|
Zazaki
Français
Laz
Türkçe
Armenian
Suryani
Deutche
Kurmanc
English
Yazidi
Pontus
Anasayfa
|
Yeter Artik!
Ragıp Zarakolu-Akr S. Zulalyan
Yeter Artik!
Savunma Bakanı [temizleyip yollamasak da, başımıza bela
mı etseydik?] ve Adalet Bakanının [devletime katil dedirtmem!]
peşpeşe gelen demeçleri, adeta işaret işlevi gördü ve
Ergenekon soruşturmasından sonra sinmiş görünen mahut bir
çevreyi, yeniden insanları linç etmeğe kalkışmaları için
cesaretlendirdi.
MHP'yi bile 'light' bulan ve parti içinde darbe yapmaya
çalışan, ama bunda başarısız olan, militarist dayanakları da
olan mahut çevre yeni linç hedefi olarak, Türkiye sol
basınının duayeni ve efsane isimlerinden Doğan Özgüden'i
seçti.
Ve bu çevre engizisyon yargıcı kesilerek Türkiye Gazeteciler
Cemiyetini sıkıştırma cüretini bile gösterdi.
Sözde gazeteci geçinen birileri, hem sorgucu, hem savcı hem
de hakim kesildiler.
Bazı avukatların, bazı hukuk adamlarından talepleri 'emir'
kabul edildiğine göre, bunda pek şaşacak bir şey olmamalı.
Avrupa Parlamentosu çatısı altında yapılan Dersim 38 Paneli,
militarizmin ve yardakçılarının yeniden savaş tamtamlarını
çalmalarına neden oldu.
Aynı merkezden servis edilen saldırgan ve halkın meşru
temsilcilerini hedef alan ideolojik bazlı sunum, en basit
habercilik ilkelerini bile fütursuzca çiğniyerek bir çok
apoletli medya kanalından akıtıldı.Bir zehir gibi. İnsanlar
açıkca hedef gösterildi.
Bu paneli gazeteci olarak izleme dışında bir edimi olmayan
Doğan Özgüden'in hedef seçilmesinin nedeni ise, Dört
demokratik ve yasal kuruluşun bu panel vesilesi ile
yayınladıkları ortak bildiri idi. Bu bildiriden hemen sonra,
onu hedef gösteren bir kampanya başlatıldı.
Gazeteciler Cemiyeti Sekreterinin, bu kerameti kendinden
menkul gazeteci kılıklı engizisyon mübaşirine, telaşa
kapılarak hesap vermesi, hatta ondan 'delillerini' sunmasını
istemesi, 'gereğinin yapılacağını' söylemesi, bizleri
hayretler ve utanç içinde bıraktı. TGC Basın Özgürlüğü
Ödülünü almış biri olarak.
Sözde gazetecinin TGC'ne yönelik 'sorgu tutanağını' soru ve
cevapları ile aşağıda sunuyorum:
'Yeniçağ: Celal Bey. TGC'nin verdiği Burhan Felek ödülleri
ile ilgili olarak aradım sizi. Doğan Özgüden'e yönetim
kurulu kararıyla teşekkür belgesi verilmiş. Kendisine
ulaştırılmış. Yönetim kurulu'nda siz de bulundunuz. Bu
belgenin gerekçesini öğrenebilir miyim?
Celal Toprak: Burhan Felek gazetecilik ödülleri diye bir şey
yok.
Yeniçağ: Ne var?
Celal Toprak: Burhan Felek Onur Ödülleri diye geçiyor
sanırım. Ödül de değil de. Burhan Felek ile ilgili bir ödül
yok.
Yeniçağ: Var, veriliyor her sene.
Celal Toprak: Hayır, Sedat Simavi ödülleri diye veriliyor .
Yok Burhan Felek ile ilgili bir ödül mekanizması.
Yeniçağ: Emin misiniz Celal Bey? Siz Cemiyet Genel Sekreteri
değil misiniz?
Celal Toprak: Genel sekreteriyim ama beni şaşırtıyorsunuz
siz.
Yeniçağ: Şaşırtmak için söylemiyorum. Gerçekten var.
Celal Toprak: Şöyle; ödül verilmiyor. 50 yılı geçmiş olan
gazetecilere şeref plaketi veriliyor. Yarışma değil yani.
Yeniçağ: Tamam. Ama Doğan Özgüden'e de ödülden ayrı verilmiş
bir teşekkür belgesi var.
Celal Toprak: Yoo. Hiç kimseye hiçbir şey verilmedi bu sene.
Yeniçağ: Ama TGC verildiğini açıkladı. Sizin de imzanız var
belgenin altında.
Celal Toprak: Allah Allah... Teşekkür belgesi mi vermişiz?
Ne diye vermişiz? Yeni mi vermişiz? Allah Allah. Ben şunu
bir sorayım size tekrar dönerim. Numaranızı verirseniz.
Celal Toprak: Selda Hanım. Geçen sene verilmiş bir plaket bu.
Geçen sene 80 üyemize biz 70 yaşını geçmiş 50 yıldır basında
hizmet veren üyelerimize teşekkür plaketi verdik. Teşekkür
belgesi yani. Geçen yıl verdik ama.
Yeniçağ: Evet. Ödül töreni 2008 Mayıs'ta yapıldı.
Celal Toprak: Yok ya. Geçen sene yapıldı. Aralık falandı
herhalde. Basın hizmet ödülü değil bu. O çerçevede verilmiş
bir belge tamam mı? Ödül ile ilgili jüri oluşuyor. Belgeye
de yönetim kurulu kararı veriyor.
Yeniçağ: Herkese mi veriliyor?
Celal Toprak: Herkese verdik. 80'e yakın üyemize verdik.
Yeniçağ: Bu kıstaslarda gazeteci sayısı çok daha fazladır
sanki Türkiye'de. Değil mi?
Celal Toprak: Yo bizim üyemiz bu kadardı hepsine verdik.
Basın hizmet ödülleri farklı ama. Bu yıl 10 kişi aldı mesela.
Onun jürisi farklı. Ayrı bir kuralı yönetmeliği var. Bunu
yönetim kurulumuz anlattığım kıstaslara uygun üyelere verdi.
Yeniçağ: Doğan Özgüden'in 50'ye yakın davası var. Türkiye ye
gelemiyor. Bu yönetim kurulunun kararını etkilemedi mi?
Tartışıldı mı kurulda?
Celal Toprak: Bir sürü gazeteci ile ilgili dava açılıyor.
Çeşitli görüşmeler yapılıyor. Farklı nedenlerle dava açılan
üyelerimiz var. Biz basın özgürlüğü ile ilgili davası
olanlara sahip de çıkıyoruz. Ve o davalar netleşmedi
sanıyorum.
Yeniçağ: Gelemiyor ki Türkiye'ye
Celal Toprak: Ayrı gelemiyor da...
Yeniçağ: Gelmesi durumunda tutuklanacak.
Celal Toprak: Bildiğiniz bir şey yok değil mi bu konuda?
Yeniçağ: Mahkeme kararı var
Celal Toprak: Türkiye'de mi? Var mı karar? Neyle ilgili?
Yeniçağ: TSK'yı aşağılama.
Celal Toprak: Anladım... Bize yardımcı olursanız sevinirim.
Elinizde varsa o karar bize gönderirseniz. Kararla ilgili
belki yönetim kurulunda işleme koyarız onur kuruluna
sevkedebiliriz. Onur kurul üyelikten düşürmeye veya devamına
karar verebilir. Yardımcı olursanız sevinirim.'
Hiç bir gazetecilik ve hukuk nosyonu olmayan çaylak, sözde
gazeteci, tarihi bir gazetecilk kurumunu böyle
sorgulayabiliyor,çok acı.
Doğan Özgüden Türkiye basınının efsane isimlerinden biri.
Akşam'ı Akşam, Çetin Altan'ı Çetin Altan yapan yayın
yönetmeni.
Yaşar Kemal ve Fethi Naci ile birlikte ANT dergisinin ve
yayınlarının kurucusu.
TİP'in her iki dönemde en aktif yöneticilerinden.
1971 ve 1980 darbelerinin 'Kara Kitap'larını yayınlayan
cesur demokrasi ve insane hakları savunucusu.
Türkiye solu yedirtmez onu size. Onları hiç bir zaman yalnız
bırakmayan bu cesur aydınları, insan hakları savunucularını.
Vah, yavrum, hakkında gıyabi tevkif varmış, ona nasıl plaket
verilirmiş? Miş, miş...
Vah, yavrum, yargıyı yaptı, hükmü verdi de, elinden gelse
ipi de çekecek.
Evet, bu karar var, ama Türkiye'nin ayıbı olarak.
Sevgili acemi gazetecim, niye bu tevkif kararı biliyor musun?
1971 askeri darbesini ele alan bir yazıdan dolayı.
Denizlerin, Mahirlerin, İbrahimlerin nasıl katledildiğini
anlatan bir yazıdan dolayı.
Gazeteci, yazar Emin Karaca aynı davada mahkum edildi, 'Sintinenin
Dibinde' başlıklı yazısından dolayı. Karaca bu yazısında
Türkiye demokrasisinin ve solunun hep sintinede tutulma
kaderinden bahseder. Büyük ozan Nazım Hikmet, 1938'de
tutuklanarak, once bir geminin tuvaletine, daha sonra boğucu
havası olan, en dip sintine denilen bölümüne konulmuştu..
Suç: Cuntacı, İnsanlığa karşı suç işlemiş generalleri
eleştirmek.
Bu da ülkemde artık suç haline geldi.
1915'i konuşturmayın, 1938'i konuşturmayın, 1971'i
konuşturmayın, 1980'i konuşturmayın!
Yok öyle yağma.
Her şey konuşulacak BU ÜLKEDE!.
Dersim'de anansız babasız bırakılan kaç çocuk, oraya buraya
evlatlık verildi biliyor musunuz? Kaç bin yetim? Köklerinden
koparıldılar.
Amerikalılar da, Kızılderilileri, vahşi diye eşkiya diye
katletti değil mi?
70 yaşında insanlar hala kardeşlerini arıyor biliyor musunuz?
Aynı Arjantin'in kayıp çocukları gibi.
Hoşunuza gitmiyor değil mi bütün bunların konuşulması.
Bir suçüstü yakalanma korkusu yaratıyor sizlerde.
Dersim'i bir başka savaş yetimine bombalatmak, ne harika bir
fikir, ne kahramanlık!
Doğan Özgüden, Koçgiri kasabı. İzmir'i yakan, kendini 'fatih'
sanan Sakallı Nurettin Paşanın iğrenç bir biçimde bir eşkiya
sürüsüne linç
ettirdiği gazeteci Ali Kemal'in adı anılarak, alenen tehdit
ediliyor.
Neredesiniz ey basın mensupları.
Ali Kemal'in asıl suçu, insanlığa karşı suç işlemiş tehcir
sorumlularını tutuklatmaktı, Milli Mücadeleye karşı çıkmak
değil.
Onlar 150'likler olarak sürgüne yollandı. O da yollanırdı
pekala.
Ali Kemal ise, 'Artin' adı takılarak linç ettirildi, 1915
trajedisini soruşturmaya kalkıştığı için
Bir gün bu ülkede onun heykeli dikilecek.
Türkler onunla onur duyacak, 'içimizden cesur insanlar çıktı'
diyerek, Almanların bugün Schindler'ler ile öğünmesi gibi.
|
|