilekçe yazıp guruba onaylattıktan sonra belediyenin yolunu tuttu. Zabıta Müdürü ilgilenip Belediye Başkanı’na havale etti. Başkan oluru valilik/emniyet iznine bağlayıp bir sonraki gün saat 13.30 ‘a heyetimize randevu verdi. Büroda buluşup tekrar durum değerlendirmesi yaptık, ve izin için gerekenleri belirleyip dağıldık.
Bir gurup Sılo Kıc’ı toplantıya davet için Sılo Kıc’ın köyüne gittik. Dersim’in melodi ve ağıt çınarını evde tek başına bulduk, sohbet ettik resim çektik ve kendisini toplantıya davet ettik, geleceğini söyledi.İlerleyen saatlerde gelen kızı evde kalıp ona baktığını anlatırken yanan odun sobası, üzerindeki çaydanlık, bir yana çömelmiş, güleç ve kederli bakışlarıyla Sılo Kıc, köşede kabında duran kemanı ve bizler sanki tarih öncesi masallar alemindeydik. Hatır isteyip akşam karanlığında yola çıktık. Sonra büroda buluşup sonuçları değerlendirirken Cem Evi'nde beklendiğimizi hatırladık ve Cem Evi’nin yolunu tuttuk. Mahmut Dede’ nin makamında hal hatır soruldu, Dersim’in ahvalinden konuşuldu, kederlendik. Perşembe günü cemin toplantı sonrası başlaması uygun görüldü. Birlikte aldığımız mumları Golé Çhetu’ nun üzerindeki mum kulübesinde yakıp, Dede`nin ikrar ve duası ile Cem Evi’nden ayrıldık. Çay davetini kabul edenlerimiz Bıra Uşen' in evine uğradık günü değerlendirip dost muhabbetinin tadıyla günü bitirdik.
Salı sabahı izin dilekçesi için yapılacakları ikametgah nedeniyle Meme Jele ve Süleymen yürüttüler, ek isimler için Bıra Uşen destek verdi. Diğer heyet üyeleri de kalan görüşmeleri üstlendiler. Katiplik makamı büroda izin dilekçesini hazırladıktan sonra yola koyulduk. Dilekçe için salon onayı gerekti, katip Zabıta Müdürü ve Belediye Reise’mizin onayıyla, 250 milyonu yatırıp yazılı salon onayını temin etti. İzin dilekçesi için eksikler giderildi ve Meme Jele ile Süleyman Emniyetin yolunu tuttular, diğer heyet üyeleri de Engelliler Derneğine Almanya’dan yapılan bir katkının resmi toplantısı için ticaret ve sanayi odasının yolunu. Milletvekilimiz ve Belediye Reise’miz dahil Mameki’ nin tüm etkili ve yetkililerinin hazır olduğu toplantıya Cemaat Başkanımız as solist endamıyla geç gelerek konuşma yapmadan toplantıdaki ağırlığımızı tüm katılımcılara hissettirdi.
Bu toplantıda Milletvekilimiz ve diğer katılımcıların Avrupa’ daki hemşehrilerin memleketlerine sahip çıkma çabasını övmelerine sevindik, Belediye Reise’mizin ayak üstü heyet randevumuzu iptal etmesine üzüldük.
Toplantı sonrası Bedensel Engelliler Derneği görüşmemiz dar mekan, sıcak sohbet tadı, Avrupalı hemşehrilerin dayanışma başarı örnekleriyle geçti ve bizi bekleyen görüşmelere yelken açtık.

Emep‘ de enternasyonal, ‚neden sadece Dersim’ sorulu, ‘biz Kürtler’ vurgusuyla heyeti sorgulayan bir hava hissettik.

Tuncelililer Derneği’nde, yeni yönetimin mütevazi havasını, genç solcuların memleketimize uzaklığını, ‘neden Dersim’ sorusu ve enternasyonalizmin Dersime verdiği değeri anlamaya çalıştık.

Dehap’da, yaptığımızın aleviliğe sığmadığı, yayınlarımızın bilindiği söylendi. Merak edip, basın açıklaması ve imza yazısı dışında yayınımız olmadığını ekleyip sorunca ; Munzur Haber köşe yazarlarının kastedildiği anlaşıldı ve Yaşar Kaya ismi zikredildi, şaşırdık. Kendi dilimizle ‘ma itiqate xo, zon’ u zagone xo zonenime, welate xo re wayır vecinme’ dedik ve misafir olarak görüş almaya geldiğimizi, yapılan eleştirileri yadsıdığımızı ekledik. Heyetimize karşı yapılan aşırı eleştiriden rahatsız olan Sevgi’nin ‘ herkes kendi kapısının önünü temizlesin’, Cemile’nin ‘ ‘Biz demokratik bir kitle örgütü ….. ,’söylemlerini Dehap il başkanı bizi canlı kalkanlara katılmaya davet ederek geçiştirdi, görüşmeye teşekkür edip çay içmeden kalktık. İçip içmeyeceğimiz sorulmuş muydu, hatırlayamadık. Barış çağrıları ve politikasını ana gündemi yapan bir partinin savaşa karşı bir çabayı böylesine ölçüsüz eleştirmesine şaşırdık, üzüldük, kaygılandık.
Görüşme çıkışı Ferit Demir bizi odasına davet etti ve görüşmeye katılan basın mensupları ile sohbet ettik. Bize teselli veren olumlu yorumlarıyla gerilimimizi biraz olsun attık.
Büroda bir araya geldiğimizde hepimiz bir hayli yorgunduk. Meme Jele ve Süleyman da emniyette bir hayli terlemişler, bir birine benzer tavırlar Süleyman’ın görevliye çıkışmasına neden olmuş, isim ve konu ile ilgili talepler giderilince tereddüte rağmen sözlü izin çıkmış.
Bu sonuçlar bizi toplantı hazırlıklarını hızlandırmaya yöneltti, bildiriler, afişler, ve davetiyeler ikişerli guruplar halinde dağıtılmaya başlandı. Dağıtımda Süleyman, amcası ve yakınlarının emeğini özellikle takdir ettik, ayrıca Meme Jele de bir hayli tanıtım ve dağıtım çabası sarfetti.
Çarşamba sabahı bir kısmımız bildiri dağıtımına devam etti ve yaklaşık 1500 bildiri ile davetiye dağıtıldı.
Katip önce ilçe belediyelerine davetiye gönderme ile meşgul oldu, sonra da Cemile ile birlikte kalan görüşmelere katıldı.
Chp il başkanı duayen amcamızı büroda yalnız bulduk, bize destek veren işlerimizi soran bir amca gibi davrandı. Belediye Reise’mizden randevu alamadığımızı duyunca telefona sarılmak istedi, gereksiz diye ikna edip vaz geçirdik.
Akp bürosu sekreteri, ön görüşmecinin tavrı ve duvarlardaki afişler bizi ' herhalde Mamekiye dışında bir yere geldik' hissine kaptırdı. İl başkanı, ileri gelen ve iş takipçisi yoğunluğuyla görüşmenin zamanını telefonlarla oldukça kısaltıp, girişimimizi olumlu bulduğunu ekleyerek bizi yolcu etti.
Temel Haklar Derneğine yaptığımız kısa ziyarette yöneticiler yoktu. Gençlerin mütevazi enternasyonalist duygularını ve duvardaki resimlerle söylemlerin aynı yaşlarda olduklarını hissettik, sadece söyleyenler gençti.
Ezilenlerin Platformunu katip kısa bir ziyaretle tanıyıp, toplantı davetini iletti.
Genel iş şubesini de ziyaret eden katip şube başkanının nazik ‘neden sadece Dersim’ yorumlarını dinleyince kendini birazcık dehap bürosunda hisseti.
Barodaki görüşmemiz medeni ve içerikli fikirlere sahne oldu, keyif aldık. Aynı zamanda çevre derneği başkanı da olan baro başkanının içten, ‘toprak’ yakınlığını hissettik ve iki görüşmeyi bir arada hallettik.
Görüşmeler sonrası katip, Kadir, Cemile ve Sevgi açlık hisleriyle arazi oldular ve yemek yerken bildiri dağıtan arkadaşlara yakalanma korkusunu attıktan sonra bir de Mamekiye ve kendi geleceklerinin falına bakmak için kahve içtiler ve Sevgi’nin fal bakma yeteneğini keşfettiler. Büroda günün değerlendirilmesi yapıldı ve isteklilerle Bıra Uşenlere ziyarete gittik, gelişmeleri değerlendirip Munzur Haber’in Avrupa’daki durumu üzerine kafa yorduk.
Perşembe günü tüm zamanımızı toplantı hazırlığı ve toplantıya verdik, saat 11.00’ de salonu görmeye gittik. Sandalyelerin azlığını belediye görevlisinin kabul etmek istememesi Reise ve parti çevresinin bize yaklaşımını gösterir nitelikteydi ve bu saatten sonra artık Reisemizin bize randevu vermeyeceğine kanaat getirdik. Aynı politik çevrenin toplantıda da bize karşı tavır alacağını hissettik. Dinleyicilere kapıda tepside tatlı sunmaya kadar tüm hazırlıkların tamamlanmasında Süleyman’ ın çabalarını gönülden takdir ettik.
Kamera ve techizatları ile salona ilk gelenler iki aynasız oldu. Saat 14.00’ de salon aşağı yukarı dolmuştu yaklaşık 250 dinleyiciye ulaşmıştık. Yeniden sandalye ayarlanması için diplomasiye başladık, Cemile’ Reise’ ye kadar varan çabalarıyla sorunun takipçisi oldu.
Toplantı başlayana kadar bir genç ozanımız dilimizin yanık türküleriyle konukları ısıttı. Sonra Sılo Kıc kemanı ve kederli sesiyle toplantıya ayrı bir saygınlık kattı. Bir de çelenk gönderilmişti, Sanayi Odası’ndan.
Konuşmaya önce Cemile başlayıp kampanyanın nasıl başladığını, neler düşünüldüğünü anlattı. İkinci konuşmacı katipti. Toplantının havası ve katılımcıları gözönüne alarak önce ana dilimizde savaşın yıkımlarına değinen, ‘ Endi Beso’ ile biten şiirsel bir konuşma yapıp sonra da Dersimlilerin ruh haline değinen üç örnekle konuşmasını bitirdi.
Toplantının asıl tartışmalarını Meme Jele’nin önce ana dilimizde sonra da Türkçe yaptığı konuşma belirledi ve Meme Jele ‘ taraf gözetmeksizin ‘ savaş ve kan ticareti’ ne varan eleştirileriyle, dinleyicilerin alkışları arasında, cesaretli ve açık sözlü bir konuşma yaptı
Dinleyicilerin soru ve konuşmalarına geçilince destekleyici konuşmalarla beraber dehap il başkanının konuşması ve emepli avukatın ajitasyonu hem havayı gerdi hem de toplantının gidişatını belirledi. İkili diyaloğa dönüşen dehap il başkanı ile Meme Jele arasındaki tartışma il başkanı, taraftarları ve saniye farkıyla emep il başkanı ile taraftarlarının toplantıyı terketmeleri ile sonuçlandı ve toplantımıza dinleyicilerin konuşmaları ile devam ettik.
Toplantı bitişinde bize sarılıp teşekkür eden hemşehrilerimiz çabamızın boşa gitmediğini ve girişimimizin olumlu bulunduğunu gösteriyordu.
Toplantıya vali gelmedi, ilçe belediyelerinin katılmamasına sevinemedik.
Toplantıdan sonra apar topar Cem Evine gittik, hatır alıp bağışta bulunduk. Bıra Uşen ile Avrupaya gelip dağıtılamayan MH sayısını birlikte almamız için Cem Evi' nin önünde buluştuk. Mahmut Dede, ve Veli Aytaç’ın veda sözleriyle, Meme Jele, katip, Cemile, Sevgi ve Baki, tedirgin ve düşünceli Pülümür’e doğru yola koyulduk. Meme Jele tartışmasız ve güvenle direksiyona geçti. Oluşan havanın provokasyona uygun olduğunu düşünenlerimiz bir an önce Pülümür’e varma telaşını gizlemediler. Yolda arada bir Meme Jele nerede neler olduğunu anlatarak ‘Dersim’ anılarını bizimle paylaştı.
Kırmızı Köprü’ye varınca rahat bir nefes aldık, Baki' yi 'Pırde Suri' karanlığında bırakıp Pülümür’de Cemile’nin halasına uğradık, karnımızı doyurup çıktık yola.

Cankurtaran inişinde karanlıkta yol kenarında yürüyen dede ‘ kata sona, to berime’ teklifimize ‘ dewa mı nejdiya’ diye cevap verince yolumuza devam ederken belki kimimizin aklından Xızır geçmişti.

'Dersim'den çıkıp Erzincan'a doğru yol alırken beş güne sığdırdığımız görüşmeler, tartışmalar ve bu gezinin Mamekiye'deki etkilerini düşündük.
Bizi sahiplenen insanların kederli yüzü, 'Memo Şa' nın halasında yediğimiz Zerefet ve Süleyman'ın memleketine olan sevgisinin köyündeki eserleri, bize 'Dersim'de hala Dersim yüzlü insanların var olduğunu hissettiren annesi ve babası, 'Dersim' in halini anlatan yüzüyle Bava Bertal, bulanık Mamekiye havasında bir yandan haber avlamaya çalışırken bir yandan da bize evsahipliği yapan Kadir, tüm acılarını keselediği insanlardan çıkarma sabırsızlığındaki hamam sahibi, sanki 'Dersim' in ruhunu bulmuş gibi Kanada'dan gelip günlerini Bava Bertal ve diğer 'Waire Dersimi' ruhlularla geçiren Müslüm hafızamızdaki 'Dersim'e yeni renk ve anlamlar yüklediler.

' Görüşmelerde 'neden sadece Dersim' sorularıyla ve nerdeyse nokta virgül farkı hissettirmeyen enternasyonal entellektüel yorumlarıyla bizi eleştiren ' siyasi' lerin Dersim'in halini nasıl ve ne kadar anladıklarını düşündük ve kederlendik.

Beş gün şaşırdık, sevindik, üzüldük, güldük.

Pülümür’den Ankara’ya kadar solo yeteneklerimiz ve mizah kültürümüzü sergileyen havalarla bir hayli neşelendik.

Ankara’da yollarımız bir sonraki gün hava alanına kadar ayrıldı. Her birimiz kendi ilişkileriyle Ankara'daki ' Dersimlere' misafir oldu. Dersim' in her şehirde ayrı bir yüzü vardı sanki. Tuncelililer Eğitim Vakfı bir Devlet Bakanlığı havası verirken Tuncelililer Derneği, kahve, muhtarlık, iş takibi, memleket hasreti, Mamekiye resimleri ve kılamları ile gelecek dönem adaylık havalarını bir arada soluyordu.

Hava alanında tekrar buluştuğumuzda yoğun geçen gezinin yorgunluğu yüzümüzden okunuyordu.

Mamekiye’ye bir mesaj vermeye gitmiştik, sessiz çoğunluğun mesajımıza sevindiğini hissettik ve bir sürü mesajla geri döndük.

Ali Erenler
Köln, 20.11.2004


 

 

 

   
 
    Back to Top