Anasayfa               Yazilar                Forum               Arşiv  
         

Evet, Metin Kahraman Bir 'Degerdir'

Dersim Forum

 Barlas
Evet, Metin Kahraman Bir ’Değerdir’ !

Barlas Beyaztaş, Dersim’de Iklim, Ekim 2005

1 Eylül 2005: Bir adam güpegündüz sokakta bir sürü insanın gözü önünde silahlı kişiler tarafından çevrilip, ite kakıla bir arabanın içine sokuluyor. Kaçırılan adam yakındaki bir ormana götürülüyor. Orada öldürülme tehdidine ve büyük hakaretlere maruz kalıp feci bir şekilde dövülüyor. Uygulanan şiddet öyle ağır ki, adamın vücudunda ciddi kırıklar oluşuyor. Sert bir cisimle vurma sonucu kafasında meydana gelen darplar nedeniyle hastanede tedavi edilmesi gerekiyor…

Hayır, bu, mafya filmlerine ait bir sahne değil! Gazete sayfalarında haber olmuş bir çete davası da değil. Kaçırılan kişi, hem müzisyen hem de insan olarak tanınan sevilen biri: Metin Kahraman. Kaçırıp şiddet uygulayanlar ise kendilerini “Grup Yorum hayranları” diye tanımlayan bir kaç kişi…

Hadisenin arka planı: Metin Kahraman müzik dünyasına 1984 yılında adım atan Grup Yorum’un kurucu elemanlarından biridir. Kendisi uzun bir zaman müzisiyen ve besteci olarak grup içinde yer alır. Gruptan ayrıldıktan sonra kardeşi Kemal Kahraman ile müzik yapmaya devam eder.
Bilindiği gibi, Türkiye sanatçıların emeklerine fazla değer verilen bir ülke değil. Bilhassa müzik yayını yapan kuruluşlar, müzsiyenlere sormadan ve telif haklarını hiçe sayarak onların eserlerini kendi programlarında kullanıyorlar. Bunu önlemek ve kendi ürünlerine sahip çıkmak için her müzisiyen gibi Metin Kahraman da bir yapımcı şirket üzerinden MESAM’a (Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği) başvurur. Kendi adına kaydetmek istediği eserlerin arasında Grup Yorum üyesiyken yaptığı besteler de olduğu için başı bu müzik grubuyla derde girer. Grup Yorum, sözkonusu bestelerin kolektif bir çalışma sonucu oluştuğunu savunur ve sanatçıya ağır hakaretler eder. Metin Kahraman ise o bestelerin üreticisi olduğunu ve kendi adına kaydedilmesinden başka bir şey istemediğini söyler. Metin ve Kemal Kahraman 2 Ekim 2005’te tüm tartışmalardan sonra bu konuya nokta koymak amacıyla yaptıkları bir basın açıklamasıyla da bunun tekrar altını çizerler: “Nasıl lanse edilirse edilsin… şarkıların adımıza kaydedilmesi dışında, başka hiçbir içeriği olmayan talebimizden vaz geçiyoruz.“

Herşeyden önce şunu çok net bir şekilde belirtmek gerekiyor: Ortada çok vahim ve ciddiye alınması gereken bir durum var: Kendilerine “devrimci-demokrat” diyen insanlar bir anlaşmazlık yüzünden şiddet ve çete yöntemleri kullanıyor! Mesele haklı haksız tartışması olmaktan çıkmıştır. Hadi diyelim ki üç beş Grup Yorum taraftarı kendilerini bilmeyip böylesi çirkin bir saldırıda bulundular. Peki Grup Yorum elemanlarının veya sözcüsünün dediklerini neye yormak gerekiyor? Grup Yorum üyesi İnan Altın: “(Metin Kahraman’ın) başına gelenlerden dolayı üzgün değiliz. Kınamıyoruz, kınamıyacağız…” diye bir açıklama yapıyor olayın ardından. Ve aynı açıklamada Metin Kahraman’a yönelik saldırıyla Yorum’un hiçbir ilişkisi olmadığını sölüyor. Peki ama sorumlulukları da mı yok? Grup Yorum’u binlerce insan severek dinliyor ve konserlerine gidiyor. Böyle bir basın açıklaması Metin Kahraman’a yapılanlara üstü kapalı bir onay ve destek vermek değil mi? Grup Yorum’un görüşüne ters düşen ve ‘ayağını denk almayan’ herkese karşı şiddet kullanmayı meşru kılma anlamına gelmiyor mu?!
Bugüne dek Metin Kahraman’ın konuyla ilgili yaptığı açıklamaların hiçbirinde ona saldıranlara karşı agresif veya aşağılayacı bir üslup veya sıfat kullandığına rastlamadım. Ama karşı taraf tam tersini yapıyor: Grup Yorum’un basın acıklamasında ve web sitesinde Metin Kahraman bir yığın karalamaya ve hakarete maruz bırakılıp, “sınıf düşmanı” şeklinde adeta hedef gösteriliyor. Bu tür sorumsuz davranışların belki doğrudan olmasa da dolaylı bir şekilde sonuçları görülüyor: Bu konuyla ilgili tartışmalarda bir kaç aklı başında insan hariç, kin ve nefret sesleri hakim. Metin Kahraman’a yönelik şiddet saldırısını kınayan aydın ve sanatçılar Yorum’a yakın duran siyasi gruplar tarafından infaz listelerine kaydediliyor. Bunun; devrimci-demokrat bir anlayışla hiçbir ilişkisini göremiyorum. Adam kaçırmanın, küfür edip dövmenin, işkence yapmanın, öldürme tehditleri savurmanın, ortalığı korku ve tedirginliğe boğan eylemler ve eğilimlerin şimdiye kadar TC teşkilatları ve onlara yakın olan politik gruplar tarafından kullanıldığı biliniyordu. Ama bunların, Yorum’un ve siyasi çevresinin savunduğu yeryüzünde herkesin insanca ve kardeşce yaşayabildiği çoğulcu bir toplum ilkesiyle herhangi bir bağlantısı olduğu söylenemez!

Bunlar yetmiyormuş gibi, bir de Tunceli Dernekleri Federasyonu (TUDEF ) olayla ilgili talihsiz bir açıklama yapıyor: „METIN KAHRAMAN'ın daha önce çalışmaları içinde yer aldığı devrimci müzik gurubu YORUM ile düştüğü anlaşmazlık sonucu bazı gurup yorum hayrancılarınca tartaklanmasını doğru bulmadığımızı belirtmek istiyoruz. Devrimci müzik gurup üretimlerinin, kollektif bir öz taşıdığından hareketle tartışmalarda haklı olabileceğini düşündüğümüz gurup elemanları, yazıkki bu fiilden dolayı haksız eleştirilere hedef olabilecektir.“ Böyle bir olayın karşısında bu tür sözleri kullanan bir kuruluş ya meselenin boyutunun farkında değil, ya da olayın ciddiyetini her nedense görmezlikten geliyor. İki ihtimal de TUDEF için çok talihsiz ve güven sarsıcı. Şunun çok iyi görülmesi gerekiyor: TUDEF bu tür açıklamalarla ve duruşuyla bütün Tuncelililerin sözcüsü ve temsilcisi olma şansını elden kaçırıyor. Bu tür şiddet ve mafyatik eylemlerin karşısında (kimler tarafindan yapılırsa yapılsın) net bir şekilde duramazsa, bir sivil toplum kuruluşu olarak gittikçe güvenilmez ve marjinal bir duruma düşer. Aynı şey Grup Yorum ve politik yandaşları için de geçerli…

Metin Kahraman’ı müzisiyen ve politik kimliğiyle sevenler hiç şüphe yok ki Grup Yorum’u veya taraftarlarını karşısına almak istemezler; ne olayı imzalarıyla kamuoyunda kınayan aydınlar, ne de Metin Kahraman’ı bu olaydan ötürü savunanlar. Mesele zaten Grup Yorum’a veya Yorum’un benimsediği politik ideallere karşı cephe almak değil. Bunu kimse iddia edemez. Kınanan şey, bu olayda şiddet ve çete yöntemi kullanma anlayışıdır. Karşısında durulan olgu, sorunların çözümü için tehdit ve işkenceyi bir araç olarak meşru kılan bakış açısıdır. Haftalardan beri çeşitli kitle iletişim araçları üzerinden tehdit yağdırarak, saldırıyı kınayanları veya saldıranların görüşüne muhalif olanları korkutup susturmak istiyorlar. Birçok sanatçının e-posta adresine e-mailler yollayarak şahsa yönelik sindirme politikası yürütüyorlar…

Evet, Cafer Solgun 17 Eylül 2005 tarihli Gündem gazetesinin ekinde çok doğru yazmış: Metin Kahraman bir ‚Değerdir’. Metin Kahraman 25 yılı aşkın bir zamandan beri ciddi ve profesyonel bir müzisiyen. Hiç abartı yok ki, müzisiyen birikimiyle, besteleriyle ve kişiliğiyle binlerce insanın kalbinde taht kurmuş. Piyasada değeri biçilmez ve eşi bulunmaz çalışmalara imza atıyor o ve kardeşi Kemal Kahraman. Metin Kahraman’ın her dönem sanatıyla ve kişiliğiyle izlediği istikrarlı bir çizgi ve duruşu olmuştur. İnsanları yozlaştıran, kendi doğasından, kültüründen, tarihinden ve dilinden uzaklaştıran gidişata karşı çıkmıştır çalışmalarıyla! 25 yıllık sanat geçmişi içinde hiç bir tutarsızlığını göremiyorum. O, Grup Yorum döneminden bugüne kadar müziğiyle hep topluma yönelmiştir. Kültürüne yabancılaşan ve asimile olan halkının kendisine gelmesi için besteleriyle emek sarf etmiştir. Bunu anlamak ve buna inanmak için katıldığı konserlere ve çıkardığı albümlere kabaca bir gözatmak bile yeterlidir. Müzisiyenlik hayatı boyunca yaptığı işlerin hiçbir zaman maddi karşılığını hak ettiği kadarıyla da almamıştır, alamamıştır Metin Kahraman. O hiçbir zaman popüler eğlimlere gönül vermemiştir. Ve bu yüzden de ciddi ekonomik zorluklar yaşamıştır. Bunu sadece kendi yakın çevresi değil, Grup Yorum elemanları ve ona saldıranlar, hakaret edenler de çok iyi biliyorlar!
Kapitalist ve popüler dünyayla arasına bu kadar keskin bir çizgi çeken Grup Yorum gibi bir müzik topluluğu, bu senenin Ağustos ayında grubun 20. kuruluş yıldönümü konserine Sezen Aksu’yu davet edebiliyor. Sezen Aksu gelmeyince yerine Sertab Erener ve Kıraç’ı konserin süpriz sanatçsı olarak çağrıyor, ama başarısız kalıyor. Bunu yapan Grup Yorum, Metin Kahraman’ı “popülarite ve reklam düşkünü” olarak karaladığında acaba ne kadar inandırıcı olabilir. Grup Yorum’un sözkonusu sanatçıları etkinliklerine katmak istemesini yadırgamıyor ve şahsen Sezen Aksu ve Kıraç’ı severek dinliyorum. Varlıklarına ve şöhretlerine diyeceğim yok, ama bildiğim kadarıyla Metin Kahraman’ın İstanbul-Kanlıca’da maalesef bir villası yok(!) ve büyük holdiglerin televizyon kanalları onu programlarına ve şovlarına katabilmek için peşinden de koşturmuyorlar…

Grup Yorum ve politik çevresi üstünde oturdukları dalı kesiyorlar bu tür davranışlar ve savunmalarıyla. Ben Grup Yorum’u çok severek dinliyor ve konserlerine gidiyordum 80’li, 90’lı yıllarda. Grubun adının bu olaya karışması inanıyorum ki sadece bende olumsuz etki yapmıyordur. Ben sevgiyle bağlanmıştım o zamanlar Yorum’a, korkuyla değil. Ve: Korku, şiddet yayanların karşısında sevginin en etkili mavzer olduğunu Yorum türkülerinden öğrenmiştim o dönem. Grup Yorum dört üniversite öğrencisi tarafından hayata geçirildiğinde, mayasında sevgiyi bol tutabildikleri için büyüyüp bugün 20 yaşına gelebildi. Şimdi yerine gittikçe sindirme ve zor kullanma eylemleri geçiyor. Bu tür eğlimler arttıkça eksilme ve azalma başlar…

Metin Kahraman besteci olarak adının yazılmasını istemekle sanatsal, insani ve etik açıdan haklı bir talepte bulunmuştur. 80’li yıllarda Grup Yorum’un albümlerinde çıkan „Cemo“, „Munzur Dağı“, „Şıyrılıp Gelen“ ve daha başka şarkıların Metin Kahraman tarafından bestelendiği biliniyor. Ama bu artık tartışma konusu olmaktan çıkmış durumda şimdi. Bir web sitesindeki tartışmada bir katılımcının belirttiği gibi onu dövmekle „M.Kahraman’ın hakları meşrulaştı…“. İlginçtir, Grup Yorum ilk yıllarda kasetlerinin kapaklarına söz ve beste sahiplerinin isimlerini yazıyordu. Orda beste sahibi olarak Metin Kahraman’ın ismine sıkça rastlanıyor. Sonra aynı kasetlerin yeni baskılarında bu gelenekten vazgeçildi.

Mesele telif hakları anlaşmazlığıysa, üçüncü bir tarafın görüşü de sözkonusu olmalı burada: Kalan Müzik ne diyor acaba bu mesele hakkında? Grup Yorum’un kuruluşundan bugüne kadar bütün albümlerin prdüksiyonunu Kalan Müzik gercekleştirmiş durumda. Grup Yorum adı altında çıkan eserlerin telif hakları Kalan Müziğin de denetim, yetki veya hiç olmazsa ilgi alanına giriyor. Bütün bu meydana gelen olay ve tartışmalaradan sonra Kalan Müzik yetkilileri henüz bir açıklama yapmış veya bir görüş beyan etmiş değiller. Grubun prodüktörü olarak telif hakları konusunda doğal bir muhatap da Kalan Müzik’tir. Sadece unutulmasın diye söylüyorum.

Dersim Forum
 
   
 
    Back to Top