TRAVMA
----------------------------------------------------------
Soykırım tanıkları.
----------------------------------------------------------Gülizar
ana
--------------------------------------------------
80 yasında 1996 yılında vefat etti1938 dersim soykırım tanığı
Ah ah ah derd kule zerema ah.( ah içimizin yarası derdi ah)
Köy halkının geceleri bir araya gelme derdlesme alışkanlığı
vardı Gülizar ana derd derdi 38 derdi baksa birsey demezdi. O
ağlardı herkesi ağlatırdı. Bu 38 sözcüğünü ilk kez 12
yasındayken bu anadan duydum.
Olup biten vahşetin ateşin tertelenin tarihi gibiydiler her biri
bir başka canlı tarihti seyd âlinin çok güçlü bir hafızası vardı
aradan geçen 40 yıla rağmen herseyi dün olmuş gibi her detayına
kadar hatırlıyorlardı. Dert leşmekten baksa bir niyetleri
gayeleri yoktu. Gözlerinde sözlerinde hiç kin olmasa da ama
yüreklerindeki acı yasanan dram hiçbir zaman onları terk etmedi
endişe korku kaygı yasamları boyunca hep sürdü. Bu taravma
onların çocukları torunları olan bizlerin yaşamını da feci
şekilde etkilemiştir. Biz bu insanlık trajedisini yasadık bu
tavmayı gelecek nesillere taşımak istemiyoruz.
Onun içinde dersimde 1938 de yasanan insanlık trajedisin tüm
çıplaklığıyla açığa çıkmalı.
İnsanlık tarihinin bu acı sayfası yine insanlığın ortak temel
değerleriyle yargılanmalı sorumluları tarih önünde lanetlenip
mahkûm edilmelidirler. Mağdurların yaralarını saracak ruhlardaki
derin yaraları iyileştirecek hiçbir güç ve yöntem yoktur.
Ama insanların helede ana doluda yasayan insanlığını henüz
yitirmemiş insanların sıcak ilgisi sıradan bir özrü bu toplumun
acılarını hafifletecektir. Ölenlerin geride kalanların yasadığı
ağır bedel insanlığın geleceğinin iyi güzel insani değerlerle
bir karşılık bulması olmalıdır. Hiç değilse
Gelecekte de insanlığın bu ve buna benzer felaketler yaşamaması
için geçmişi açığa çıkarmak aydınlatmak vicdanen yargılamak
insanlığın geleceğini kurtarmaktır. İnsanlığın geleceği artık
temiz olmalıdır bu kara kirli lekeler bir daha tarihe
düşmemelidirler.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bu olayların hepsi 1938 de dersimde yaşanmıştır (.torunları
olarak bizimde ruhumuz yaralıdır. Ve hep öylede kalacak hiçbir
zaman iyileşmeyecektir.)
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Ah otuz sekiz derdi Gülizar ana birçok yaşlı dersim linin Türkçe
bildikleri tek kelime bu otuz sekiz kelimesidir.
Hafızalarına kazınmış terteledir. ( soykırım) korkunun ölümün
acının ateşin açlığın en dehşet verici haliyle hafızalara
kazınmasıdır.
Hepsinin ortak sözcüğü (awaqe ma diya kes mevino) bizim
gördüğümüzü hiç kimse görmesin. Bu acıyı ne dost görsün ne
düşman
(utuz sekiz zulum vi adır vi be bex ti ye viye ekser ama ma
Qırkerdime vesnayme est me
Dare şi) Türkçesi 38 zulümdü namertlikti bizi kırdılar yaktılar
astılar sürdüler gittiler.
Seyd alı,
------------------------------------------------------------------------------
1938 soykırımında 22 yaşında 1993 de 77 yaşında hayata veda etti
köyleri yakıyorlardı insanları kurşuna diziyorlardı çok az insan
kaldı çok az insan garba sürüldü. Abdullah paşa çok zailimdi çok
acımasızdı. Karakol vardı türüşmekte xeç taraflarında birini sağ
yakalayıp getirmişlerdi Yusuf tu adı bizim köyde akrabaları
vardı şıx mamed aşiretindendi yere yatırdılar
Ellerini kollarını yere çaktıkları kazıklara iple bağladılar.
Sonra bir asker kasaturasını çıkarıp dizlerini kırıp yere
çömeldi. Bizim Bektaşi sen vurdun değimli diyordu.
Kasaturayı defalarca yusufun göğsüne karnına vurup çıkarıyordu.
Hiç kimse bakamıyordu ama ibret olsun diye insanlara
seyrettiriyorlardı. Süngüyü vurdukça içindeki kandan su sesi
gibi kan sesi geliyordu. Yusuf çığlık atmıyordu. Sadece
akrabalarından keko dan su istedi keko cesaret edemedi. Hiç
birimiz cesaret edemedik kimse husufa su veremedi. Ve Yusuf son
kez konuştu ah keko bunların yaptığı değil sizin bu haliniz bana
daha çok acı veriyor. Yusuf tan duyduğumuz son sözler bunlardı.
Yusuf ölmüştü o cesedi alıp gömmemiz lazımdı lakin cesaret
edemiyorduk Ertesi gün sabah cesedin iplerini çözdüler.
Kaskatı kesilmişti. Ayakta duruyor gibiydi taşıyıp bir uçurumdan
aşağıya attılar kemere goskar
(goskarın taşı) diyorlar oradan aşağıya attılar. ceset ayakları
üstüne düştü bir süre ayakta durur gibi oldu sonra yana düştü.
Biz o günün gecesi kendi aramızda cesedi gizlice alıp gömmeyi
kararlaştırdık. Askerde köylere baskına çıkmıştı o gün sabah
cesedin basına ulaştığımızda cesedin param parça olduğunu gördük
geceden yabani hayvanlar cesedi parçalamışlardı. O ceset
parçalarını alel acele toprağa gömdük kimseye görünmeden koşarak
köye geri döndük bu ve buna benzer birçok olay dersimin her
yerinde sahnelenmiştir.
(Domone ke kırkerdi had hesabe ho çinebi) öldürülen insanların
helede çocukların haddi hesabı yoktu.
Sivil insanlar kafileler halinde topluca dere kenarlarında
ormanlarda mağaralarda topluca katlediliyorlardı.
Köyler yakılıyordu insanların altınları kıymetli eşyaları talan
ediliyordu. Kadınlar tecavüzlere uğruyorlardı.( Qak keş nimısno)
hak bu durumu kimseye göstermesin. Benim bildiğim dersimin her
yerinde büyük katliamlar oldu milisler âli şir efendinin zarifa
xanımın başını kestiler. Getirip dest nahiyesinde orduya teslim
ettiler.
Hesen efendi ailesiyle balişerde katledildiler
Aliye gax ailesiyle birlikte katledildiler. ağlere çuğure
qirkerd)alan aşiretinden çukurlu beyler aileleriyle yok
edildiler.
Mire pulemuriye qırked.)Pülümür beyleri yok edildiler. Sare
Hozat sare pulur ye mazgerd ye hete kilise nazmiya asira demenu
heyderu wusvu bextiyaru balavanu şihhesenu kuresu abasu peero
qırkerd.
Seyrıza wuse seyd fındık ağa xarpette est dare(harputta) buğday
meydanında astılar.
Emina ana
------------------------------------------------------------------------------------------
1938 kırımında 14 yaşındaymış şu an 84 yaşında otuz sekiz tanığı
gözlerini kaybetti yaşıyor.
(Piyemı mırava hayde şime çe ape tu.- Çe apemi rovayiğe devi)
Türüşmege askerler gelip karakol yapmışlardı ilk etapta bize
fazla karışmadılar. Ama iki orta yaslı adamı karakola götürdüler(Jİ
PİYE MURTE WUSE QER Vİ) birisi murte wese qerin babasıydı.
buunlardan silah istiyorlarmış acımasızca işkenceler
yapıyorlardı ki bağırtılarından
Çığlıklarından biz çılgına dönmüştük ben kaçtım evin en karanlık
yerine saklandım birkaç gün sonra bu iki adamı karakoldan
çıkarıp katırlara bindirdiler. xeç tarafına doğru gittiler
Sonra bunlar geçtikleri köylerde görmüşler katırların arkasına
bağlayıp sürüklemişler cesetleride beyaz dagda bulunup oraya
gömülmüşler(.ma zülümo hene diyo xe savajime.)
Bizim gördüğümüz zülümü ne dost görsün ne düşman.
Ben babam ve küçük kardeşim ormana daha yakın olduğu için daha
güvenli olur daha rahat kaçıp saklanırız diye robayik köyündeki
akrabalarımızın yanına gidiyorduk.
Köye yaklaştığımızda her taraftan dumanlar yükseliyordu. Köy
hala yanıyordu. Tepe bir yer vardı yüksek bir yer mezarlıktır
orası orada hamile bir kadını ağaca bağlamışlardı karnını
yarmışlardı içindeki bebek dışarıya çıkmıştı..ikiside ölmüştü.
Bu vahşeti gözlerimle gördüm. Köyün içine doğru gittik sağ kalan
varmı ona bakıyorduk.
Köyün tam ortasında harman yeri vardı amcamım eşi yüzüstü yerde
yatıyordu. Kursunla vurulmuştu sırtında kursun izleri vardı üç
dört metre ötesinde 5 yasındaki kızı yüzükoyun yerde yatıyordu.
Çoğu süngülerle öldürülmüşlerdi süngü ile kursun izi belliydi
süngü izi geniş ve derin oluyordu. O köyden sadece o anda orda
olmayan 3 kişi kurtulmuştu. Wuse heme dewi ve iki yeğeni. Geri
kalanların hepsi öldürülmüştü. Robayik toptan yakılmış
yıkılmıştı.
Her taraf aynıydı dersim yanıyordu aha bu Munzur ceset akıyordu
kan akıyordu. Artık insanlar cesetleri sudan çıkarıp gömemez
hale gelmişlerdi. Bu tertelede bende iki dayımı birçok akrabamı
kaybettim
Bizim köyün ileri geleni hasan efendi idi 38 onada demişler aile
efradını topla yanınıza sadece pahada ağır yükte hafif eşyanızı
yanınıza alın sizi sürgünü yolluyoruz demişler hesen efendi buna
inanmıyordu katledileceklerini biliyordu başka köylerde evli
olan kız kardeşleride onunla gitmek istiyorlar. Ama hesen efendi
buna razı olmuyordu. Hesen efendi kureşan aşiretinin önde
gelenlerindendir.
Ama direnişçi degil tarafta değil bir tek kursun atmamıştır buna
rağmen ailesiyle birlikte garba götürülme bahanesiyle perteğin
balişer köyüne yakın bir derede topluca katledilmişlerdir.
Bu kafileden sadece hesen efendinin en küçük oğlunun akıbeti
belli değildir ne cesedi bulunabilmiş nede dirisi, akrabaları
hala bir umutla bir gün çıkıp gelmesini bekliyorlar bu aileden
de sadece iki kişi sağ kalabilmiştir.
Dersimin her yerinde kadınlar kızlar tecavüze uğramamak için
kendilerini kayalıklardan uçurumlardan atıp hayatlarına son
veriyorlardı
http://f2.webmart.de/f.cfm?id=3284139&r=threadview&a=1&t=3447301