“Biz Seyyid
Rıza'yı
aldık.
Otomobil' de
benimle
polis müdürü
İbrahim'in
arasına
oturdu. Jeep
Jandarma
Karakolunun
yanında ki
meydanda
durdu.
Seyyid Rıza
sehpaları
görünce
durumu
anladı .”
-
Asacaksınız,
dedi ve bana
döndü.
- Sen,
Ankara'dan
beni asmak
için mi
geldin ?
Bakıştık.
İlk kez idam
edilecek bir
insanla yüz
yüze
geliyordum.
Bana güldü.
Savcı namaz
kılıp
kılmayacağını
sordu.
İstemedi.
Son sözünü
sorduk.
- Kırk liram
ve saatim
var.
Oğluma
verirsiniz.
Dedi.
Bu sırada
Fındık Hafiz
asılıyordu.
Asarken iki
kez ip koptu.
Ben, Fındık
Hafız
asılırken
görmesin
diye
pencerenin
önünde
durdum.
Fındık
Hafız'ın
idamı bitti...
Seyyid
Rıza'yı
meydana
çıkardık.
Hava soğuktu
ve etrafta
kimseler
yoktu.
Seyyid Rıza,
meydan insan
doluymuş
gibi
sessizliğe
ve boşluğa
hitap etti:
“EVLADI
KERBELAYIK!...
BÎHATAYIK.
AYIPTIR.
ZULÜMDÜR!..
CÎNAYETTÎR
!...,, dedi.
Benim
tüylerim
diken diken
oldu. Bu
yaşlı adam
rap-rap
yürüdü.
Çingene'yi
itti. İpi
boynuna
geçirdi.
Sandalyeye
ayaği ile
bir tekme
vurdu.
İnfazını
gerçekleştirdi ... »
Dersim
olaylarına
ilişkin
bölgede
yaptığımız
araştırmalarda
ve
görüştüğümüz
yaşlıların
değerlendirmesi
sonuç olarak
çok
ilginçtir.
Özetle
şunları
söylemişlerdir:
İhsan Sabri
Çağlayangil’in
anıları
yörede
anlatılanları
ve bölgedeki
kamu
yöneticilerin
olumsuz
tavırlarını
belgelemektedir.
Seyyid Rıza,
Atatürk'e
telgraflar
çekmiş,
görüşmek
istemiş, o
dönemdeki
bazı devlet
adamları,
Atatürk'ün
çevresindekiler,
bu girişimi
engellemişlerdir.
Seyit
Rıza’nın
tesliminde
alınan
belgeler ile
Atatürk’e
yazdığı
mektuplar
açıklanırsa,
kimin ne
olduğu
ortaya çıkar.
Kimin ne
olduğu
bilinir. O
zaman, hep
beraber
gerçeği
görürüz.
Ekim ayı
ortalarında
(söylenen
kesin
olmayan
tarihlere
göre: 5/15
Eylül);
Seyit Rıza
Erzincan’dan
Elazığ’a
götürülüp,
Dersimli
toplam 58
kişi askeri
mahkemede
isyana
teşvikten ve
bu isyana
katılmaktan
dolayı
yargılanır.
14 gün süren
yargılama
sonucunda,
15 Kasım’da
mahkeme
biter: 14
kişi beraat
eder. Seyit
Rıza da
dahil 7 kişi
idama, 37
kişi ağır
hapis
cezalarına
mahkum
edilir. 15
Kasım’da,
Seyit Rıza ve altı
kişi Elazığ
Buğday
Meydanı’nda
şafakla
birlikte
infaz
edilirler.
Bu altı kişi,
Seyyid
Rıza’nın
oğlu Resik
Hüseyin,
Kamer
Ağa’nın oğlu
Yusufanlı
Fındık,
Şeyhan reisi
Usê Seydi,
Demenan
reisi
Cebrail veya
oğlu,
Kureşanlı
Hasan ve
Haydaranlı
Kamer
Ağa’dırlar...”
İdamdan
sonra
cenazeleri
dar
ağaçlarından
indirilerek,
Elazığ
sokaklarında
halka teşhir
edildikten
sonra
yakılır...
Dış
gelişmeleri
ve siyasi
olayları
gören, Seyit
Rıza
kendiliğinden,
güvence
alarak
teslim
olması ve
yetkililerin
af
edileceğini
söylemelerine
karşın,
yasalar
gereği yaşlı
olmasından
infazın
uygulanamayacağı
hükmüne
karşın, yaşı
küçültülerek,
15 Kasım
1937'de "86
Yaşında"
Elazığ'da 45
gün (gün
olarak
bazıları
daha fazla
olduğu
söylemektedirler)
tutulduktan
sonra,
Abdullah
Paşa'nın
emri üzerine,
buğday
pazarı
meydanında
asılmıştır.
Namertlik
göstererek,
verilen
sözler
tutulmamıştır.
Seyit
Rıza’nın
asılacağını
duyan,
altıbine
yakın
serdengeçti,
intihara
gidecek
insan,
kefeni
simgeleyen
beyaz köynek
(yakasız
işlik-gömlek)
ve beyaz
tuman (kopçalı-uzun
don) giyerek,
Elazığ'ın
çevresini
sarmışlardır.
İl
çevresinde
toplanan,
tahmini 6000
kişilik
beyaz
giysili
Dersimli’den
korkularak
ve
Atatürk’ün
affından da
çekinilerek
idam
edilmiştir.