|
Zazaki
Français
Laz
Türkçe
Armenian
Suryani
Deutche
Kurmanc
English
Yazidi
Anasayfa
|
Dersim Layihaları
Çalışmasına Dair İlk Değerlendirmeler
BOĞAZİÇİ GÖSTERİ SANATLARI TOPLULUĞU
Kaynak:bgst.org/bgst/sitemap.asp
Osmanlı Kaynaklarında Kürtler Çalışma Grubu
Osmanlı Kaynaklarında Kürtler Çalışma Grubu olarak yaklaşık bir
yıldır Dersim Layihaları adlı bir çalışma yürütüyoruz. Elimizde
bulunan 1894 ve 1896 tarihli iki ayrı layihanın çevirisiyle meşgulüz.
Mevcut durumda transkripsiyonu tamamlanmış olan layihaların,
sadeleştirme çalışması sonuna yaklaşmış bulunmaktadır. Burada ilk
değerlendirmelerini yapacağımız layihalar, yayına hazır hala
getirildiğinde, ilave çalışmalarla birlikte yayınlanacaktır.
Layihalardan biri, daha önce çeşitli kaynaklarda (1) özet olarak
aktarılmış ancak tam metni hiçbir yerde yayınlanmamıştır. İkinci
layiha ise araştırdığımız kadarıyla daha önce hiçbir yerde
zikredilmemiş ve yayınlanmamıştır.
Tam metin olarak yayına hazırladığımız iki layiha da; kaleme
alındığı tarih, içerdikleri bilgi, öngördükleri politika ve
yaklaşımlar açısından oldukça kıymete haizdirler. Yine layihaları
kaleme alan kişilerin Devletin en üst makamlarında, etkili-yetkili,
karar verici ve uygulayıcı kişiler oldukları gözden kaçırılmamalıdır.
Burada layihaların kaleme alındığı zaman dilimine özellikle vurgu
yapmak gerekmektedir. 1890lar, II. Abdülhamitin doğu siyasetinin
pratik uygulamalarıyla kendini göstermeye başladığı dönemdir. 1876
da padişah olan Abdülhamit, milliyetçi-ulusal düşüncelerin etkisiyle
imparatorluğun her geçen gün gerilediğini ve toprak kaybettiğini
görür. Özellikle batı bölümünde ve Balkan coğrafyasında meydana
gelen isyanlar ve Osmanlı Devletinin tutunamadığı yakıcı bir şekilde
kendini hissettirir.
Bu gelişmelerin ışığında Abdülhamitin gözünü doğuya çevirdiğini ve
doğu da yeni, kapsamlı bir politika belirleyerek uygulamaya
koyduğunu görüyoruz. Batıdaki isyan hareketleriyle birlikte
düşünüldüğünde Abdülhamitin Panislamizm politikası Osmanlı
devletinin bir anlamda gayrimüslim anasırla bağını pamuk ipliğine
bağladığının göstergesidir. Doğudaki Osmanlı tebaasının ağırlıklı
Müslümanlardan müteşekkil olduğu düşünüldüğünde bu politikanın
farklı boyutları da anlaşılır. Abdülhamitin doğu siyasetinde
Kürtler ve Ermeniler çok özel bir yere oturur. Birini içine çekmeyi
hedeflerken diğerini dışlar, rahatsızlığını ifade eden tutumlar
gösterir. Kürtlerin 1880 deki en büyük isyanını (Şeyh Ubeydullah
İsyanı) bastıran Abdülhamit, ardından Kürtleri şahsına ve devlete
bağlamak için bir takım özel politikalar geliştirir. 1890-1891de
Şafii Kürt aşiretlerinden oluşturulan Hamidiye Alayları bu
politikanın en önemli ayağını teşkil eder. Aşiret Mektebi ise bu
politikayı tamamlayan başka bir unsur olarak düşünülür.
Özetle, 1894-1896lara gelindiğinde Osmanlı devletinin doğusunda
ciddi bir Ermeni sorunu devam etmektedir (Bu dönemde yaşanan Sason
Vakasında binlerce Ermeninin öldüğü bilinmektedir). İsyanları
başarısızlıkla sonuçlanmış, Kürtlerin Sünni-Şafii kesimini Hamidiye
alayları marifetiyle kendisine bağlamaya çalışan Abdülhamit,
yüzyıllarca Kızılbaş Kürtlerin sığınağı haline gelmiş, kendi başına
buyruk bir yaşam süren Dersime ve Dersimlilere dönük de yeni bir
politika arayışına girmiştir.
Birinci Layiha:
1896 tarihli ve 4. ordu komutanı Zeki Paşanın kaleminden çıkmış
Dersim Islahatı Hakkında Babıaliye Takdim Olunan Fi 22 Mayıs 1312
Tarihli Layihadır başlıklı rapor, bugüne ulaşan ve gün yüzüne
çıkarılan Dersim konulu en eski layihalardan biridir. Layihayı
kaleme alan Zeki Paşa, Abdülhamitin damadı olup, Hamidiye
alaylarının da fikir babası ve kurucusudur.
1896 tarihli bu layihaya iliştirilmiş iki ayrı ek metin ve bir tablo
bulunmaktadır. Erzincan dan gönderilen birinci ek metin, ana metnin
üzerinde tartışılarak genişletilmiş bir halidir. Dönemin Anadolu
umum müfettişi Müşir Şakir Paşa ile bölgeden sorumlu 4. ordu
komutanı Zeki Paşanın müştereken kaleme aldıkları ve Babıaliye arz
ettikleri anlaşılıyor. Ardında bölgede konuşlanmış olan askeri
güçlerin konumlarını ve birlik sayısını veren bir tablo
bulunmaktadır. İkinci ek metin ise Siirtten gönderilmiş ve yollar
hakkında bilgi ihtiva etmektedir.
Zeki Paşa tarafından Babıâliye gönderilen Dersim Islahatı Hakkında
Layiha kısa bir giriş ve dört mevasim (bölüm) den oluşuyor. Girişte
bölümleri kısaca tanıtırken: 1- istihzarat (hazırlıklar); 2-
bidayet-i icraat (başlangıç faaliyetleri); 3- ıslahat-ı asli (temel
ıslahatlar); 4-gayet (sonuç) olarak veriyor. Bölümlerin içerikleri
ise özetle şöyle:
Birinci Mevasim;
Arazi süvari istihdamına müsait değildir. Bu sebeple piyade ve
topçular gönderilmelidir.
Askeri güçler, yetkili, dirayetli bir komutana devredilmelidir.
Dersime büyük bir askeri güç gönderilmelidir ki, ahali korksun belki
savaşmadan teslim olur.
Yol olmadığı için topların geçmesi zor. Hangi yollardan hangi
büyüklükte toplar geçirilebilir. Onun üzerinde duruyor.
Bazı bölge ve yollara asker yerleştirilmelidir. Bunların etrafı
çevrilmeli ve halkın çok dikkatini çekmemesine dikkat edilmelidir.
İkinci Mevasim;
Hozatın kuzeyinde bir karargâh oluşturulmalı. Halk arasında birlik
kurma çabası engellenmelidir.
Dersim sancağı lağvedilmeli, Çemişgezek ve Mazgirt, Mameretülazize
bağlanmalıdır. Ovacık, Hozat ve Kızılkilisede (Nazimiye)
sıkıyönetim ilan edilmeli. Kaymakam ve müdürlere işlerinden el
çektirilmelidir.
Hozat yolu inşa edilmeli. Burada halk çalıştırılmalı, başlarında
asker bulundurulmalıdır.
Teslim olanlara kötü muamele yapılmaması fırka komutanlarına
söylenmelidir.
Yolların inşası esnasında etraftaki kabileler hakkında istihbarat
toplanmalı, sayıları, kabile reislerinin kim olduğu, fikirleri vb
öğrenilmeli. Teslim olurlarsa devletin müşfik yaklaşacağının
propagandası yapılmalı.
Rüesadan direnenlerin Trablusgarb ve Yemene sürgün edilmelidir.
Askere almalar başlamalı. Dersimlileri 4. orduda değil de 1. orduda
görevlendirmeli, bu coğrafyadan uzaklaştırmalı. Böylece cehaletten
ve batıl inançlarından kurtarılmalarının sağlanmalıdır.
Üçüncü Mevasim:
Nizamat-ı devlet tesis edilmeli.
Jandarmaya yetki verilmeli. Uygun yerlere asker yerleştirilmeli.
Halkın birbiriyle irtibatını kesmek için kordon ve karakollar
kurulmalı.
Kereste bolluğundan istifade ederek kışla, hükümet konağı, jandarma
koğuşu ve hastane inşa edilmeli, bunlar vasıtasıyla medeni binalar
inşa ederek, medeniyetin götürülmesi.
Çocuklar için ilkokullar açılmalı. Teşvik amacıyla geçici olarak 2-3
seneliğine okula gelen çocuklara ekmek ve elbise verilmesi.
Kürtler arasındaki Nakşibendi şeyhleri bölgeye gönderilip bir tekke
kurdurulmalı ve halk irşada (doğru yola) davet edilmelidir. Yalnız
bu şeyhlerin maaşlarının devlet tarafından karşılandığını halk
bilmemelidir, maaşları gizlice karşılanmalıdır.
Ahalinin ziraata alıştırılması sağlanmalıdır.
Vergi için özel düzenlemeler yapılmalı, ahalinin durumu dikkate
alınmalıdır. Yol yapımında çalıştırılarak vergiden mükellefiyet
sağlanmalıdır.
Dördüncü Mevasim;
Islahat bir mecraya oturana, genel idare sağlanana kadar mülkiye ve
askeriye müfettişleri tarafından denetlenmeli.
Bölgede aşiretler arasında barışı sağlayan konumuna gelinmeli.
Fukarayı rüesadan korumak, padişahın iradesini tesis etmek geçici
olarak askerin vazifesidir.
Rüesadan bazısı meclis azalığına veya başkanlığına getirilebilir.
Bu mevasim bitene kadar üç kaza sıkıyönetim de kalacak. Ovacık
Erzincana; Hozat MameretülAziz e; Kızılkilise civar sancaklara
bağlanacak
İkinci Layiha
Erzincan Müdde-i Umumi Muavininin (Savcı Yardımcısının) Layihası
Suretidir başlığını taşıyor. Savcı yardımsının ismini bilmiyoruz
ama raporda kendisi Erzurumlu olduğunu ve biraz Ermenice bildiğini
söylüyor. Anlaşıldığı kadarıyla yöreden bir insan olmanın
avantajlarını kullanmış. Savcı yardımcısının hazırladığı raporun beş
ayrı eki var. En sonda yer alan Adliye ve Dahiliye Nezaret-i
Celilelerinin Tezkire-i Müşterekesi Suretidir başlıklı layiha
adalet ve iç işleri bakanlıklarının savcı yardımsının
değerlendirmelerinden hareketle alınması gereken tedbir ve kararları
içeriyor.
Savcı yardımcısının raporu temel olarak Ermeniler, bölgedeki Ermeni
faaliyetleri, ekonomik, sosyal, eğitsel etkinlikleri, Müslümanlara
kıyasla durumları vb üzerine odaklanmış. Ermeni meselesinin çok
hareketli olduğu bu dönemde devlet cenahının bakış açısını
yansıtması bakımından oldukça önemli bir belge. Özetle üzerinde
durduğu konular şöyle:
Ermeniler, ecnebilerin tahrikine kapılmaktadırlar. Erzurum, Van ve
Bitliste muhtariyet istemektedirler. Bölgede karışıklıklar var.
Hamidiye alayları kurulmalıdır. Mameretülaziz den 7. fırka Erzuruma
gelmelidir. Erzurumdan 8. fırka Bitlise gönderilmelidir.
Ermeni okulları ciddi bir sorun teşkil etmektedir. Müslüman
çocukları sıbyan mektebinden öteye okuyamamaktadırlar. Ancak % 20-30
kadarı rüşdüye mektebine müracaat etmektedir. Bunların içinde ise
ancak bin kişiden ellisi mekteb-i aliye gidebiliyor. Yani müslüman
çocukları cahil kalıyor.
Ermenilerin ve misyonerlerin oluşturdukları okullarda Ermeni
çocuklar sanayi ve ticaret mekteplerinde iyi yetişiyorlar. Okuldan
sanat edinerek çıkıyorlar. Sanatsız çıkanlarda bir ustanın yanına
verilerek sanat öğretiliyor. O sebeple Hıristiyanlarda amale yoktur.
Ticaret ve sanayi olduğu gibi Ermenilerin elindedir. Çarşı pazarda
ihtiyaçlarımızı Ermeniler vasıtasıyla temin eder duruma gelmişiz.
Hıristiyanlar çeşitli hilelerle zengin Müslümanların servetini ele
geçiriyorlar, hanelerini harap ediyorlar.
Hıristiyan esnafta mal çok, iş çok Müslüman esnaf boş yatıyor.
Bir taraftan devlete vergi veriyorlar ama, diğer taraftan okul,
kilise vs vs açıyorlar, fedai yetiştiriyorlar. Servetleri geliştikçe
hakimiyet aramaya yöneliyorlar.
Alınacak tedbirler:
*Ermeni okullarına müdahale edilmeli, programı yeniden düzenlenmeli,
muallimlerini maaşa bağlamalı, şakirdanı dağıtılmalıdır.
* Okullarında avamın kullandığı Ermenice kullanılmalıdır.
* Postanelerden poliçe dağıtılmalı böylece Müslümanların Ermenilere
muhtaç olma durumu engellenmelidir.
* Van, Bitlis, Erzurum, Sivas ve Mameretülaziz de Müslümanların on
evinde bir silah varken Ermenilerin çok silahı var. Bu silahlar
toplanmalı ve mahkeme kararı ile Ermenilerin silah taşıması
yasaklanmalıdır.
* Kişi başı on kuruş bedelat-ı askeriye alınmalıdır.
* Dersim ıslahatı meselesi, Ermeni meselesine dâhil gelmiş
bulunduğundan meskûn mahallere yol götürülmesi hatta şimendüfer
götürülmesi gerekmektedir.
Sonuç
Özetle layihalarda dile getirilenler bunlar. Layihaları ilk ele
aldığımızda başlığındaki ıslahat kavramı bizi hayli
heyecanlandırmıştı. İsmi ıslahat olduğu için çok daha farklı
beklentiler içine de girmiştik. Ancak metinleri okudukça Osmanlı
idarecilerinin ıslahat anlayışının hiç de bizim anlayışımızla
örtüşmediğini gördük. Maalesef aynı yaklaşım ve anlayışı modern
cumhuriyet rejimi de devam ettirmiştir. Cumhuriyet döneminde de
Dersime dair yazılan raporlara baktığımızda yönteminden çözüm
algılayışına kadar aynı ıslahatçı yaklaşımdan vazgeçilmemiş gibi
görülmektedir.
Bu ıslahat fikrinin temel amacı; Dersimi kendi sistemine, devlet
düzenine zorla bağlamayı öngörüyor. Bunu yaparken medeniyet
taşırma vurgusunu dilinden düşürmüyor. İlkel, dünyadan habersiz,
sapkın inanç ve fikirlere sahip bu insanlara medeniyet götürülecek,
cehaletten kurtarılacak, doğru yola getirilecek, yani
medenileştirilecek kişiler olarak bakılıyor. Algılama böyle olunca
ıslahatta askeri işgal ile başlatılıyor. Tarihi, kültürel, siyasi,
düşünsel, sosyal hiçbir bağa sahip olunmadığı için en kabasından zor
yöntemleri çözüm olarak görülüyor. Çözüm böyle algılandığı için de;
ıslahat raporu, bir işgal planına dönüşüyor. Askerlerin ve
teçhizatın nereden geçirileceği ve nasıl konumlandırılacağı,
sayısının ne olacağı öncelikli konu oluyor. Askeri bir düzenin
tesisi ve olağanüstü bir idarenin oluşturulması vazgeçilmez oluyor.
Birinci adım askeri işgal olunca ikinci adım halka iktidarını zorla
benimsetme oluyor. Her şeye rağmen bu iktidarı tanımayan için ölmek
veya Trablusgarba, Yemene sürülmekten başka seçenek kalmıyor.
Üçüncü aşama yeni nesillerin istenen tarzda yetişmesi için okullar
açmak ve sapkın inançtan kurtaracak hakiki bir inancı
benimsetmek oluyor. Bunun üzerinden kendi devlet düzenini oraya
ikame etmek geliyor ki, bunları yaparken orada yaşayan insanların
düşüncelerine, istem ve tasarımlarına hiçbir anlam ve değer
verilmiyor.
--------------------------------------------------------------------------------
Notlar:
(1) Dersim, Jandarma Genel Komutanlığının Raporu, Kaynak Yayınları,
İst. 2000.
|
|