ali kaya
Dersimliler, Deylemliler ve Daylamlılar olarak
anılan Hazar De-nizinin güneybatısı ile Tahranın
kuzeyine düşen bölgede yaşayan bir toplum olarak bilinir.
Siyasi anlaşmazlıklar, dış baskılar, iklim ko-şulları,
inanç farklılıkları, ekonomik vb. çeşitli nedenlerle göç
eden veya ettirilen bu halkın büyük çoğunluğunun
Güneybatı İrana gidip orada Büveyoğulları Devletini
kuranlar oldukları görüşü yaygındır. Öte yandan
Goranlıların da yine Deylemliler olduğu anlaşılmaktadır.
Deylemliler, bölgedeki işgal ve gelişmelerden sonra bu
bölgeyi de terk ederek Fırat, Murat(Dicle) nehirleri ve
Dersim bölgesine 933-1055 yıllarında yerleşirler.
Bölgenin yerli halkıyla kaynaşarak bugünkü Dersim
halkını oluştururlar.
Yine Dersimlilerin atalarının Deylemliler olduğu ve
Dersimde konuşulan Zazaca (Dimili) Dersimcenin bir Kürt
lehçesi olmadığı, Zazacanın Hint-Avrupa dil kümesinin
Doğu Grubuna dahil olduğu ve İrani dillerinin kuzeybatı
sınıflandırması içinde yer aldığı görüşü bazı batılı
bilimadamları tarafından desteklenmektedir.
Dersimliler tarih boyunca kendi kimliklerinden ödün
vermeden onurla direnmişlerdir. Türk ve Kürt
olmadıklarını inceleyen ciddi bilim-adamlarından
Kürdolojinin babası sayılan Prof. V. Minorsky, Susani,
Haddank, O. Man, David Mc Kenzie, Prof, Goiche Kojima
gibi otoriter bilimadamlarının ortak görüşü Zazaların
Kürt olmadıklarını ve Zazacanın da Kürtçenin bir
lehçesi olmadığını belirtmektedirler. Zazaların önemli
bir kesimi bugün Kürt kimliğini benimseme-mişlerdir.
Dillerinin Kürtçeden farklı olmasının ve kökeninlerinin
Kürt olmamasına rağmen Osmanlı Devleti döneminden
günümüze kadarki süreçte devlet ve toplum Zazaları Kürt
olarak tanımlamış-lardır. Toplumsal ve devletsel
ilişkiler Zazaları Kürtlüğe ve Türklüğe empoze ederek
veya Türklüğün veKürtlüğün üst kimliğini
benim-semişlerdir. Zazaları Kürt ve Türk kimliğine iten,
devletin etik bakışı ve bu doğrultudaki tavırları neden
olmuştur. Zazaların önemli bir kesimi de duyarlı bir
şekilde kendi öz kimliğini savunmuştur. Bu konunun en
yetkin uzmanları kabul edilen Prof. V. Minorsky, Susani,
Haddank, O. Man, David Mc Kenzie, Prof, Goiche Kojima,
W.B. Loocwood, T.M. Jhonstone, Hollandalı araştırmacı
M.V. Brunessen gibi bilimadamları Zazacayı ayrı bir dil
olarak sınıflandırmaktadırlar. Değişik araştırmacıların
tespitlerinden de anlaşıldığı gibi Dersimlilerin farklı
bir halk olduğu belirtilmektedir. Konunun uzmanı ciddi
araştır-macılar ise Dersimlilerin Kürt olmadığını
savunurlar. Polbius ise Medlerin Kuzey komşuları olan
Deylemleilerden söz ederek onların bugünkü Zazaların
ataları olduğunu ifade ediyor. Ingvar Sbruberg;
Zazaların ayrı bir halk olduğunu belirtir.
Terry Leynn Toodd; Dimilceden hareketle Zazaların ayrı
bir halk ol-duğunu belirtir.
Bugün de Zazalar diğer halklarla eş değer olarak kendi
kimliklerini muhafaza etmektedriler.
M.Ö.VI. yyda Dersim ve çevresi, Dimili dilini konuşan
coğrafya an-lamında Dilaman olarak biliniyordu.
Dilaman, Part egemenliğinin sürdüğü M.Ö. 247-M.S.226
yılları arasında yarı ya da tam bağımsız bir krallık
durumundaydı ve 30 yıl boyunca Part Federasyonunun bir
üyesi olarak kaldı.
M.Ö. VI. yüzyıldan M.S. IV. ve V. yüzyıllar arasında
kalan yaklaşık 1000 yıllık süreçte bugünkü
Kirmançlar-Zazaların oturduğu coğrafya Dilaman (Deylem)
adını taşıyordu.Günümüzde ise İranın Kuzeydoğu Eyaleti
Kuzey Horasan, Mazendaran, Rast, Gibal, Gilan,
Teberistan, Chalus, Kalar, Enzeli, Varemin, Lahican,
Siya, Kal, Koh, Pir, Pulur, Fumen, Gerekerd, Bar, Tufem,
Rud-sa Muvaz, Leseneşar, Kohaman, Hasan Rud, Astara,
Vajagali, Emurluh, Rahmandabat, Harfajan, Pankuh, Hesen
Beg ile Hazar Denizi arasında kalan bölge Dey-laman(Dilaman)
Gılan adıyla anılmaktadır. (1358-1590)
Bizans tarihçilerinden Agathiasın Historres adlı
yapıtında M.S. 551-552de Dımılilerin Diclenin
kıyılarında yaşadığını belirtmek-tedir. Ayrıca
Agathiasın ustası Procopius da Dımılilerin ülkesi
ola-rak yaklaşık coğrafyayı göstermektedir.
Zazaların Deylemliler olduğunu söyleyen Ermene Atrasnik,
bu görüşünü Zhomas Arcruniye dayandırarak ileri sürüyor.
Minorsky M.Ö. X. yüzyılda Hazar Denizinin dağlık
bölgelerine inen son İran kabilelerinin batıya doğru
yöneldiklerini belirtir. Ancak bu kabileler karşılarında
Kürtleri bulurlar. Bunların kullandıkları sözcükler
Deylemlilerin kullandıkları sözcüklerden farklıdır.
Belki de Deylemliler, Kürtlerin arasına karışıp Kuzey
Mezopotamya bölgesine yerleşen Zazaların atalarıdır.
Terry Leynn Zodd, Dımiliceden hareketle Zazaların ayrı
bir halk olduğunu belirmektedir. Benzer biçimde İngvar
Savnberg de araştır-maları sonunda Zazaların ayrı bir
halk olduğu kanısına varır.
İslami Fetihler Döneminde Deylem
Halife Ömer devrinde Ahnaf komutasındaki Arap ordusu
Horasan (Khurasan) yöresini aldı. Sasanı Şahı
III.Yezdigirti yenilgiye uğrat-masıyla Sasani varlığı
sona erdi ve İran Devleti ortadan kaldırıldı.
VII. yüzyılda Horasan, Harizm ve Semerkant bölgelerinde
bir dizi direniş oldu. Kutabye bin Müslim Al Bahil,
Haccac bin yusuf, Yezid bin Muhallab gibi komutanlar
yörede kimi fetihler gerçekleştirdi.
Rüstem Behremin amcası Deyleman ve Horasan bölgelerini
egemen-liği altına aldı. Kadiriye çevresinde(642) 4000
kişilik Deyleman halkı İslamiyeti kabul etmek zorunda
kaldı. Daha sonra Deylemanlılar Celula bölgesinde
Araplarla beraber Küfe askerlerine karşı savaştılar. 873
yılında çoğu Zerdüşt olan Deyleman halkı, Hasan bin
Zeydin yardımıyla İslamiyeti kabullendiler.
Buna rağmen Alevi önderleri her zaman Deyleme yardımcı
oldular ve koruyuculuğunu üstlendiler. 825 ten 1058 e
kadar Deyleman bölgesi Alevi önder Castaniyan tarafından
yönetildi.
912 yılında ise Hasan bin Ali, Alevi aşiretlerini Hazar
Denizi kıyısına yerleştirdi. Taberistan ve Deylemistan
halkının çoğu İslam dinine gir-di.
Kangariler ile akraba olan Salariler 942 yılından
başlayarak Selçuk-lular zamanına kadar Azerbaycanda
hüküm sürdü. Ancak Deylemli-lerin kurduğu devletlerin en
önemlisi, Bağdatı fetheden ve 12 gün sonra Halife Ali
Mustakfiyi tahttan indiren Beveyhoğullannın kurmuş
olduğu devletti.(932-1056)
Ayrıca Deylemde Hicretin başlangıcından IV. hicriye
kadar Alevi boylarından Albuye(931-1065),
Ziyarhandaniler(931-1078), Veshve-tan, Almakan, Benkak
gibi soylar Deylemistanı yarı bağımsız yö-nettiler(865-1005)
Hz. Alinin kardeşi cafer soyundan Yahya bin Abdullah,
Kerbeladaki katliamdan kurtulduktan sonra Deylemana
kaçtı. Horasan ve Teberistanda yaklaşık 1000 kişilik
bir kuvvet toplayan Yahya bin Abdullah Deylemistana
girince Deylem hükümdarı Castaniyan kendisine kucak açtı(825-1058).
Bölgeyi siyasi ve dini çalışrnalarının merkezi durumuna
getiren Yahya bin Abdullah, ünlü din bilginlerinin de
desteğini alarak Abbasilere başkaldırdı. Öldürülünce
yerine El Hasan bin Zeyd geçti. Zeyd Rey şehrini terk
etti ve Taberistana yerleşti. Bölgedeki Hz. Ali
taraftarları Hasan Bin Zeydi davet ederek Hasan bin
Alinin önderliğinde Abbasi baskısına karşı ayaklandılar.
Ayaklanma başarı ile sonuçlandı ve Hasan bin Zeyd
Deylemistanda 20 yıl padişahlık yaptı. Ölümünden sonra
Seyd Mehmet bin Zeyd başa geçti ve 16 yıl Deylem
Gilanda padişahlık görevini yürüttü, inanç hizmetlisi
olarak bölgede Aleviliği yaymaya çalıştı. Bu dönemde
Deylemlilerin çoğu Caferi Sadık mezhebini kabul etti(917-920).
X. yüzyılın ilk yarısında Deylamandan batıya göç eden
Deylemliler, yüzyılın ikinci yarısında Abbasileri
devirip Deylem, Azerbaycan, Dicle ve Fırat kıyılarında
ve bu bölgeleri Hazar Denizine bağlayan yörelerde kimi
devletler kurdular.
Abbasi halifesini temsilen Mehmet bin Saluk Amora
gelerek Taberistanda padişahlığını ilan etti. Mehmet
bin Salukun ölümünden sonra Alevi önderleri
Gilan-Deylaman topraklarını genişletmek için başta
Horasan olmak üzere çevredeki ülkeleri kendilerine
bağlayarak bağımsız devletler kurdular.
Moğol hükümdarı Cengiz Han İranı ele geçirdikten sonra
Gilan üzerine sefer düzenledi. Bölge dağlık olduğundan
egemenlik kuramadı. Ancak Moğol saldırıları süreklilik
gösterince bölge güçleri zayıfladı. Moğol güçlerinin
karşısında daha fazla direnemeyeceğini anlayan
Deyleman-Gilan halkının bir bölümü önce Kuzey Horasana
çekildi. Sonra Dersim-Sivas yöresine gelip yerleşti.(1223-1258).
Deylem halkının bir kısmı da Selçuklu hükümdarı Tuğrul
bey 1055 yılında Büveyhoğulları devletini ortadan
kaldırdı. Bunun üzerine Deylemliler yavaş yavaş yerli
halkla karıştı ve önemli bir kısmı da batıya göç ederek
Dersim-Fırat ve Dicle yörelerine kaydı. 1256 yılında
Deylemlilerin son kalesi Alamutun Moğol hükümdarı
Hülâgu han tarafindan alınması bu halkın güçlerini
büsbütün zayıflattı; izleyen süreçte Deylemistan küçük
beyliklere ayrıldı. Ardından Gilan, Karlayalıların
eline geçti. Geri kalan Deylemliler Gillere karıştı ve
Deylem adı ortadan kalktı. Yerine Gilan adı egemen oldu.
Sonuç olarak bölgede yaşayan Kürtlerden ayrı tarihi,
kültürü, dili inançları, örfü, âdet ve alışkanlıkları
olan bugün Horasan coğraf-yasında yaşayan Deylemlilerle
Dersimlilerin ortak paydaları bulunduğu ve örtüştüğünü
2000 yılında Deylemana yaptığım alan çalışmasında tanık
oldum.Bugün Dersim halkı deyince 126 aşiretten ve boydan
oluşan alışkanlıklarının ortak paydasında buluşan
Deylem-Gilanda yaklaşık 2.5 milyon, Türkiyede ise 4.5
milyon Deylem-Gilan kökenli halk anlaşılır. Dersimliler
700-1258 yıllan arasında çeşitli nedenlerle Deylemandan
göç ederek Dersim, Bingöl, Sivas, Malatya, Elazığ,
Erzincan, Erzurum, Diyarbakır, Siverek, Muş, Varto ve
Adıyaman bölgelerine yerleştiklerini ve atalarının
Deylemliler olduğu gerçeğini bir kez daha gözledim. Var
olan bulgu ve veriler de bunu doğrulamaktadır.
Bilimden Gidilmeyen Yolun Sonu Karanlıktır.
Serçeşme, Sayı 1, 2004
Dersimde İklim Aylık Bağımsız Siyasi Gazetesi Sayı 14
Eylül 2004 Ankara
Makale ve araştırma yazılarım
>
>Zazaca Kürtçenin lehçesi değil.Bütün batılı araştırmacı
bilim adamları bunu doğruluyor.Bir dil bilimci olarak
aynı tezleri savunuyorum.
>Neden Zazaca Kürtçenin lehçesi değil.
>
>1-Zazaca ve Kürtçe dil,ses.,söz dizimi,sözcük yapısı,gramer
yapısı ve diğer özellikleri bakımından birbirine
benzemiyor.Fillerin yapısı ve yapım ,çekim ,durm ekleri,kelime
çeşitleri birbirine benzemiyor.
>O NEDENLE KÜRT VE ZAZA BİRBİRİNİ ANLAMIYOR.
>
>2-Zazaca eğer Kürtçenin lehçesi olsaydı aralarında bu
denli kopuş ve uçurum olmazdı. Çünkü ZAZACA VE KÜRTÇE
aynı coğrafyanın yani irani dillerdir. Bilimsel olarak
kanıtlanmış olan bir şey var.Aynı bölgede yaşayan bir
dilin arasında büyük farklar meydana gelmez. Bu çok
önemli. Bir örnek vereceğim. Kazakistan'da konuşulan
Kürtçe ile Türkiye'de konuşulan kürtçe aynı.ARALARINDA
HİÇ FARK YOK. Öyleyse KÜRTÇE İLE ZAZACA ARASINDAKİ FARK
NEREDEN GELİYOR. Demek ki aralarındaki fark kökenlerinin
farklı oluşundan kaynaklanmaktadır. Bana zazaca neden
farklıdır? AÇIKLASINLAR AMA AÇKLAYAMAZLAR. Bir İranlı
prof.``un seminerini dinlemiştim. İranlı prof. a bir
soru sorulmuştu. Cevap şöyleydi: Zazaca(dimilki)Kürtçenin
lehçesi değil, bağımsız bir dildir. İranın Deylem
bölgesinde konuşulmaktadır.
>
>Öyle anlaşıliyor ki Kürtçüler kendi siyasi çıkarları
için Zazaca``yı da alet ediyorlar ve eritmek
istiyorlar.ZAZA olupta Kürtçülüğü savunanlara soruyorum:Kürtçe
konuşsanıza? SİZDE HİÇ Mİ ONUR YOK!..KENDİ ANA DİLİNİZİ
İNKAR EDİYORSUNUZ...
>YOZLAŞMA
>İnsanların inancından ,kültüründen,kimliğinden
uzaklaşması ya da yabancılaşmasıdır. Peki insan
yabancılaşınca ne olur? Her şeyden önce kendi
değerlerinden uzaklaşır, başka değerlere saplanır.
Yabancılaşan insan artık kendi değerlerini küçümser. BU
DA BİR ÇEŞİT ASİMİLASYONDUR. Bir işçi çalışır emeğiyle
oluşturduğu ürüne sahip olamaz. O ürünün sahibi
patronudur. Siyasal alanda daha vahim bir durum var.
Kişi Zaza kökenlidir; fakat tutturur Kürt sorunu, Kürt
sorunu diye... Zazalığın, Kürtlüğün ayrı kimlikler
olduğunu,Zazalığın Kürtlüğün içinde eritilmek amacının
olduğunu kavrayamamıştır. Zaza olan bir kişi Kürtçeyi mi
öğrenecek. Çünkü Zaza Kürtçeyi anlamaz,Kürt Zazacayı
anlamaz.Öyleyse bir Zaza``nın ````Kürt sorunu```` demesi
ne kadar inandırıcı olabilir ki?.. İnsan kendine bu
kadar yabancılaşır mı? Bu aşağılık kompleksi ne kadar
acı? Kendi ana dilini reddetmesi ne kadar trajik? Peki
bir Kürt Zaza sorunu der mi , hayatta demez..Çünkü o
yalnız kendini düşünür. Dinciler de öyledir, özgürlük
isterler, ama kime. Yalnız kendilerine.
>
>Hızlı bir yozlaşma süreci yaşanmaktadır. Bu yozlaşma ve
yabancılaşmaya karşı dilimizi,inancımızı,kimliğimizi
değerlerimizi koruyalım. Her türlü asimilasyoncu
dayatmalara,baskılara karşı koyalım.
>
>
>Kaynak: Bu Konu İle İlgili Kaynak Olarak Birleşmiş
Milletlerin Yan Siteleri Olan Web Sitelerini Öğrenmek
İsteyenler İnceleyebilirler.
>http://www.ethnologue.com/show_family.asp?subid=90046
>ve
>http://en.wikipedia.org/wiki/Zazaki
>
>11.10.2007
>Yazinin kaynagi: http://www.dersimvakfi.org
Cevaplar: