Özgürlük nedir?
Özgürlük; kendimizi farkli şekillerde ifade etmek,
dilediğimizi düşünmek,hiçbir baskı ve engelle karşılaşmadan
düşündüklerimizi uygulamak kisaca arzuladiğimiz şekilde
yaşamaktır.Bu, birey özgürlüğünün dışa yönelik
ifadesidir.Bireysel özgürlük toplumun siyasi yapısıyla doğrudan
ilintilidir.Toplumun dikta rejimlerinin baskisi altinda olduğu
yerlerde bireysel özgürlüklerden bahsedilemez.
Özgürlüğün içe yönelik ifadesi ise, bireyin kendi özbenliğiyle
yüzleşmesidir. İnsan zihni içsel olarak, özgür olmadıkça neyin
doğru olduğunu görmesi imkansızdır.
Bireyin kimliği, içinde yaşadığı toplumun kültür yapısıyla
şekillenerek belli bir düşünce ve davraniş kalıplarına sahip
olur. Zihinsel özgürlüğü elde etmek için, bireyin sahip olduğu
düşünce ve davranış kalıplarını sorgulamalı,hayatın
yetersizliklerini, çelişkileri ve içinde taşıdığı korkularının
farkında olmalı. Bütün bu etkenlerden uzak kalip kalmıyacağını
görebilmelidir. Birey zihinsel özgürlüğü yakalamadikça,
inceleyip arastıramaz ve derin bakamaz. Zihinsel özgürlük
olmadikça kişi kendini bilemez.
İçe dönük özgürlüğü elde etmek için:
1-Bireyin mevcut gerçekliğinin (realitenin) farkında olması
2-Mevcut gerçekliğini (hoşnut olmadığı realiteyi) değiştirmek
için onu tanıması ve öğrenme arzusu taşıması gerekir.
Özgürlük, bireyi fiili olarak kendisini gözleyebilmesini sağlar.
Bu gözlem, kendine has öğrenme metodu (disiplini) beraberinde
getirir. Bireyin kendi öz benliğini zincire vuran düşünce ve
korkulariyla yüzleşerek hesaplaşmali, değişim ve dönüşümü
sağlamakla özgürleşir. Değişim ve dönüşümü iç benliğinde
başlatan bireyler özgürleşir. Özgürleşen bireyler ancak, toplumu
değiştirme iddiasının sahibi olabilirler.
Özgürlük bir olgu mu, yoksa ideal mi?
İnsanlığın tarih sahnesine çıkması; emeğin sömürüsü olan
ezen-ezilen olarak saflaşması (sınıflı toplumlara bölünmesiyle)
özgürlük mücadelesi başlamış ve günümüze kadar değişik biçimler
alarak devam etmektedir.
İnsanın doğasında daha iyi bir yaşam koşulları elde etme arzusu
devamlı varolmuştur. Daha yaşanabilir güzel bir dünyayi sürekli
hayal etmişler. Bu idealleri gerçekleştirme mücadelesinde, ağır
bedeller ödenmesine rağmen hiçbir zaman ideallerinden
vazgeçmediler.
Özgürlük uğruna verilen mücadele bir olgudur. Hertürlü
eşitsizliğin ortadan kalktığı, baskı, sömürü ve savaşların
olmadığı bir dünya henüz gerçekleşmediği için aynı zamanda bir
idealdir özgürlük.
Özgürlük Mücadelesine Nereden Başlanmalı?
Özgürlük, bireylerin içinde bulundukları toplumsal konumlarına(sınıfına)
göre farklı anlamlar alır. Egemen konumda mülküyet sahipleri
için özgürlük, daha çok emek sömürüsü, bunu gerçekleştirmek için
sınırsız baskı ve şiddettir. Ezilenler için ise, emeğin
sömürüsüne son verme, baskı ve şiddete karşı direnme ve daha
yaşanabilir bir dünya elde etme mücadelesidir.
Daha yaşanabilir yeni bir dünya için, özgürlük mücadelesine
nereden başlanmalı?
Toplumsal mücadelede mi, bireysel özgürlüklerde mi, yoksa
bireyin kendi iç benliğiyle hesaplaşmada mı?
Bireyin kendi iç benliğiyle hesaplaşması ile bireysel
özgürlükler elde etme mücadelesi, toplumsal mücadelenin birer
parcalarıdır.
Toplumu değistirme iddiasiyla ortaya çıkan farklı ideolojilere(dünya
görüşüne) sahip siyasi oluşumlar(partiler,örgütler) kitleleri
örgütleyerek iktidari ele geçirmelerine rağmen, insanoğlunun
nihai ideallerine cevap verecek özgürlüğü gerçekleştirmede
başarısızılığa uğradılar.
Ezilen yığınlar adına iktidarı ele geçiren öncü güç (parti,örgüt),
toplumsal değişimi ve dönüşümü sağlayamadan iktidar erkini
temsil ettikleri kitlelere karşı baskı ve şiddet aygıtı olarak
uyguladılar.
Sosyalist Blok,Demirperde Bloğu gibi çeşitli adlarla anılan
Sovyetler Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin başını çektiği
Doğu Bloku ülkelerinin siyasi yapılanmaları ezilen yığınlar
adına iktidarı elinde tutan Komünist Parti üst düzey
yönetcilerinin, bürokratların yönetimlerinde parti
diktatörlüğüne dönüştü. Bürokrat-parti diktatörlüğüne karşı
mücadele eden işçi sınıfı Romanya ve Arnavutluk gibi ülkelerde
toplu ayaklanmalarla bu rejimleri alaşağı ederek trajı komik bir
sonla tarihe karıştılar.
Toplumu değistirme iddiasıyla orta çıkan hareketler, gelecekteki
yeni toplumun birer nüvesi (prototipi) durumundadır.Bu örgütlü
grupları oluşturan kadrolar, yeni toplumda arzu edilebilecek
ilişkileri,kişilik dönüşümleri tamamlamış (düşünce ve davranışta)
ideal örnek insanlar olmalıdır.
Toplumu değistirmek için, önce değisim ve dönüşüm bireylerden
başlanmalıdır.Değisim ve dönüşümü gerçekleştirmiş bireylerin
örgütlenmesiyle toplumsal degişim ve dönüşümlerin motoru
olabilirler.
Özgürlük mücadelesini, önce bireylerin kendi iç benliğiyle
hesaplaşarak fazlalıklarından arınmalı, özgürlükleri
sınırlandıran eski düşünce ve davranışları içimizden sökerek
kurtulmalıyız. Zihnimizdeki karakollari yıkmadan düşüceler
üzerindeki zincirleri kıramayız.
Özgürlüğü önce kendi iç benliğimizle hesaplaşarak kazanmalıyız!
Memocan Awdeli
awdelim@gmail.com