![]() |
|
| Anasayfa Yazilar Forum Arşiv | |
|
Kimlik Nasil Olusur. ?Hūseyin DEDESOY Gūnūmūz dūnyasinda sanirim KIMLIK kavrami ve KIMLIK bunalimindan daha cok tarti$ilan ba$ka bir kavram yoktur. Nedeni ise Son ikiyūz yildan buyana olu$turulmaya calisilan "ULUS DEVLET" yapisinin temelini te$kil eden Politik ve kūltūrel bir yapilanmanin insan topluluklarina giydirilmek istenmesinden kaynaklaniyor. Giydirilmeye calisilan bu yeni elbise bir coguna dar geliyor, bir kesme ise genis geliyor. bazi topluluklara ise hic uymuyor. Dil birligi, Ulus birligi, Kulturel Degerler Birligi, Ruhi Sekillenme Birligi, Tarihten gelen Kader Birligi, Inanc, Orf ve Adet Birligi...vs gibi dahada cogaltacagimiz insanin var olmasini gerekli kilan bir cok degerin "ayidiyetin" her zaman ve her donem ayni olmadigini goruyoruz. Donemin politikasina gore bunlarin one yada arkaya gectigini soyluyorum. Asagida ilginize sunacagim makale. Amin MAALUF'un "OLUMCUL KIMLIKLER" adli kitabindan alinmistir. Amin MAALUF Lubnan kokenli Fransa'da yasayan, Tūkce'ye de bir cok eseri cevrilen bir yazardir. Makala biraz uzuncada olsa okunmayi deger diyorum. Goreceksinizki KIMLIK o kadarda basit anlasilacak bir kavram degildir. Anlasilmadigi taktirde bir yigin tehlikeyide beraberinde getirmektedir. Herkesin biraz daha insancil ve sakin olmasi dilegiyle. Huseyin DEDESOY " OLUMCUL KIMLIKLER" "1976'da Lubnan'i terk edip fransa'ya yerlestigimden beri, son derece iyi niyetli olarak, kendimi"daha cok Fransiz"mi, yoksa" daha cok Lubnanli"mi hissettigim ne kadar cok sorulmustur bana. Cevabim hic degismez: Her ikisi de" Herhangi bir denge ya da haktanirlik endisesi yuzunden degil, ama cevabim farkli olsaydi,yalan soylemis olurdum. Beni bir baskasi degil de ben yapan sey, bu sekilde iki ulkenin, iki uc dilin, pek cok kultur geleneginin sinirinda bulunusumdur. Benim kimligimi tanimlayan da tam olarak budur. Kendimden bir parcayi kesip atmis olsaydim, daha mi gercek olurdum? (...) Yani, yari Fransiz, yari Lubnanli mi? Hic de degil! Kimlik bolmelere ayrilmaz, o ne yarimlardan olusur, ne ucte birlerden, ne de kusatilmis diyarlardan. Benim bircok kimligim yok, bir kisiden digerine asla ayni olmayan ozel bir "dozda" onu bicimlendiren butun ogelerden olusmus tek bir kimligim var. (...) Yazarlik hayatim bana sozcuklerden cekinmeyi ogretti; En acik gibi gorunenleri cogu zaman en kallesleridir. Bu sozde dostlardan biri de "kimlik"tir. Hepimiz bu sozcugun ne anlama geldigini bildigimizi saniriz ve o sinsi sinsi tersini soylemeye koyulsa da, ona guvenmeyi surdurur dururuz. Kimlik kavramini tekrar tekrar tanimlamak bana uzun geliyor. Bu Sokrates'in " kendini tani" sindan baslayarak, nice ustalardan gecip Freud'a gelinceye kadar felsefenin en oncelikli sorunu olmustur; gunumuzde bunu yeniden cozmeye girismek icin benden oldugundan cok daha fazla ustalik ve cok daha fazla gozupeklik gerekirdi. Benim giristigim cabaysa son derce mutevazi: neden bugun bunca insanin dinsel, etnik, ulusal ya da baska kimlikleri adina cinayetler isledigini anlamaya calismak. Bu cok eski zamanlardan beri mi boyleydi , yoksa cagimizda daha ozel gercekler mi soz konusu? Sozlerim zaman zaman fazla basit gibi gorunebilir. Cunku dusuncelerimi ola bildigince dingin bir zihinle, sabirla, durustce, hicbir jargona ya da aldatici kestirmelere sapmadan yurutmek istiyorum. " Kimlik cuzdani" demenin uygun goruldugu seyin uzerinde bir soy adi, on ad, dogum yeri ve tarihi, fotograf, birtakim fiziksel ozellikler, imza, hatta bazen parmak izi bulunur - karisikliga olanak tanimadan isbu belgenin filancaya ait oldugunu, geri kalan milyarlarca insan arasinda ister tipatip benzeri, ister kardes olsun onunla karistirabilacek tek bir kisinin var olamayacagini gosteren bir isaretler yelpazesi. Kimligim beni baska hic kimseye benzemez yapan seydir. Boyle tanimlandiginda kimlik sozcugu goreli olarak net ve karisikliga yol acmamasi gereken bir kavram. Birbirinin esi iki varlik olmadigini ve olmayacagini ortaya koymak icin uzun kanitlara gercekten gerek varmidir? yarin, korkuldugu gibi, insan"kolonlama" basarilirsa bile, bu klonlar da olsa "dogus" aninda birbirinin esi olacaktir; yasamlarinda attiklari ilk adimdan itibaren farklilasacaklardir. Her kisinin kimligi, resmi kayitlarda gorunenlerle kesinlikle sinirli olmayan bir yigin ogeden olusur. Elbette insanlarin buyuk cogunlugu icin dinsel bir gelenege baglilik soz konusudur; bir ulusa, bazen iki ulusa; etnik ya da dilsel bir gruba; az yada cok genis bir aileye.(...) Ama liste daha da uzundur, neredeyse sinirsizdir. Insan bir eyalete,bir koye,bir mahalleye, bir kabileye, bir spor takimina yada meslek kurulusuna...(...) Butun bu aidiyetler, her halukarda ayni anda, elbette ayni derecede onem tasimazlar. Ama hic biride tam olarak anlamsiz degildir.Bunlar kisiligin yapi taslaridir, cogunun dogustan gelmedigini vurgulamak kosuluyla, neredeyse "ruhun genleri" denebilir onlara. (...) Oyle durumlar olur ki, sevindirici ya da uzucu bir olay, hatta hic beklenmedik bir raslanti kimlik duygumuzda binlerce yillik bir mirasa bagliligimizdan cok daha agir basar. Yirmi yil once saraybosna'da bir kahvehanede tanisan, birbrini seven, sonra da evlenen bir Sirp erkegiyle Musluman bir kadinin durumunu dusunelim. Bundan boyle kimliklerini asla tamamen Sirp ya da tamamen Musluman bir cift olarak algilamayacaklar; vatana bakis acilari gibi inanclari da eskisi gibi olamayacak artik.(...) Saraybosna'da ayrilmayalim daha. Hayali bir anket icin dusuncelerimizde orada kalalim. Sokakta elli yaslarinda bir adami inceliyelim. 1980'e gelirken, bu adam soyle derdi: " Ben Yugoslavim",gururla ve gonul koymadan; daha yakindan sorular soruldugundaysa Bosna-Hersek Ozerk Cumhuruyeti'nde yasadigini ve bu arada Musluman gelenegi olan bir aileden geldigini belirtirdi. On iki yil sonra, savasin en siddetli gunlerinde ayni adam, hic duraksamadan ve bastirarak soyle cevap verirdi"Ben Muslumanim!" Hatta belki de seriat kurallarina uygun bir sakal birakmis bile olurdu.hemen arkasindan Bosnak oldugunu ve bir zamanlar gururla Yugoslav oldugunu vurguladiginin kendisine hatirlatilmasindan hic hoslanmadigini ekelerdi. Ayni insana yirmi yil sonra ayni yerde raslasak, acaba kendini nasil tanimlardi? Aidiyetlerinden hangisini en basa koyardi? Avrupali mi?Muslumanmi? Bosnak mi? Baska bir sey mi? Belki de Balkan mi? (...) Butun donemlerde, mesru olarak"kimlik" denebilecek kadar her kosulda otekilerden son derece ustun, tek bir ana aidiyet oldugunu dusunen olmustur. Kimileri icin ulus, kimileri icinse din yada sinif. Ama hicbir aidiyetin mutlak surette baskin cikmadigini anlamak icin dunyada olup biten farkli catismalara bir goz gezdirmek yeter. Inanclarinin tehdit altinda oldugunu hisseden insanlar arasinda, butun kimliklerini ozetler gibi gozuken sey dinsel aidiyet oluyor. Ama ana dileri tehdit altinda olan etnik guruplar dindaslariyla kiyasiya savasabiliyorlar. Turklerde Kurtlerde Musluman, ama dilleri farkli, catismalari bu yuzden dahami az kanli? Hutularda Tutsiler gibi Katolik ve ayni dili konusuyorlar bu onlarin bir birilerini katletmereini onleye bildi mi? Butun bu ornekler herkesin kimligini olusturan ogeler arasinda her zaman belli bir hiyerarsi olsa bile, bunun degismez olmadigi,zamana gore baskalastigi ve davranislari derinlemesine farklilastirdigi olgusu uzerine durmak icindi..." (...)
|
||||||||||||||||||||||||||
| Back to Top |