u.dağlar
Dersim bölgesi ulusal kurtuluş ve çeşitli devrim
teorilerine kurban edilerek yenilgiye uğraması sonucu
yakıldı,yıkıldı ve insanlar zorlan bölgeden kovuldu veya
terk etmek zorunda kalındı.Bu herkesçe bilinen birşey ve
bunu tekrardan döne döne tartışmak veya getirdiği
yenilginin faturasınıda birilerinden çıkarmakta kimseye
bir yarar sağlamaz.
Yapılması gereken, bölgeyi tekrardan yeniden
yapılandırmak üretime yönelik projeler geliştirmek ,varolan
mevcut belediyelere destek vererek, onları, iktisadi
anlamda kalkınmalarına yardımcı olmalıyız.
Kendi çoğrafyasında bu kadar siyasi tartışmalar yerini
birde dersimde ne yapabiliriz(?) yani sanayiinin
olmadığı ,topraklarında bilinçli bir üretiminde
yapılmadığı, ağır geçen kış koşulların baskısı altında
kalan bölgede neler yapılabilir tartışmaları
yürütülseydi sanırım daha olumlu sonuçlar
alınabileceğine inanıyorum.Bölgeyi kalkındırmak amacıyla
verilen kredilerin nasıl batıya kaydırıldığını,bölge (yani
dersim`e) son zamanlarda kalınabilecek yaşanabilecekmantığıyla
degil, burayı daha çok nasıl sömürülebilecegini, çıkan
uydurmalık terör yasasıyla insanları avutarak nasıl
kandırıldıklarını,evleri yıkılan insanlar bu yıkıntılar
içinde üzüntü yerine verilecek olan paranın cazibesine
kapılarak adeta sevinç duyar hale getirilerek buralarda
zaten yaşanılmaz birşeyde olmaz,yetışmez düşüncesi
kerkeste egemen hale gelmiş adeta talan ve yağmacılık
kültürü insanlarda bir yaşam biçimi haline getirilmiş.
Solun yaptığı toplumsal kurtuluş modelleri gülünç hale
gelmiş, sağın devletle bütünleşen mafia vari ve ırkçı
politikalar ölümü bekleyen ağır bir hastanın can
çekişmesine benziyor.
Bölgeyi kalkındırmak,üretime özendirmek,insan
malzemesini tekrar işler hale getirmek çabalarını
gösteren birkaç iyiniyetli insanlarında yörede devam
etmekte olan terörün estirdiği kokudan dolayı kararsız
halde bekle,gör düşüncesiyle hiçbirşey
yapamamaktadırlar.
Duyarlı her dersimliye düşen görev, bölgesine geriye
dönüşleri teşvik ederken mantıklı ve ordaki günlük
yaşamla bütünleşen projeler üretmek ve yakılan,yıkılan
yerleri tekrar onarmak yerine- yani köyüne- sahip
çıkmalıdır.
Geriye dönerkende, kimimiz dışardan kazandığımız sermaye
(parayla) kimimiz,çeşitli işyerlerinde veya üretim
alanlarında kazandığımız teorik birikim ve
tecrübelerimizle;
Kimimiz teknolojik ve bilimsel bilgileriyle dersime
aktararak gelişmesine yardımcı olmalıyız.
Yoksa çeşitli anternatif sistem modellerin hayalini
kurarak (bunu yapmakta her dersimliye düşen bir görevmiş
gibi )savunmak eskinin marjinelleşmiş söylevlerini
gündemde tutarak siyasi kazanç ve rantçılık yapmak
hiçbir dersimliyede yarar sağlamaz.Bu mantık bölgeyi
gittikçe daha çok insansızlaştıracak ve terk edilen
yerlerde zamanla çölleşecek, yıllardır devletin
beklediği sonuçlarada böylece kavuşmuş olacak.
Her insan insanlık yararına(doğadaki diğer varlıklarda
buna dahil) gösterdiği icratlarıyla övünme hakkına
sahiptir ancak.Biz dersimlilerde birşeyler üretmeliyiz
ki ürettiklerimizide birbirimize paylaşarak ancak o
zaman gurur ve sevinç duyma hakkınada sahip olabilelim.
Lafla pilav pişmez ama galiba bizde pişirmeye çalışanlar
çok.Geriye kalanlarda pişirmiyeceğine inansalarda ya
birde pişerşe
mantığıyala pişirenleri bekliyorlar.
Bu haykırışım ve yazım bölgeye gittikten sonra edindiğim
küçük bir izlenim sonucu yazdım.
Herkes kazandıklarıyla veya hayal ettikleri dünyanın
emellerine gerçekleştirme umutlarını bölgesini terk
ederek batı illerinde veya avrupa`da denemeye
çalışıyorlar ama ben silahların gölgesinde ölüm hergün
kapımıda çalsa dersimde yaşamayı karar kıldım.
Herkese örnek olsun diye güzel bir dünyanın tohumlarını
önce kendi topraklarımızda ekmeliyiz.