Politika    Jenosit    Diaspora    Kimlik      Tarih          Dil       Alevilik      Baskı      Duyuru       Sanat       Munzur     Forum      Linkler    Cografya    Yayinlar    Muzik
 
   

Zazaki
Français
Laz
Türkçe  
Armenian
Suryani
Deutche
Kurmanc

English
Yazidi
Pontus


Anasayfa

 

 

 

 

Özgürlük nedir?

Özgürlük; kendimizi farkli şekillerde ifade etmek, dilediğimizi düşünmek,hiçbir baskı ve engelle karşılaşmadan düşündüklerimizi uygulamak kisaca arzuladiğimiz şekilde yaşamaktır.Bu, birey özgürlüğünün dışa yönelik ifadesidir.Bireysel özgürlük toplumun siyasi yapısıyla doğrudan ilintilidir.Toplumun dikta rejimlerinin baskisi altinda olduğu yerlerde bireysel özgürlüklerden bahsedilemez.

Özgürlüğün içe yönelik ifadesi ise, bireyin kendi özbenliğiyle yüzleşmesidir. İnsan zihni içsel olarak, özgür olmadıkça neyin doğru olduğunu görmesi imkansızdır.
Bireyin kimliği, içinde yaşadığı toplumun kültür yapısıyla şekillenerek belli bir düşünce ve davraniş kalıplarına sahip olur. Zihinsel özgürlüğü elde etmek için, bireyin sahip olduğu düşünce ve davranış kalıplarını sorgulamalı,hayatın yetersizliklerini, çelişkileri ve içinde taşıdığı korkularının farkında olmalı. Bütün bu etkenlerden uzak kalip kalmıyacağını görebilmelidir. Birey zihinsel özgürlüğü yakalamadikça, inceleyip arastıramaz ve derin bakamaz. Zihinsel özgürlük olmadikça kişi kendini bilemez.

İçe dönük özgürlüğü elde etmek için:

1-Bireyin mevcut gerçekliğinin (realitenin) farkında olması
2-Mevcut gerçekliğini (hoşnut olmadığı realiteyi) değiştirmek için onu tanıması ve öğrenme arzusu taşıması gerekir.

Özgürlük, bireyi fiili olarak kendisini gözleyebilmesini sağlar. Bu gözlem, kendine has öğrenme metodu (disiplini) beraberinde getirir. Bireyin kendi öz benliğini zincire vuran düşünce ve korkulariyla yüzleşerek hesaplaşmali, değişim ve dönüşümü sağlamakla özgürleşir. Değişim ve dönüşümü iç benliğinde başlatan bireyler özgürleşir. Özgürleşen bireyler ancak, toplumu değiştirme iddiasının sahibi olabilirler.

Özgürlük bir olgu mu, yoksa ideal mi?

İnsanlığın tarih sahnesine çıkması; emeğin sömürüsü olan ezen-ezilen olarak saflaşması (sınıflı toplumlara bölünmesiyle) özgürlük mücadelesi başlamış ve günümüze kadar değişik biçimler alarak devam etmektedir.
İnsanın doğasında daha iyi bir yaşam koşulları elde etme arzusu devamlı varolmuştur. Daha yaşanabilir güzel bir dünyayi sürekli hayal etmişler. Bu idealleri gerçekleştirme mücadelesinde, ağır bedeller ödenmesine rağmen hiçbir zaman ideallerinden vazgeçmediler.
Özgürlük uğruna verilen mücadele bir olgudur. Hertürlü eşitsizliğin ortadan kalktığı, baskı, sömürü ve savaşların olmadığı bir dünya henüz gerçekleşmediği için aynı zamanda bir idealdir özgürlük.

Özgürlük Mücadelesine Nereden Başlanmalı?

Özgürlük, bireylerin içinde bulundukları toplumsal konumlarına(sınıfına) göre farklı anlamlar alır. Egemen konumda mülküyet sahipleri için özgürlük, daha çok emek sömürüsü, bunu gerçekleştirmek için sınırsız baskı ve şiddettir. Ezilenler için ise, emeğin sömürüsüne son verme, baskı ve şiddete karşı direnme ve daha yaşanabilir bir dünya elde etme mücadelesidir.

Daha yaşanabilir yeni bir dünya için, özgürlük mücadelesine nereden başlanmalı?

Toplumsal mücadelede mi, bireysel özgürlüklerde mi, yoksa bireyin kendi iç benliğiyle hesaplaşmada mı?

Bireyin kendi iç benliğiyle hesaplaşması ile bireysel özgürlükler elde etme mücadelesi, toplumsal mücadelenin birer parcalarıdır.
Toplumu değistirme iddiasiyla ortaya çıkan farklı ideolojilere(dünya görüşüne) sahip siyasi oluşumlar(partiler,örgütler) kitleleri örgütleyerek iktidari ele geçirmelerine rağmen, insanoğlunun nihai ideallerine cevap verecek özgürlüğü gerçekleştirmede başarısızılığa uğradılar.
Ezilen yığınlar adına iktidarı ele geçiren öncü güç (parti,örgüt), toplumsal değişimi ve dönüşümü sağlayamadan iktidar erkini temsil ettikleri kitlelere karşı baskı ve şiddet aygıtı olarak uyguladılar.

‘Sosyalist Blok’,’Demirperde Bloğu’ gibi çeşitli adlarla anılan Sovyetler Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin başını çektiği Doğu Bloku ülkelerinin siyasi yapılanmaları ezilen yığınlar adına iktidarı elinde tutan ‘Komünist Parti’ üst düzey yönetcilerinin, bürokratların yönetimlerinde parti diktatörlüğüne dönüştü. Bürokrat-parti diktatörlüğüne karşı mücadele eden ‘işçi sınıfı’ Romanya ve Arnavutluk gibi ülkelerde toplu ayaklanmalarla bu rejimleri alaşağı ederek trajı komik bir sonla tarihe karıştılar.

Toplumu değistirme iddiasıyla orta çıkan hareketler, gelecekteki yeni toplumun birer nüvesi (prototipi) durumundadır.Bu örgütlü grupları oluşturan kadrolar, yeni toplumda arzu edilebilecek ilişkileri,kişilik dönüşümleri tamamlamış (düşünce ve davranışta) ideal örnek insanlar olmalıdır.

Toplumu değistirmek için, önce değisim ve dönüşüm bireylerden başlanmalıdır.Değisim ve dönüşümü gerçekleştirmiş bireylerin örgütlenmesiyle toplumsal degişim ve dönüşümlerin motoru olabilirler.

Özgürlük mücadelesini, önce bireylerin kendi iç benliğiyle hesaplaşarak fazlalıklarından arınmalı, özgürlükleri sınırlandıran eski düşünce ve davranışları içimizden sökerek kurtulmalıyız. Zihnimizdeki karakollari yıkmadan düşüceler üzerindeki zincirleri kıramayız.

Özgürlüğü önce kendi iç benliğimizle hesaplaşarak kazanmalıyız!

Memocan Awdeli
awdelim@gmail.com
 

 

 

 

Back to Top