Anasayfa     Zazaki     Français     Türkçe      Armenian     Deutche      Kurmanc      English

   
   

 

   
 

Yeniden yapılanma ve Dersim`e dönüş

 u.dağlar

Dersim bölgesi „ulusal kurtuluş“ ve çeşitli devrim teorilerine kurban edilerek yenilgiye uğraması sonucu yakıldı,yıkıldı ve insanlar zorlan bölgeden kovuldu veya terk etmek zorunda kalındı.Bu herkesçe bilinen birşey ve bunu tekrardan döne döne tartışmak veya getirdiği yenilginin faturasınıda birilerinden çıkarmakta kimseye bir yarar sağlamaz.
Yapılması gereken, bölgeyi tekrardan yeniden yapılandırmak üretime yönelik projeler geliştirmek ,varolan mevcut belediyelere destek vererek, onları, iktisadi anlamda kalkınmalarına yardımcı olmalıyız.
Kendi çoğrafyasında bu kadar „siyasi“ tartışmalar yerini birde dersimde ne yapabiliriz(?) yani sanayiinin olmadığı ,topraklarında bilinçli bir üretiminde yapılmadığı, ağır geçen kış koşulların baskısı altında kalan bölgede neler yapılabilir tartışmaları yürütülseydi sanırım daha olumlu sonuçlar alınabileceğine inanıyorum.Bölgeyi kalkındırmak amacıyla verilen kredilerin nasıl batıya kaydırıldığını,bölge (yani dersim`e) son zamanlarda „kalınabilecek“ „yaşanabilecek“mantığıyla degil, burayı daha çok nasıl sömürülebilecegini, çıkan uydurmalık „terör“ yasasıyla insanları avutarak nasıl kandırıldıklarını,evleri yıkılan insanlar bu yıkıntılar içinde üzüntü yerine verilecek olan paranın cazibesine kapılarak adeta sevinç duyar hale getirilerek „buralarda zaten yaşanılmaz“ „birşeyde olmaz,yetışmez“ düşüncesi kerkeste egemen hale gelmiş adeta talan ve yağmacılık kültürü insanlarda bir yaşam biçimi haline getirilmiş.
„Sol“un yaptığı toplumsal kurtuluş modelleri gülünç hale gelmiş, sağın devletle bütünleşen mafia vari ve ırkçı politikalar ölümü bekleyen ağır bir hastanın can çekişmesine benziyor.
Bölgeyi kalkındırmak,üretime özendirmek,insan malzemesini tekrar işler hale getirmek çabalarını gösteren birkaç iyiniyetli insanlarında yörede devam etmekte olan terörün estirdiği kokudan dolayı kararsız halde „bekle,gör“ düşüncesiyle hiçbirşey yapamamaktadırlar.
Duyarlı her dersimliye düşen görev, bölgesine geriye dönüşleri teşvik ederken mantıklı ve ordaki günlük yaşamla bütünleşen projeler üretmek ve yakılan,yıkılan yerleri tekrar onarmak yerine- yani köyüne- sahip çıkmalıdır.
Geriye dönerkende, kimimiz dışardan kazandığımız sermaye (parayla) kimimiz,çeşitli işyerlerinde veya üretim alanlarında kazandığımız teorik birikim ve tecrübelerimizle;
Kimimiz teknolojik ve bilimsel bilgileriyle dersime aktararak gelişmesine yardımcı olmalıyız.
Yoksa çeşitli anternatif sistem modellerin hayalini kurarak (bunu yapmakta her dersimliye düşen bir görevmiş gibi )savunmak eskinin marjinelleşmiş söylevlerini gündemde tutarak „siyasi“ kazanç ve rantçılık yapmak hiçbir dersimliyede yarar sağlamaz.Bu mantık bölgeyi gittikçe daha çok insansızlaştıracak ve terk edilen yerlerde zamanla çölleşecek, yıllardır devletin beklediği sonuçlarada böylece kavuşmuş olacak.
Her insan insanlık yararına(doğadaki diğer varlıklarda buna dahil) gösterdiği icratlarıyla övünme hakkına sahiptir ancak.Biz dersimlilerde birşeyler üretmeliyiz ki ürettiklerimizide birbirimize paylaşarak ancak o zaman gurur ve sevinç duyma hakkınada sahip olabilelim.
Lafla pilav pişmez ama galiba bizde pişirmeye çalışanlar çok.Geriye kalanlarda pişirmiyeceğine inansalarda „ya birde pişerşe“…mantığıyala pişirenleri bekliyorlar.
Bu haykırışım ve yazım bölgeye gittikten sonra edindiğim küçük bir izlenim sonucu yazdım.
Herkes kazandıklarıyla veya hayal ettikleri dünyanın emellerine gerçekleştirme umutlarını bölgesini terk ederek batı illerinde veya avrupa`da denemeye çalışıyorlar ama ben silahların gölgesinde ölüm hergün kapımıda çalsa dersimde yaşamayı karar kıldım.
Herkese örnek olsun diye güzel bir dünyanın tohumlarını önce kendi topraklarımızda ekmeliyiz.


 

 

   
 
    Back to Top