MUNZUR SUYU KUTSALDIR
SATILMAZ!
hesenema
MUNZUR SUYU KUTSALDIR,
SATILAMAZ!
Munzur suyunun satılan her damlası tarihimiz,
hayatımız ve geleceğimizdir!
BU yaz eğer Munzur gözelerine gittiyseniz MUNZUR
A.Ş.'nin bir utanç abidesi gibi yükselen su şişeleme tesisini
görmemiş olmanız imkansız! Ve yine bölgeyle ilgili haberleri az çok
takip ediyorsanız MUNZUR A.Ş'nin asıl hamlesini başlatmadan önce
deneme amaçlı olarak Dersim'de su dağıtımına başladığını da
duymuşsunuzdur. Munzur suyu bu yaz marketlerde yerini alacak, hem de
şu sloganla: "Efsane Su"
"Munzur Haber"in 28 Kasım tarihli 25. sayısında
Munzur A.Ş'nin Almanya temsilcisi Murat Aslan'la yapılmış kısa bir
röportaj var. Başlık olarak ise "Önümüzdeki yıl Munzur Festivali'nde
Munzur suları satılacak" demişler. Şimdi bu röportajın bazı
kısımlarını aynen aktarıyoruz:
Sayın Aslan demiş ki: Munzur A.Ş. 222 ortaklı
kolektif bir girişim. Ortaklarımızın 15 tanesi Almanya'dan ve yaş
ortalamaları 40'ın altı... Ortak özellikleri burada doğmuş, iyi
eğitim almış kişiler olmaları. Bu girişim Tunceli tarihinde bir
ilktir. Biz Dersim'in doğası ile barışık yatırımlar yapmak
istiyoruz. Bunlardan ilki Munzur su fabrikası. Ovacık gözelerinde
kurulan 24 saat üretim yapma kapasitesine sahip 25 milyon kapasiteli
teknik olarak Avrupa standartları vs. Fabrikada yaklaşık 15 kişinin
çalıştırılması hedefleniyor. İnsanlar karınları doyduğu yerde
yaşarlar. Üretimin olmadığı, işin olmadığı yerden insanlar göç
ederler. Amacımız bu yatırımlarla hem gelir sağlamak hem de iş
olanakları yaratmak..
Munzur Haber: Bundan sonraki projeniz belli mi?
M. Aslan: Yine doğa dostu olan bir turizm projemiz
var. Taş ve mermerden orijinal yapı özellikleri taşıyan bungalov
tarzı otel düşünüyoruz... Park alanından hamamına kadar, yüzme
havuzu, spor alanları olan modern bir kompleks yapmayı düşünüyoruz.
Yiyecek tamamen nadir olarak tarafımızdan yetiştirilmektedir. Nerde
yaşarsak yaşayalım doğduğumuz toprakları unutmayalım. Bu topraklara
olan borcumuzu ödeyelim. Artık laf değil iş üretelim. Dersim'e
yatırım yapalım vs....
"Doğanın sömürülmesi ve pazarlanması" fakat "doğa
dostu" olarak!
Munzur A.Ş.'nin en büyük dayanak noktası
insanlarımızın iktidarın uyguladığı politikalarla ekonomik olarak
yokluk içerisinde bırakılmalarıdır. Yani karşı tarafta gözle görünür
bir çaresizlik var. Munzur A.Ş.'nin tatlı söylemlerinin alıcı
bulmasının en büyük sebebi de budur: Çaresizlik...
Yatırım, istihdam ve kalkınma gibi söylemler
karşısında çoğu kişi kendini eli kolu bağlanmış hisseder ve karşı
tarafa diyecek bir şey bulamaz. Hele hele iyi eğitimli ve şehirli
ağzıyla geliyorlarsa yıllarca kendi doğal geçim kaynakları yok
edilerek köylerinden zorla uzaklaştırılmış ve yoksullaştırılmış
insanların karşısına boyun eğmekten başkaca bir seçenek yok gibidir.
Ancak tüm bunlara rağmen Munzur A.Ş'nin gözelere
kepçeyle girdiği vakit, insanlarımız gözelere gitmişler ve bir basın
açıklaması yapmışlardı. Kaptaj inşaatını ise köylüler taşlarla
yıkmıştı. Munzur A.Ş. de tepkilere kulak tıkayamayacağından projenin
gözden geçirileceklerini söylemişti. Oysa bu tam da bir hileydi. Bir
yıl sonra Munzur A.Ş. birçok kurumun da desteğini alarak başkanlı
valili bir temel atma töreni yaptı. Munzur Vadisi Doğal Yaşamı
Koruma Derneği, Emep ve Temel Haklar ve Özgürlükler Derneği dışında
tüm kurumlar Munzur A.Ş.'nin yanındaydı. Munzurun Delileri ise
açılıştan bir gün önce İstanbul Galatasaray Postanesi önünde Munzur
A.Ş.'yi protesto etmişti. Ancak tüm bu karşı çıkışlar şaşaalı bir
temel atma töreninin gölgesinde kalmıştı.
"Efsane su" satıldı!
Ve bugün Munzur A.Ş. deneme amaçlı olarak suyu
piyasaya sürdü. İlk hedefleri Dersim, doğu ve güneydoğu bölgeleriyle
birlikte Kuzey Irak... Bu hedefler bizlere "Neden ilk olarak Munzur
suyunu şişeleme projesi?" sorusunun cevabıdır aslında: Kısa sürede
büyük kârlar elde edecekler. Sonrası mı? Pazar piyasası
belirleyecek.
Neden doğa dostu oteller, doğa dostu tesisler?
Çünkü günümüz dünyasında doğa tam da bir yok oluşun eşiğindedir.
Ozon tabakasındaki delik, buzulların erimesi, ormanların yok
edilmesi, kanser hücresi gibi büyüyen şehirler, nükleer santraller
ve silahlar, barajlar, vs. Yani doğayı "sınırsız bir kaynak olarak
belleyen Beyaz Adam'ın sisteminin kaçınılmaz sonucu. Yaşadığımız
ikilem ise şudur: Bu kaçınılmaz sonuca taraf olmak ya da bu sistemi
her yönüyle reddetmek. Munzur A.Ş.'nin ne tarafta olduğunu
rahatlıkla söyleyebiliriz. Beyaz Adam'ın sisteminin yerel
uygulayıcıları olarak çoktan saflarını belirlemişlerdir.
Düşünürsek, bir Sabancı ya da başka bir şirket bu
projeyi gerçekleştiremedi. Çünkü gelecek tepkiler çok büyük
olacaktı. Munzur A.Ş.'nin bu projeyi uygulamaya geçirmesinin en
büyük nedeni ortaklarının büyük çoğunluğunun bölgeden olmasıdır. Ki
bu ortaklar kendilerine aydın, demokrat gibi mahlasları seçmişlerse
karşı koymak daha da zorlaşır. Özet olarak olay artık şu cümleyle
sineye çekilmiştir: "Ma eki başkaları yapıyor, bizim insanlarımız
yapsın"
Bu projenin arkasından yapmayı düşündükleri lüks
bir otelin müjdesini veriyor Munzur A.Ş., hem de inanabiliyor
musunuz, yine doğa dostu! Bu doğa dostu otelde köyleri boşaltılan
insanları ya da varoşlarda yaşam savaşı veren Dersimlileri
ağırlamayacakları kesin. Bizim insanlarımıza ekmek kapısı olarak
vaad edilen bu otelde bizlere verilecek iş, kapıkulluğundan öteye
gitmeyecektir. Yani kendi topraklarımızda bazı zengin "doğa
tutkunları"na hizmetçilik etmek ve çirkinliklerine maruz kalmak.
Munzur A.Ş.'ye sorular
Kimden aldığınız hakla Munzur Baba'nın mekanında
bu çirkin yapıyı inşa ettiniz?
Yaşlılarımız Munzur'dan çıkan balığı dahi günah saydığı için
yemezken sizler bu kutsal suyu pazarlama hakkını kimden aldınız?
Rio Tinto ve ATA Holding'in kapalı kapılar ardında aldıkları
kararlar demokratik midir? Munzur A.Ş. aldığı yatırım kararlarında
yerelde yaşayan insanları ne kadar kaale alıyor? Rio Tinto veya ATA
Holding'ten "yerel" ve "demokrat" olmak dışında farkınız var mı?
Munzur suyunun satılması salt Ovacıklılar'ı değil tüm Dersimliler'i
ilgilendiren bir ayıptır, çünkü gözeler kutsal bir ziyarettir. Bir
dini bir mekana ufacık bir zarar verilse, bu o inanca sahip insanlar
için bir hakarettir ve ayaklanma sebebidir. Bu bakımdan doğayla
doğrudan ve kutsal bir ilişkimizin olduğu Munzur'u satmak aynı
zamanda tüm kutsallıkları parayla takas etmek değil midir?
Demokrasi havariliğinin moda olduğu günümüz köşe dönmece dünyasında
doğayı sınırsız kaynak ve kâr olarak gören siz beyaz yakalı ve iyi
eğitimli şahsiyetlerin tüm projelerini reddediyoruz. Tıpkı ATA
Holding ve Rio Tinto'yu reddettiğimiz gibi. Bu hak o topraklarda
doğan ve yaşayan insanlar olarak bizimdir. Yerel olsun olmasın,
doğayı ve insanı kâr olarak gören "yatırım"ların karşısındayız.
Çünkü geleceğimizi kimselere satmayız. Sizler Gözeleri kaç paraya,
kaç yıllığına ve kimden satın aldınız?
Munzur A.Ş.'ye bazı öneriler
Munzur Suyu gelecek pazar ihtiyacını olur da
karşılayamaz ise Mercan, Harçik, Halvori, Hakis, vs. nerede ne
kaynak varsa derhal satın almalısınız. Olur ya başka bir şirket
sizden evvel davranır, sonra üzülürüz!
Salt Ovacık'a değil birçok yere özellikle devletin yakarak yok
ettiği orman alanlarına, dağlarımıza oteller inşa etme fırsatını
kaçırmamanız gerekli. Tabii ki doğayla dost olan cinsinden. Tüm
dağların zirvelerine konaklama tesisleri ve modern hizmetler
getirmelisiniz. Güvenlik önlemleri alarak etraftan yalıtmalısınız.
Olur ya zengin turistler rahatsız olur diye.
Dağlarımızda hayli gereksiz orman olduğundan, derhal keresteye
çevirmek için doğa dostu bir proje daha finanse etmelisiniz.
Dersim merkezde çok büyük, Avrupa standartlarında bir hayvanat
bahçesi düşünebilirsiniz. Hatta bu hayvanlardan pazarlanabilir
olanlarını (vaşak, boz ayı, dağ keçisi, ...) yapay yollardan
çoğaltıp dünya pazarına sunabilirsiniz.
Laç Deresi'ne, Ali Boğazı'na, Tar Deresi'ne ve diğer tüm vadilere
elektrik getirtip buraların da turizme açılmasını sağlayabilirsiniz.
Öyle ki namınızca pazarlanmamış tek bir değer bile kalmayıncaya dek.
Hazır Munzur suyunu şişelemişken alabalığı da bir sürpriz yaparak
şişelerseniz tüm memleket dostlarını ikinci bir hasretten de
kurtarmış olabilirsiniz. Ve böylece bir taşla iki kuş vurmuş
olacaksınız.Munzur suyunun yanında alabalığınıda yeme şansına sahip
olunacak artık.
Son olarak
Varolan hiçbir şeyin kıymeti parayla ölçülemez.
Dualara, deyişlere, efsanelere, aşklara, ağıtlara, ölümlere,
mutluluklara konu olmuş Munzur'umuzu nasıl da bu kadar büyük bir
hırsla pazarlama gereği duymaktasınız. Aldığınız bu kararın günahı
sizin boynunuzdadır. Unutmayın, bizler bugün toprak kokan ellerimiz
ve yüreğimizle Beyaz Adam'ın sistemine karşı düşler kurarken kendi
topraklarımızdan Beyaz Adamlar'ın çıkması bizim için çok üzücüdür.
Tüm bunları herkes için istiyoruz. Latin Amerikalı yerliler, Narmada
Vadisi'ndeki kadın direnişçiler ve Filistin'de su için her gün 10
kilometre yürümek zorunda olan çocuklar, dünya halklarının geçmişi
ve doğacak olana saygımız gereği istiyoruz. Bir çok yerde yerde aynı
tablo yaşatılıyor. Önce barajlar, sonra maden şirketleri ve su
şirketleri. Barajlar kuraklığa neden olup su kaynaklarının sonunu
hazırlarken, maden şirketleri toprağı, suyu ve tüm yaşamı katlediyor,
su şirketleri de tüm içme suyu kaynaklarını tüketinceye dek pazara
sunuyor. Sonuç: "Kıyamet" Yarın bölgede susuzluk baş göstereceği
vakit ipler çoktan çok uluslu şirketlerin eline geçmiş olacak. İşte
o zaman ağıtımızı yakacak bir ana bile kalmamış olacak.
Beyaz Adam'ın sistemini reddediyoruz
Toprak kokan düşlerimizi ne para ne de şan şöhrete
değişiriz. Bu yüzden yaşam ateşinin olduğu her yerde haklılığımızı
anlatacağız. Munzur Baba'yı, Düzgün Baba'yı, Xizîr'ı ve Dervişleri
anlatacağız. Birileri "efsane su" diye tüm geçmişi satarken bizler
gerçek Munzur efsanesini tertemiz yüreklerimizde yaşatacağız.
Çeme Muzûrî Xane xizirî
Qalxane wayîrî
Halêne theyrî thurî
Mor û milawinî