|
Zazaki
Français
Laz
Türkçe
Armenian
Suryani
Deutche
Kurmanc
English
Yazidi
|
BU LAZLAR DA NEREDEN ÇIKTI?
06 Temmuz 2008
Birgün Gazetesi
Mehmedali Barış Beşli’yi kamuoyu Kazım Koyuncu ile birlikte
kurdukları efsanevi Zuğaşi Berepe (Denizin Çocukları) Lazca rock
grubundan beri tanıyor. Oysa Mehmedali Barış Beşli sadece bir
müzisyen değil. Lazların Ogni dergisinden beri Laz dili ve
kültürüyle ilgili bütün çalışmalarda var. Şimdi de Laz Kültür
Derneği Başkanı. Barış Beşli ile yaptığımız görüşmede, Doğu
Karadeniz gezisinde karşılaştığımız etnik gruplardan en azından
birini tanımış olacağız...
»Samsun’dan öte herkes Laz sanılır. Bizse Lazlara Rize Pazar’dan
sonra rastladık. Lazlar kim ve neden herkes Karadenizlilerin hepsini
Laz zanneder?
Bu sanıyorum Bizans’tan beri süregelen bir yanlış adlandırma.
Samsun’dan itibaren her halk doğuya doğru kendinden bir sonraki
halka Laz demiş. Lazlar esas itibariyle Güney Kafkasyalı bir halk,
Lazca diye bir dil konuşur. Lazca Güney Kafkas dillerinden bir
tanesidir. Türkiye’de otokton olarak Pazar, Ardeşen, Fındıklı,
Arhavi, Hopa ve Borçka’nın bir kısmında yaşarlar. Bunun ötesinde 93
harbi diye bilinen 1877-78 Osmanlı Rus Savaşları sonucunda Marmara
Bölgesi’ne göç etmiş Lazlar vardır. Onlar da Adapazarı, Düzce,
Hendek, Yalova, Sapanca, İznik, Gölcük, İzmit gibi şehirlerde yaşar.
Bunun ötesinde gurbetçilik, iş bulma, öğrenim görme anlamında büyük
şehirlere dağılmış Lazlar da var.
»Güney Kafkasya’da Gürcistan’da da yaşayan Lazlar var mı hâlâ?
Tabii. Türkiye-Gürcistan sınırını oluşturan Sarp Köyü vardır. Bu köy
ikiye bölünmüş bir köydür. Her iki taraf da Laz’dır. Bunun ötesinde
yine Gürcistan’da bir nevi Hıristiyan Lazlar olarak
tanımlayabileceğimiz Megreller vardır ki Gürcistan Devlet Başkanı
Sakaşvili’nin annesi de bir Mergel’dir. Gürcistan’da Megrellerin
ciddi bir nüfusu vardır. Neredeyse Gürcistan’ın yarısından fazlası
Megreller’den oluşur.
»Türkiye’de bir inanış daha var: Lazlar Müslüman Gürcüdür. Bunun
doğruluk payı olabilir mi?
Hayır. Belki Müslüman Megrel diyebiliriz ama Müslüman Gürcü dersek
Gürcistan resmi ideolojisine paralel bir düşünceye sahip oluruz. Bir
de şöyle yanlış olur. Sanki Gürcülerin hepsi Hıristiyanmış gibi bir
anlam çıkar. Halbuki zaten Türkiye’de Müslüman Gürcü var ve onlar
hiç de Laz değil. Nitekim Gürcistan’da Acara Özerk Bölgesi’nin
özerkliğinin nedeni de halkın Müslüman olmasıdır.
»Lazlar Türkiye’de eski dinlerini bırakıp Müslümanlığı seçmiş. Ama
gizli gizli eski dinlerini de sürdürüyorlar mı acaba?
Lazlar geçmişte Ortodoks Hıristiyan’dı. Hatta internette okudum. Bir
Ortodoks kilisesinde 2003 yılında aziz ilan edilen Lazlar var. Bunun
bir Gürcistan politikası olduğunu düşünüyorum. Çünkü Acara’da
Müslümanlaşmayı kırmak için Lazlara eski dinleri hatırlatılıyor diye
düşünüyorum. Lazlar geçmişte Ortodokstular ama ne derece dindardılar
tartışılabilir. Şimdi Müslümanız ama ne derece Müslümanız bu da
tartışılabilir. Elbette İslami dalgayla Müslümanlığını daha radikal
yaşayanlar var ama Lazlar, koyu İslamcı değil.
Lazca konuşurken üzerimizde eski çok tanrılı dinlerin etkisi ortaya
çıkıyor. Allah yerine Lazca’daki tanrıdan bahsederiz. ‘Ğormoti’
deriz. Bunlar çok fazla bilince çıkan şeyler değil ama önemli.
Bunlarla birlikte çocukluğuma değin, hâlâ şeker bayramında ve kurban
bayramında yaşlı ninelerimiz kırmızı boyalı yumurta dağıtır ki bu
biliyorsunuz Paskalya geleneğidir. Bir sentez olmuş. Müslüman
bayramında Ortodoks yumurtası dağıtmak gibi ya da Pazar’da ölüyü
tabutla gömmek de hâlâ yaşayan bir gelenekmiş.
»Lazların bugünkü sayısı konusunda neler söyleyebilirsiniz?
Geçtiğimiz günlerde bir takım bilimsel ya da bilimsel olduğu iddia
edilen raporlar yayımlandı. O raporlar Lazların sayısını 80 bin
olarak verdi. O rakamlara nerden ulaşılmış, akıl sır erdirmek mümkün
değil. Mesela Ardeşen’in nüfusu tek başına 50 bin. Bırakalım 93
göçmeni Lazları ve büyük şehirlerde yaşayanları, sırf demin
bahsettiğim ilçelerde yaşayan Lazların nüfusu bile 200 bin. Bu
nüfusun en az üç katının göç etmiş olabileceğini hesap ediyoruz.
Çocukluğum Ardeşen’in Putra Mahallesi’nde geçti. Şimdi Putra’da ki
nüfusun 3 katı İstanbul’da. Demek ki nüfus bildiğimiz eğitim,
öğretim, iş gibi sebeplerle İstanbul’a, büyük kentlere göçüyor. 93
göçmeni Lazları da hesaba kattığımızda biz Türkiye’de 1,5 milyon Laz
olduğunu düşünüyoruz.
»Peki yaşadığınız bölgedeki diğer halklardan belirgin bir farkınız
var mı?
En önemli farkımız dilimiz. Bunun ötesinde geçmişe bakarak
söyleyecek olursak Lazlar daha solda duruyorlardı. Yani Pazar,
Ardeşen, Fındıklı, Arhavi, Hopa gibi ilçelerin hepsinde en azından
CHP’li belediye başkanları işbaşında olurdu. Sağdan bir partinin
belediye başkanı olması düşünülemezdi. Çayeli’nden ötesi rahattı
bizim için. Bunlar daha çok geçmiş için geçerli. Bugün Çayeli ile
Ardeşen arasında ne kadar fark var derseniz, onu bilemem. Şu an
Ardeşen belediye başkanı AKP’li. Sağda da solda da siyasetçilerimiz
var. Kendilerini nasıl tanımlarlar ama mesela Mehmet Bekaroğlu
Laz’dır. Algan Hacaloğlu Laz. Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu da Laz’dır.
Bizim derneğin onursal üyesidir.
»Lazcayı evde mi öğrendiniz? Çocuklarınıza Lazca öğretiyor musunuz?
Lazcayı evde öğrendim ama üniversite yıllarında Lazca çalıştım. Dış
evlilikler arttıkça çocuklar ortak dil Türkçe’yi öğreniyor sadece.
Ben de dış evlilik yaptım. Bir kızım var. Kızımla, ben ve annem
sadece Lazca konuşuyoruz. Dış evlilik eskiden daha az kabul gören
bir şeydi. Bunun dil üzerinde bir dezavantajı var. Bundan daha
önemli bir etmen de insanların kafalarındaki tabular. Çocuğum Lazca
bilirse okulda, dolayısıyla hayatta başarısız olur inancı. Ama
köylülüğü devam ettiren Lazlarda evde hâlâ Lazca konuşuluyor ve
çocuk ilk Lazcayı öğreniyor. Bir Ardeşenli olarak biraz iddialı
konuşayım, şimdi Ardeşen’de bütün ilçelerden daha fazla Lazca
konuşulur. Çünkü Ardeşen’in köy nüfusu fazladır ve köylüler Ardeşen
ile bağlarını koparmamışlardır. Büyükşehirlere göçle birlikte ilçe
merkezine de göç etmişlerdir. Bir de Ardeşen daha homojen Laz kenti.
Ama Hopa’da mesela Hemşinliler var ve Lazlar daha az kendi dillerini
konuşur. Elbette çocuklarımıza Lazca öğretmek için her şeyi
yapıyoruz ama nereye kadar…
»Okullarda Lazca öğretilsin diye talebiniz var mı?
Elbette. Bu en temel hakkımızdır. Böylelikle bir kültürün yok
olmasının önüne geçilebilir. Ancak Lazca eğitim talebimiz yok. Bu
çok farklı bir talep. Biz Lazcanın bir ders olmasını talep ediyoruz,
derslerin Lazca olmasını talep etmiyoruz. 35 harflik bir dilimiz
var. Temel derdimiz atalarımızdan miras kalan dilimizi ve
kültürümüzü çocuklarımızın öğrenmesi.
»Biraz da ağır siyaset… Türkiye’de düzenin resmi söylemi şöyle diyor:
İşte Kürtlerin haklarını verirsek Lazlar da Çerkezler de,
Hemşinliler de herkes bir şey ister… Bu cümle sizin için ne ifade
ediyor?
Önce bu soruyla ilgili sizin sormadığınız bir soruya cevap vermek
isterim. Tersinden başlamak isterim. Özellikle Kürt çevrelerinde
dile getirilen bir tez var.
»Bu da olayın diğer yüzü. Bunu da cevabınızdan sonra soracaktım ama
madem başladık...
Kürtler bir asli unsur meselesini dile getiriyor. Türkler ve Kürtler
asli unsur. Öyle derseniz birilerini de tali unsur olarak
görüyorsünüz. Bizim için bu kabul edilebilir bir yaklaşım değil.
Üniversitede solcu öğrenciler tarafından dağıtılan Kürt ve Türk
kardeşliği bildirilerinden tutun da 1 Mayıs bildirilerinde ‘küçük
halklar’ hep tali görülür. Bu ülkede Kürt değilsen Türksündür
yaklaşımı egemen anlayışın yaklaşımıdır ve yanlıştır. Elbette biz
Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarıyız, ancak ne Türküz ne de Kürt.
Ortak kimliğimiz ise Türkiyeliliktir. Herkesin kültürel arka planı
ve kültürel kimlikleri yok sayılmamalı. Bugün TRT’de Kürtçe, Arapça,
Boşnakça dillerinde yayın yapılıyor. Bizim talebimiz olmasına rağmen
Lazca yayın yapılmıyor. Bize ayrımcılılık yapılıyor. Bir ülkede
diğer dillere sağladığınız bütün imkânları, talep olduğunda bütün
dillere sağlamak zorundasınız. Bunu yapmıyorsanız ayrımcılık
yapıyorsunuzdur. Bu ülkede yaşayan herkes eşit olmalıdır yani eşit
oranda hak sahibi olmalıdır. Ancak etnik kimliğin geliştirilmesiyle
ilgili pozitif ayrımcılık yapılabilir. Biz Kürtlere verilmesin asla
demeyiz. Şimdi asıl sorunuza gelirsek resmi ideoloji, bir hakkı
tanımamak için, herkes ister diyerek perdeleme yapıyor. Olayı
uzaklaştırma ve dağıtmak istiyor. Ciddi değil.
»Sizi bazen Pontuslularla da karıştırıyorlar. Belki Pontus’u
diriltmeye çalışıyorsunuz diye negatif tepki de alıyorsunuzdur.
Şimdi TRT’nin Türkiye’de konuşulan dillerde yayın yapma kararı
aldığı sırada gazetelerde Lazca yayın da yapılacağı haberleri yer
alıyordu. Ama bu doğru çıkmadı. Lazca yayın hâlâ yok. Ama biz bir
gazetede şöyle bir haber olduk: “Lazca yayın yapmak Pontus hevesini
destekler…’’ Şimdi bu anlayışı nereye koyabilirsiniz? Bilemiyorum.
Bu kadar cahillikle yazı yazılır mı? Lazlar kim, Pontus’lular kim?
Bizim birbirimizle ne alakamız var? Belki de birbirimize ters
şeyleriz. Adamın hiç bir şeyden haberi yok. Sonuçta Pontus bütün
Karadeniz’in adıdır. Ancak Pontus’u siyasi hedef yapan bazı gruplar
bu ismi kullanıyor olabilir. Bu bizim tamamen dışımızda. Bu bir MİT
raporu haberiyse daha da acıklı bir durum. Bu mantıksız bir şey
çünkü. Bizim siyasi anlamda Pontus’la da, Pontus’çulukla da bir
alakamız yok. Ha tabii ki Karadeniz’de Rumca konuşan halk olabilir,
bunlar bizim sadece kardeşlerimizdir. Bundan başka bir şey
düşünemeyiz.
»Peki Laz fıkrası, Laz esprileri sizleri kızdırıyor mu? Her önüne
gelen Temel fıkrası anlatıyor…
Pop çağından önce Laz fıkrası anlatmak gerçekten komikti. Ama şimdi
her şey poplaştığı gibi Laz fıkraları da poplaştı. Televizyonlarda
falan da programlar yapılıyor. İyice yozlaştı. Mesela her fıkraya
Temel demiş ki diye başlarsanız daha komik bir şey anlatacağınız
daha baştan bellidir sanki. Ya da bir köşe yazarı konu sıkıntısı
çektiğinde başlıyor Temel fıkraları uydurmaya. Hem köşesini
şenlendiriyor hem de günü kurtarıyor. Bu yaklaşımı kabul edemeyiz.
Birilerini zeka özürlü vs görüp onun üzerinden popüler rant sağlamak
doğru bir yaklaşım değil. Hele hele Karadeniz, Lazların ötesinde çok
zengin bir kültürel yapıya sahiptir. Bununla alay edilemez.
Coğrafi koşullar, mesela çok dar ve yamaç bir kara parçasında
yaşıyor olmak, şiddetli bir denizle karşı karşıya olmak, belki
Karadenizlileri ya da Lazları biraz daha yaratıcı yapmış olabilir
ama her halkın ayrı bir yaratıcılığı var. Bu Temel fıkraları çok da
bizi anlatmaz. Zaten Temel Lazların değil. Belki Pontus’luların.
Yunanistan’da da Pontus’lular için benzer fıkralar anlatılıyormuş.
»Peki Kazım Koyuncu? Zuğaşi Brepe?
Kazım Koyuncu Laz tabii. Zuğaşi Brepe Laz müziği yapmıyordu Lazca
sözlü rock yapıyorduk biz. Ama geleneksel Laz şarkılarını rock
versiyonuyla yorumluyorduk. Bildiğiniz tulum, kemençe Laz müziğinin
bileşenidir. O bildiğiniz hızlı horon kemençesi değil. Horon da var
o tv’lerde gördüğünüz, sıkı oyun Akçabat horonudur. Laz horonu değil.
Laz horonu farklıdır. Kemençe ise daha ağır destanlarda çalınır.
»Ümit Kıvanç’ın yaptığı Kazım Koyuncu’nun hayatını anlatan
‘Şarkılarla Geçtim Aranızdan’ filminin sonundaki ağıttaki kemençe
gibi mi?
İşte tabii o. O destanı söyleyen İsmana Paşa, Pazarlı’dır. Biz
destan deriz ona, ağıt demeyiz tabii. Geleneksel Laz müziğinin tipik
bir parçasıdır o.
»Şimdi sizin için Kazım Koyuncu hakkında bir şey söylemek mümkün
olabilecek mi?
Kazım çok hassas bir meselemiz. Hâlâ onun bu dünyada fiziken var
olmadığını kabul etmek hepimiz için çok zor. Her ne kadar onu
kaybetme ihtimali olduğunu bilsek de bunu hiç kabullenememiştik.
Belki taşlar zamanla daha fazla yerli yerine oturacak. Bu yıl Laz
Kültür Derneği’nin Kazım’ı anmakla ilgili etkinlikleri bazıları
tarafından eleştirildi. Kazım’a insanların sahip çıkması çok güzel
bir şey. Kim olursa olsun, onu ne kadar tanırsa tanısın insanlar
Kazım’a sahip çıktı. Ama Kazım’ın gerçekten nasıl bir adam olduğunu,
bu dünyada ne yapmaya çalıştığını ancak onun tarihine iyi bakarak
anlamak mümkün. Kazım, Zuğaşi Berepe diye bir grupta şarkı söyledi.
Bu dilin yok olmaması için taraf oldu. Kazım Laz Kültür Derneği’nin
fikir babalarından birisidir. Tabiî ki Laz Kültür Derneği, Kazım’a
bu çerçevede sahip çıkacaktır. Bundan daha doğal bir şey olamaz.
İnsanlar Kazım’ı siyasi ve kültürel kimliğinden soyutlamaya
çalışıyor. Kazım bir Lazdı ve bu kültürel mücadelenin bir
bileşeniydi. Kazım dünyaya soldan bakan bir adamdı. Bunları
reddederseniz Kazım’ı reddedersiniz. Kazım’dan solculuğu ve Lazlığı
koparttık mı arkada sadece güzel şarkı söyleyen iyi bir adam kalır.
Ama Kazım bununla yetinmez. Benim için bunlar çok önemli. İnsanlar
değerlendirme yaparken Kazım’a bir kez daha baksın.
|
|