Politika    Jenosit    Diaspora    Kimlik     Tarih     Dil     Alevilik    Baskı   Duyuru    Sanat   Munzur    Forum   Linkler   Cografya  Yayinlar  

Zazaki
Français
Laz
Türkçe  
Armenian
Suryani
Deutche
Kurmanc

English
Yazidi

 

 

 

 

Ögretmen Hüseyin Cebe'ye...

Hüseyin Aygün
Öğretmen Hüseyin Cebe'ye...

Birgün Gazetesi
2/04/2007

Cumhuriyet'in kurucu kadroları bir ulus-devlet inşa etmek gayretiyle tek dil, tek din, tek millet ülküsüyle hareket etmiştir. Cumhuriyet'in gözündeki ideal vatandaş Türk-Sünni olmalıdır.

Cumhuriyet henüz kurulmadan önce padak veren ve bir Alevi-Kürt-Zaza hareketi olan Koç-giri direnişi görülmemiş ölçüde sert ve acımasız yöntemlerle bastırılmıştır. Koçgiri halk hareketine karşı kullanılan yöntemler "Osmanlıvari bir canavarlık" olarak nitelenmiştir.

Kemalist hareket, kurtuluş savaşı süresi boyunca İslami propagandayı elden bırakmamıştır. Ankara'da ilk Meclis'in açılışı dualarla olmuştur; 115 üyeli ilk Meclis'in 21 üyesi sarıklı, 41 üyesi ise feslidir.

İNKÂR VE ASİMİLASYON
Mustafa Kemal, Alevi-Bektaşileri kazanmak için de önemli adımlar atmış, Hacıbektaş'a giderek Bektaşi liderler Salih Baba ve Çelebi Ce-malettin ile görüşmüş, onların desteğini kazanmayı başarmıştır. Dergâhta ne kadar yatak, battaniye, şilte ve ambarlarda ne kadar zahire varsa hepsi Mustafa Kemal'in gözü önünde vasıtalara yüklenerek, onun istediği yere yollanmıştır. Hatta, o güne kadar dergâhta biriken 1800 altın bizzat Mustafa Kemal'in avucuna sayılmıştır. (Sosyalizm, Kemalizm ve Din, Alpaslan Işıklı, İmge Yayınevi 2001)

Dersim mebuslarından Diyap Ağa, Yunanlıların Ankara'ya doğru ilerlediği bir dönemde Meclis'te başkentin Kayseri'ye alınması tartışmaları sırasında kürsüye gelerek sert bir konuşma yapmış, "Ben gerekirse Dersim'e gider aşiretimi getirir, savaşırım; ölmek var, geri çekilmek yok" demiş; bu konuşmadan sonra başkent Ankara olarak kalmıştır. Dersim mebuslarının Cumhuriyet'in kuruluşuna katkıları bu olayda bir kere daha görülmüştür.

Cumhuriyet'in ilanından sonra Saltanat ve Halifelik kaldırılmış, laiklik ilkesi kabul edilmiştir. Batı tipi bir devlet kurmak isteyen Cumhuriyetçiler, görünüşte İslami kuralları toplum yaşamından kaldırmaya çalışmış, Saltanat ve Şeyhülislamlığın yerine Diyanet İşleri Reisliği gelmiştir. Ne var ki, köklü bir değişiklik yoluna gidilememiştir.

Aleviler, Mustafa Kemal'e verdikleri büyük desteğe rağmen taleplerini elde edememiştir. Aleviler konusunda Cumhuriyet'in anlayışı inkarcı ve asimilasyoncu olmuş, Cumhuriyet idarecileri Alevileri tıpkı Osmanlı gibi bir "iç tehdit" olarak görmüştür. Alevi-Kızılbaşların 500 yıldır lanetle andığı Yavuz Selim'in Çaldıran öncesi gerçekleştirdiği büyük Alevi katliamı, Jandarma Genel Komutanlığı tarafından 1929 yılında "Yavuz Sultan Selim'in gazabı olmasaydı, bugün Türkiye'mizde tek bir Sünni'ye tesadüf etmek imkânı olmayacaktı" sözleriyle desteklenebilmiştir.

Dersim 1938 katliamı tipik bir Alevi-Kızıl-baş-Zaza-Kürt kırımıdır. Bu olay, Cumhuriyet döneminde Türkiye'de benzeri olmayan en kanlı, en büyük pogromdur, Osmanlı devletinin Alevi katliamları serisinin bir devamı ve uzantısıdır. Araştırmacı Fuat Dündar, "Dersim ayaklanması ve bastırılması, Cumhuriyet tarihinin en acı Kızılbaş kıyımı olarak Alevi kitlenin belleğinde yer etmiştir. Ayaklanmadan sağ kurtulanların anlattıkları tüyler ürperticidir. Ayaklanma, Osmanlıdaki Kızılbaş ayaklanmasının bir devamı görülmüş, acımasızca ezilmiştir. Sonuçta devlet çarkı Osmanlının bir devamıdır" demiştir.

ZORLA SÜNNİLEŞTİRME
Aleviler Cumhuriyet dönemi boyunca çeşitli türde baskı ve katliamlara uğramıştır. 12 Eylül öncesinde egemenlerin politikası Alevi-Sünni çatışması yaratmak, bu çatışmada solun yanı sıra Alevileri yok etmektir. Çorum, Sivas, Malatya önemli pogrom provalarıdır. 1978 yılında in kişinin öldürülmesi ile sonuçlanan Kahramanmaraş katliamı tipik bir Alevi kırımıdır. Çocukların bile hunharca öldürüldüğü katliamın bizzat MİT tarafından tezgâhlandığı gerçeği geçen yıl Bülent Ecevit'in özel arşivinden çıkarılan belgelerle bir kere daha ortaya çıkmıştır.

Türkiye'de cemevleri yasadışıdır. Resmen 78 bin, resmi olmayan verilere göre 120 bin civarında cami, buna karşılık sadece birkaç yüz cemevi bulunmaktadır. Örneğin, "Alevi gettosu" olarak adlandırılan 130 bin nüfuslu İstanbul Gazi Mahallesinde yaşayan insanların yüzde 75'i Alevi olduğu halde, semtte 10 camiye karşılık sadece bir cemevi bulunmaktadır.

Alevi-Kızılbaşlara (tıpkı Ermeni, Rum veya Yahudilere olduğu gibi), devlet yönetiminde yer yoktur. Türkiye'de Alevi-Kızılbaş kökenli vali, general, müsteşar, genel müdür yoktur.

"Laik" Türkiye'de sadece "Sünniler için" din hizmeti verilmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığının bütçesi her yıl katlanarak artmaktadır. İki milyar dolara yaklaşan ve sekiz bakanlığın bütçesine eş bütçesi ve şişkin kadrolarıyla Diyanet, bazı kesimler tarafından "Diyanet A.Ş" olarak tanımlanmaktadır. Siyasi Partiler Yasa-sı'na göre, hiçbir parti Diyanet'in kaldırılmasının propagandasını yapamamaktadır. Anayasa Mahkemesi'ne göre Diyanet'in kaldırılmasını savunmak parti kapatma nedenidir.

Cumhuriyet, Alevi-Kızılbaşlar üzerindeki şeriatçı Osmanlı baskısına son vererek bir parça nefes almalarını sağlamış; ancak Alevi-Kızılbaşlar üzerindeki baskı, yasak, katliam ve asimilasyon politikası sona ermemiş, başka biçimler altında devam etmiştir.

ALEVİLERİN SAYISI
Bugünlerde Konda şirketince yapılan "Biz kimiz" anketi tartışılmaktadır. En başta Aleviler ve başkaları ankette ortaya çıkan sonuçlara ve özellikle kendi sayısal oranlarına itiraz etmektedir. Aleviler, haklı olarak, anket sonucunda 4,5 milyon olarak çıkan nüfuslarının düşük olduğunu ileri sürmektedir.

Türkiye, siyasilerin "Yüzde doksan dokuzu Müslüman bir ülkeyiz" yalanını dillerinden düşürmediği bir ülkedir. Bu ülkede "mum söndü" ve "Alevi öldüren cennete gider" zırvalarına hâlâ inananlar vardır. Bu ülkede "az" olmak, "azınlık" olmak belalıdır. "Az"ın, "öteki'nin (Ermeni, Rum, Yahudi, Kürt veya Alevi) payına hep inkâr, asimilasyon ve imha düşer. Cumhuriyet boyunca yaşananlar bunun göstergesidir. Tarihsel gerçekler bir yana, birkaç gün evvel Gebze'de öğretmen Hüseyin Cebe oruç tutmadığı için öldürülebilmiştir. Gayrı söylenecek fazla bir şey yoktur.

Son haftalarda Alevilerce yürütülen ve ilk bakışta "sayı tartışması" olarak görünen tartışmanın bundan öte bir anlam taşıdığı açıktır.



 

 

Back to Top