Hüseyin DEDESOY
Sayin M.HAYALOĞLU'nun başlatmış
olduğu " ZAZALAR, KIRMANCLAR, DMİLİLER ve Aydınlarımız" tartışması
gecikmiş ama cok ta yerinde bir tartişma.
DERSİM kimliği üzerine bu güne kadar bir cok fikir ve düşünce
beyan edildi. Bundan sonrada bu tarz tartışmaların süreceğini
düşünüyorum.
Ama Sayın HAYALOĞLU bu alandaki var olan tartışmalara bir noktada
aciklik kazandırmış ve meseleyi bir adim dahada ileriye taşıdığını
görüyorum.
DERSİM kimliğinin ayricaliğini ve farkını savunan arkadaşların
bir coğu Farkı DERSİM diyince onu daha cok ZAZA kimliğiyle
adlandırıp sınırı " ZAZALAR ve KÜRTLER" seklinde ciziyorlardı. Yani
ayrılığı ve farkı KÜRT'lerle sınırlı tutuyorlardı. Dolayısıyla bu
tanım DERSİM kimliğine ve tarihine tam anlamiyla oturmuyordu. Dersim
tarihine ve kimliğine dayir detaylara girildiğinde ve kendilerini
ZAZA diye tanımlıyanlar la farklılıklar konuşulduğunda ise biraz
daha ileri gidenler en fazla şunu diye biliyorlardi."Evet
Dersimlilerin o Zaza lardan farkli olan özellikleri var ama
herşeyden önce onlarla ortak olan bir dilimiz var ve biz var olan o
ortak dil birliğini savunmaliyiz". Oysaki Hayaloğlu'nun da
belirttiği gibi yanlızca dilin ortak olması bir halkın kaderini
birleştirmez. Dilleri ortak olan bir cok halkın farklı olduğunu
günümüzde artık bilmiyen yok.
Bu alandaki örnekleri saymakla bitiremeyiz:İsvicre bunun en iyi
örneği. Orda İtalyan'ca konuşanlar da var. Alman'ca konuşanlar da
var. Fransiz'ca konuşanlar da var ama hepiside İSVİCRELI. Belcika
yine öyle. Orda da Fransizca, Flamen'ce ve Almanca konuşan bölgesi
var. Lüksamburg yine öyle. Orda da Tamamen Fransizca konuşulur ama
kimse kalkıp biz Fransiziz demiyor. Kanada yine öyle. Latin
Amerikada bir cok ülkede İspanyolca konuşulur ama onlarca ülkeden ve
halktan oluşuyor. Şili, Arjantin, Ekvatorya, Kolombiya, Meksika,
Bolivya..vs. Bu ülkelerin hepisinde İspanyolca konuşulur.
Dolayisiyla dilin ortak olması ayni halk ve topluluk olmayı
gerektirmiyor. O halkın gecmişe dayir daha onlarca ortak kader ve
tarih birliğinin omasi daha büyük önem taşir.
DERSİM kimliğine dönersek; işte orda da tamda biraz önce saydığım
dilleri farklı ama yaşam bicimleri ayni, yada dilleri ayni ama yaşam
bicimleri farkli olan halkların kaderine benziyor.
DERSIM'de Yanlizca ZAZACA yada Dimilice konuşulmuyor. Orda Türkce
ifadeyle Kürtce dediğimiz ama onlarin kendini tanımladığı bicimiyle
KURMANCI'de konuşuluyor.Kaldığı kadarıyla Ermenice'de konuşuluyor.
Bazı yerlerde ( Cemişgezek) tamamen Tükce konuşuluyor. Dersim'de
konuşulan Kurmanci bir başka yörenin kürtcesine de benzemiyor.
Kimler o kurmanciyi konuşuyor: Pertek yöresinin büyük bir kesmi.
Mazgirt'in yine coğunluğu ve Hozat yöresi bu kurmancide konuşuyor.
Ayrıca Sivas yöresinin Tüm Kockiri aşireti ve daha bir cok irili
ufakli DERSİM kökenli aşiretler o kurmancide Konuşuyor. Kayseri
yöresinde Sariz civarinda ve Pınarbaşı nin birkac köyünde. Maraş'ın
Göksun, Afşin ve Elbistan ın bazi köylerinde Aynı Kurmanci
konuşuluyor. Malatya ve Civarinda Ayrica Elbistan ve Pazarcığın bir
cok köylerinde ise Ne DERSİM nede Urfa-Diyarbakır yöresinde
konuşulmuyan başka bir şiveyle yine kurmanci konuşuluyor.
Tüm bu saydığım yörelerde konuşulan dile onlarin kendi
dilinde,hepside KURMANCI konuştuklarını söylüyorlar. Ve yine o
insanlar kendilerini tanımlarken Yüzde doksan dokuzuda KURMANC
olduğunu söyler. Arkasında da şunu ekler "Biz aslen, köken olarak
Dersim'de gelmeyiz, kurmancız..." Onun "kurmancız" demesindeki
kastı, konuştuğu dille alakalı değil tabiki. Başka bir farkı, başka
bir ayrıcalığını belirtmek ister.
Yine DERSİM ve Civarında Dimili konuşanlar da ayni keza
kendilerini KIRMANC olarak tanımlarlar.
Dolayısıyla burda şu anlasılıyor: O Yörenin insani DERSİM merkez
olma koşuluyla Konuştuğu dille kendini adlandırma yada tanımlamadan
cok başka bir kimliği ifade ediyor ve onu öne cıkarıp öyle
tanımlanmasını daha uygun buluyor. Dimili konuşanlar kendilerine
"KIRMANC" kurmanci konuşanlar da kendilerini "KURMANC" diye
adlandiriyorlar.
Peki KIRMANC yada KURMANC derken bu insanlar daha cok hangi
kimliğinden bahsetmek istiyorlar?
İste Üzerinde durulması ve tartışılması gereken asıl nokta da
budur bence.
Bu ayrıcalık öyle farklı ve öyle derin bir ayrıcalıkki. O ne DERSİM
de ZAZACA konusanı diyer ZAZA ya benzetiyor, Nede DERSIM'de KURMANCI
konuşani diyer KÜRTCE konuşana benzetiyor.
Son olarak şunu hatırlatmak isterim: Dersim'lilerin ZAZALAR'la
ortak dil birliğini savunan arkadaşlara derimki; DERSIM'de kurmanci
konuşanlara da Kürt ulusal hareketi savunanlar aynı argümanla
gelmişlerdi ve onlara demişlerdiki "bakin sizinle ayni dili
konuşuyoruz, dolayısıyla sizde bizdensiniz"... Sonrada yine
oralardan derleyip götürdükleri yüzlerce DERSİM kökenli gence "Siz
Kemalistleşmiş, kimliksizleşmiş kürtlerdensiniz..." dip onlara
kendilerince yeni bir kimlik kazandırmaya calişiyorlard.
Yani başka bir deyimle: DERSİM'de Kurmanci konuşan Dersim'liler
deseki "Bizim Urfa-Diyarbakir- Mardin Kürtleriyle Ortak dil
birliğimiz var o halde ayni kaderi paylaşıyoruz ve aynı milletteniz"
ne dersiniz değerli DERSİM ZAZAİSTAN Savunuculari. Onlarda DERSİM
KÜRDİSTAN dese yerinde bir istekmi olur sizce!?.
Şimdilik tartışmayı burda noktalamak istiyorum.
Herkese saygı ve Hürmetlerimle.
Hoşcakalın.
Hüseyin DEDESOY.