Tribünlerin ‘Zaza Sinani'

DERSIM FORUM

Makale yazari: Mehmet Aslanoglu -neql Tarih, gün ve saat : 31. Temmuz 2007 19:05:46:

Su yaziya cevaben: Ruhi Su'dan aldığı güçle... makale yazari: Gülşen İŞERİ -neql Tarih, gün ve saat : 31. Temmuz 2007 18:40:18:

Diyarbakırlılar onu tribünlere “Zaza Sinan” tezahüratlarıyla çağırıyor, Zazaca ve Kürtçe konuşuyorlar. Sinan Kaloğlu’yla yaşamı, futbol kariyeri ve Diyarbakır üzerine söyleştik.

Sinan Kaloğlu bu sezonun başında Beşiktaş’tan Diyarbakırspor’a kiralık olarak geldi. Oynadığı futbolla kısa sürede Diyarbakırlıların sevgisini kazanan Kaloğlu, Tuncelili olduğu için farklı bir ilginin de odağı oldu. Diyarbakırlılar onu tribünlere “Zaza Sinan” tezahüratlarıyla çağırıyor, Zazaca ve Kürtçe konuşuyorlar.Diyarbakırlılar onu tribünlere “Zaza Sinan” tezahüratlarıyla çağırıyor, Zazaca ve Kürtçe konuşuyorlar. Tunceliliği ve Diyarbakır üzerine söyleştik. Kaloğlu’yla yaşamı, Bolu’da başlayıp Altay, Beşiktaş ve Diyarbakırspor’da devam eden futbolculuk kariyeri, Tunceliliği ve Diyarbakır üzerine söyleştik.

Futbola nasıl başladın?
Ben Boluspor’un altyapısında başladım futbola. Babam aydın ve ileriyi gören bir insandı. Spora teşvik etmekle kalmadı, 9-10 yaşında Boluspor’un altyapısına yazdırdı beni. 5-6 yıl altyapıda eğitim gördüm. Sonra 17 yaşında dönemin (A) Takım hocası Ümit Turmuş beni (A) Takımı’na aldı ve yavaş yavaş oynatmaya başladı. O zaman oynadığım futbolla birçok takımın ilgisini çekmiştim. O sırada biz ikinci ligde şampiyonluğu kovalıyorduk. Oynadıkça kendime güvenim arttı. Bir süre sonra transfer teklifleri gelmeye başladı. Ancak Boluspor çok büyük paralar isteyince o yıl hiç bir yere gidemedim. 1999’un sonlarına doğru ise Ümit Turmuş’un tavsiyesiyle Aliağaspor’a 6 aylığına kiralık gittim. 3. Lig takımıydı. Oradaki futbolumla Altay’ın tekrar ilgisini çektim ve transfer oldum. Depremden sonra ailemi de İzmir’e getirdim. Babam emekli olmuştu. Ailenin geçimini ben sağlıyordum. Altay’daki ilk yılımda çok şans bulamadım. Bu nedenle Marmarisspor’a kiralık gittim. Asıl çıkışım Marmaris’te oldu. Orada iyi bir çıkış yakalayıp şampiyon olduk. Ben de kendimi geliştirdim. Sonra Altay’a geri döndüm. Altay’da aynı başarıyı sürdürünce, Ümit Milli Takım’a seçildim. Sonra Altay şampiyon oldu ve 1.Lig’e çıktık. 1.Lig’de de çıkışımı sürdürerek (A) Milli Takım’a çağrıldım.

Beşiktaş macerası nasıl başladı?
Altay’dayken milli takıma kadar yükseldim. Üç büyüklerin hepsi istedi beni. Küçüklüğümden beri Beşiktaş’ta oynayacağımı düşündüğüm için, Beşiktaş’ı tercih ettim. Büyük hayaller kurdum tabii Beşiktaş’a gelirken. İyi bir sezon geçirip birkaç yıl içinde de Avrupa’ya gitmeyi düşünüyordum.
Beşiktaş’ta geçirdiğim bu bir sene benim kaybım oldu ne yazık ki. İyi bir sezon geçirmedim. Yeterli şansı aldığımı da düşünmüyorum. Ama her işte bir hayır vardır diye düşünüyorum. Bu sene Diyarbakır’a geldim, çok güzel insanlar tanıdım, çok mutluyum, iyi de oynuyorum. Zaten kiralık geldim ve sezon sonunda dönüyorum.

Şimdi Diyarbakırspor’dasın. Arada nasıl bir fark var?
İstanbul ile Diyarbakır arasında büyük fark var. İstanbul büyük bir şehir olmaktan çok büyük bir metropol kent. Sadece büyük bir kent değil, içinde her şeyi barındıran küçük bir ülke gibi.
Oradaki yaşam standardıyla burası arasında büyük bir fark var. Orada Türkiye’nin en büyük kulüplerinden birinde oynadım. Orada başarılı olduğunuzda size karşı farklı bir tutum başarısız olduğunda farklı bir tutum gösteriliyor. Başarılı olduğunuzda en yukardasınız herkes size ilgi duyuyor, herkesin gözbebeğisiniz. Başarısızlıkta ise yerin dibindesiniz. Başarısız olduğunuzda büyük bir baskı altında kalıyorsunuz. Bu da büyük kulüpte oynamanın zorluğu tabii.

Beşiktaş’tan gönderilmek nasıl etkiledi seni?
Türkiye’de bir gerçek var. Büyük takımdan giden futbolcu hakikaten üzülüyor ve psikolojik olarak yıpranıyor. Diyarbakır’a gelirken burada iyi bir sesezon geçirmeyi ve Beşiktaş’a geri dönmeyi düşünüyordum. Kendimi üzüntüye boğsaydım, Beşiktaş’ta “şöyle oldu böyle oldu falan” diye kafaya taksaydım burada da başarılı olamazdım. Ama beni seven, benden bir şey bekleyen insanlar var Diyarbakır’da. Onlara karşı duyduğum sorumluluk bana başarıyı getirecektir.

Tuncelilisin..
Ben Tunceli’nin Ovacık ilçesine bağlı, Aşağı Tornova köyünde dünyaya geldim. Ben bir yaşındayken Bolu’ya yerleşmişiz babamın işi nedeniyle. Babam işçiydi. Çeşitli iş kolları değiştirse de 18-19 yıl Bolu’dan ayrılmadık. Biz üç kardeşiz, benden küçük iki erkek kardeşim var. Ailem şu anda İzmir’de yaşıyor. İzmir’e futbol oynadığım için geldiler.

Bolu’da yaşamınız nasıldı?
Açıkçası biz Bolu’da zorluklarla karşılaşmadık. Hiç bir zaman bizi Doğulu aile olarak ayırmadılar. Okulda olsun, mahallede olsun, rahattık. Bolu’da her şehirden insanlar vardı. Bana göre dünyanın en değerli annesi babası benimkidir. Babamın kazandıklarıyla yaşıyorduk. Babam yapabileceğinin en iyisini yapmaya çalışıyordu. Zengin aile çocukları bisiklet alıyordu, babam da benim onurumu kırmamak için kendini zorlar bana bisiklet alırdı. Zaman zaman beni bir arkadaş gibi karşısına alır, arkadaş gibi konuşur ve hatalarımı gösterirdi. Bize çok emek verdiler. Herhalde şimdi benimle gurur duyuyorlardır.

Tunceli’yle bağın var mı hâlâ?
En son 1994 yılında gittim köye. Benim amcam vardı köyde. Topraklarımız, yerimiz vardı. Ama OHAL olduğu için orada yaşam çok zordu. İnsanlar artık bezmişti. Benim aile hep üniversite mezunudur. Bütün akrabalarım Tunceli’den ayrılıp işini ve ailesini kurdu. Bir tek amcam kalmıştı, o da taşınınca Tunceli’de hiç kimsemiz kalmadı. Maddi imkansızlıklardan ötürü her yıl gidemiyorduk. Toplam 3-4 kez gittim, belli aralıklarla.

O dönem hep çatışma haberleriyle gündeme geliyordu Tunceli
Doğudan çatışma haberleri geldikçe üzülüyorduk. Bu sadece Tunceli için değildi tabii. Tüm dünyadan savaş haberleri gelince üzülüyor insan. Barış varken insanların birbirini öldürmesi çok gereksiz. Tunceli insanı da, diğer doğu illerinin insanları da çok ezildi, çok üzüldü. Artık savaşların bitmesi lazım.

Zaza mısın?
Ben Tunceli Zazasıyım. Zazaca’yı, rahat anlıyorum ama konuşamıyorum. Tabii bu Bolu’da yetişmemin bir sonucu. Etrafta Zazaca konuşan yoktu. Bir tek annemle babam konuşurdu arada bir, o kadar yani. Dilimi çok öğrenemedim ama konuşmak isteyenler çıkınca, ben de onlarla konuşmaya çalışıyorum, hoşuma da gidiyor yani. Sadece Zazaca değil, Kürtçe de konuşmaya, öğrenmeye çalışıyorum.

Tunceli’ye gitmeyi düşünüyor musun?
Her sene festivale çağırıyorlar. Ama o tarihler bizim kamp dönemimize denk geliyor. Bazen yurtdışında, bazen yurt içinde kampta olduğumuz için bir türlü gidemedim. Ben bu yaz yine Beşiktaş’ta olacağım. Yine kampta oluruz muhtemelen. Bu yıl da zor görünüyor. Ama bir gün gideceğim mutlaka. Türkiye’nin her yerinde Tunceliler benim yanıma geliyor, konuşuyor, benimle gurur duyduklarını söylüyorlar. Beşiktaş’a gittiğimde telefonlarım kilitlendi, fakslar çektiler. 62 numarayı giymemi çok istediler. Ben de bu sene 62’yi giydim Diyarbakırspor’da. İnşallah seneye Beşiktaş’ta 62’yi giyerim.

Takımda hiç Diyarbakırlı yok...
Bizim takımda Trabzonlusu, Rizelisi, Aydınlısı, İstanbullusu olsun, hepsi değişik şehirlerden gelmiş insanlar. Hepimizin tek gayesi var: Diyarbakırspor’u en iyi yere getirmek.

Bu hep tartışma konusu olmuştur. Trabzonspor’un şampiyon olduğu dönem örnek gösterilir.
Trabzon böyle bir hamle yaptı zamanında. Şampiyonluklar yaşadı. Trabzon bir altyapı hamlesi yapmıştı. Bu iş tamamen altyapıyla ilgili. Tesisleri kurduğunuz zaman, buradaki birçok çocuğa spor alanı yaptığınız zaman işler çok farklı olur, yetenekli oyuncular bulursunuz. Ben Diyarbakırspor’un tesislerini beğenmiyorum. Çünkü Diyarbakırspor’a yakışan tesisler değil. Diyarbakırspor gibi bir kulübün tesislerinin çok daha iyi olması lazım. Diyarbakır’da müthiş bir potansiyel var. Altyapı tesisleri kurulduktan sonra takımda Diyarbakırlı oyuncular oynamaya başlar. İyi tesislerde iyi eğitim alan çocuklarla başarıya ulaşmak kolaylaşır.





Cevaplar:

DERSIM FORUM