Zazaki     Français     Türkçe      Armenian     Deutche      Kırmanc      English

   
   

 

   

Dersim Kimligi

Yasar Kaya  26. Eylül 2006

Giriş

Dersim’in ne olduğu konusunda çoğunlukla dışarıdan yapılan tanımlamalar esas alındı. Dersim’de yaşayan ve “sözlü tarihi“ günümüze kadar taşıyan atalarımızın söylemleri, hiç ama hiç dikkate alınmadı. Büyük „…istan“ projeleri peşinde koşanlar, bu rüyalarını gerçekleştirmek için bizi kendilerinden gösterdiler. Yakın zamana kadar Dersim, Dersimliler tarafındanda ciddi olarak savunulmayınca bu iddacılar kısmende olsa Dersim’de taban buldular. „Asıl Türk biziz, diyenlere asıl Kürt, asıl Zaza biziz“ diyenler eklendi. „Biz enternasyonalistiz“ adı altındaki inkarcıliğı anmakta da yarar var.
90’lı yılların ortalarında başlayan Dersim canlanması, öze dönüş son birkaç yıldır ivmesini arttırarak devam etmektedir. Biz kimiz, nereden geliyoruz soruları daha sık sorulmaya başlandı. Ancak bu tartışmaların sağlıklı ve ilerletici bir tarzda yapıldığı da söylenemez. Tartışmalarda dikkat çeken bir diğer yan ise “özümüze dönelim” sloganı esas alınmasına rağmen devam ettirilmeye çalışılan “kendin olma kim olursan ol” hastalığıdır. Kendini inkarın mahsumane gerekçeleri “enternasyonalist”, “Kürt”, “Alevi” olmaktı. Görünen o ki bunlara “Zaza” heveslileri de katılacaklar. “Ma Kırmancime” diyen yaşlı kuşağı gerici ilan eden “talebeler” ya enternasyonellik yada “biz Kürdüz” tezini ileri sürmüşlerdi. Bu yaklaşım ve yabancılaşma Dersimde ki kuşaklar arası kopukluğun temelini oluşturdu. Bugün yapılan ise “biz Kürt değiliz, öyleyse Zazayız, uluslararası kurumlar bu ismi tanıyor” şeklinde ifade edilebilecek tepkici yüzeysel bir yaklaşımdır. Bir hatayı düzeltirken aynı tarzda yeni bir hataya düsmkten ibarettir. Ama aynı arkadaşlar su soruya mantıklı bir cevap bulamıyorlar; “uluslararası alanda Kürt ismi Zaza’dan daha fazla tanılıyor neden kendimize Kürt demiyelim de Zaza diyelim?”
Ne gariptir ki kendi kimliğini “diğerlerine” karşı savunurken “halkın kendi tanımlamalarına bakalım” deyip tarihi Dersime atıfta bulunanlar aynı argümanı savunan Dersimlileri gerici, sahtekar, mezhepçi, bölgeci gibi mantıkdışı suçlamalarda bulunuyorlar.
Dersim kendisini nasıl tanımlıyor. Esas olan budur bu doğrultuda samimi çalışmaktır. Yabancılar Kırmancı tanımıyorlarsa tanıtırız bazı eksiklikler varsa gideririz.
Dersime başka bir kimlik dayatmaya kalkmak kuşaklar arasında zaten çok cılız olan bağ tamamı ile kopacaktır ve yabancılaşmaya hizmet edecektir.
Amacım Dersim eksenli yürütülen tartışmalara katkıda bulunmaktır. Benim referansım Kırmanciyedir onun bize emeneti atalarımızdır. Bir şeyin altını da kalın çizgilerle çizmek istiyorum; hiçbir şey, hiçbir dava Dersim’den daha önemli ve öncelikli değildir.

Dil

Dil bir toplumun kimliğini belirlemede en temel unsurlardan biridir, kültürün kuşaktan kuşağa taşınmasında bir köprüdür, ancak bir toplumun kimliğinin belirlenmesinin tek kriteri de değildir. Yanlızca dilden hareket ederek Dersim kimliğini açıklayamayız bu doğru bir yoldur ancak eksik kalır. Dersim’de esas olarak ikibuçuk dil konuşulmaktaydı. Kırmancki, Kirdaski (Kurmanci) ve Türkçe. Ermenice ise yüzyılın başına kadar Dersim’de konuşulmaktaydı ancak başlarına getirilen trajedi sonucu –artık dünyaca da tanılan- yok edildi.
Kırmancki ve Kırdaşki (Kurmanci) konuşanlar arasında tarihsel ve sosyolojik nedenlerden ötürü dillerinde değişimler oldu. Örnek vermek gerekirse; anadili Kırmancki olan „Bomosuru“ aşireti: Mazgirt bölgesindekiler Kurmanci konuşurlarken, (ki yaşlı kuşak Kırmanckiyi de konuşur) Mamikiye ve Pulêmuriye bölgesindekiler Kırmancki konuşuyorlar. Mamikiye ve civarındakiler „Pilvancıku“ (Pilvang) Kırmancki konuşurlarken Pertek civarlarındakiler Kurmanci konuşuyorlar. Sıx Hesenu aşireti Kırmancki konuşurken, onun bir kolu olan „Bextiyaru“ Kurmanci konuşmaktadırlar. Keza Pulur (Ovacık) bölgesinden Koçgiriye göç „Sıx Hesenu“ mensupları zamanla dillerini unutup Kurmanci konuşmaya başladıkları bilinen bir olgu.
Bu örneklerin kendisi bile Dersim’de yanlızca dil öğesi ile bir kimliğin belirlenemeyeceğini açık bir şekilde ortaya koyuyor. Akraba ve hısımlar farklı dilleri konuşmaktadırlar. Bır ulusun oluşumunda, dil tek belirleyici unsur olsaydı; Ispanyolca konuşan bütün Latin Amerika kıtası bir ulus olurdu Almanca konuşan Almanya ile Avusturya hatta kısmen İsviçre bir ulus olurlardı. Keza Portegizce konuşan Brezilya ile Portekiz bır ulus olurdu.
Dersim’de 1000 yıllık Otonomi ve birliktelik, Kızılbaş kültürü sayesindedir. Denebilir ki yakın tarihe kadar Dersim’de esas olan ve Dersimi birarada tutan esas unsur Kızılbaşlıktı. Dersım ınancını Zazalığa feda etmeye çalışan zazacı çevrelerin Dersim İnancına karşı yakışıksız tutumları dikkate alınmayacak kadar kara cahil örneğini teşkil etmektedir.
Tek millet, tek din, tek dil felsefesinin büyük bir barbarlıkla yaşatılmaya çalışıldığı bir coğrafyada ister istemez o bölgede yaşayan azınlıklar da etkileniyorlar. Ve kendi içindeki azınlıklara da aynı „tekçilik“ mantığı ile inkarcılıkla yaklaşıyorlar. Tek dil, tek din, tek millet fikriyatı ile kimlikleri araştıranlar Dersim’i anlayamazlar. Dersim’in kimliği çok bileşenli kimlik (Patchworkidentität ) olarak açıklanabilir. Bu bileşenler; Kızılbaşlık, dil (diller) ve bin yıllık kader birliğinin, iqrar’ın yarattığı aidiyat duygusudur. Bu üç bileşenin toplamı Dersim’in kimliğini oluşturur.

„Patchworkidentität“ ve Dersim

Dersim’de yıllarca Kırmancki ve Kurmanci, komşu köylerde barış içinde konuşuldu, bu güne kadar dil nedeniyle bir tek insanın burnu bile kanamadı. Farklı dilleri konuşsalarda Kırmanclar Kırmanciye de İqardılar, mısayivdıler, kewraydılar.
Alevilik bağından dolayı Türkmen Aleviler ile kız alıp vermede hiç bir sorun yaşanmadı. Hatta Koçgiri katliamında o bölgedeki alevi Türkmenler, Kırmanclara yardım ettiler.
Kırmancki dilinin ölüm sınırında olması, bir kısım Dersimlilerin dikkatini bu dilin konuşulduğu diğer bölgeler olan Palu, Siverek ve Çermiğe çevirdi. Onlarlan ilişkinin yolları aranıyor. Bölgede yaşanan Kürt canlanması Kurmanci konuşan Dersimlilerde heyecan ile karşılanıyor. Bunların hepisi Dersim’in realiteleridir, ancak bu raliteyi anlayamayan „tek“çiler; Dersim’de Kurmanci konuşulmasından hareketle „Kürt“, Kırmancki konuşulmasından hareketle „Zaza“, Aleviliğinden hareketle de „Türk“ ilan ediyorlar. Dersim ve Kırmanc kimliği yukarıda sayılan üç bileşenin toplamıdır.

Dersimliler Zaza mı, Zazalar mı Dersimli?

Zaza isminin nereden geldiği üzerine çeşitli fikirler var. Bu dilin grameri üzerinde çalışma yürüten Ludwig Paul durumu şöyle açıklıyor. „Bu dilde çokça geçen >za< son ekinden dolayı çevre halklar onlara >za-za< adını takarlar. Bu aynı zamanda >kekez< anlamında da kullanıyordu. Zılfi Selcan ise bu ismin bir topluluk ismi olduğunu savunuyor, kanıt olarak da Kureş Seceresini gösteriyor. Zaza isminin geçtiği en eski kaynak bu seceredir. 1329/30 tarihli bu secerede Kureş’in 12 talip aşiret sayılıyor. Bu aşiretlerden biri de; "Talib Molla Bani min qabila Zaza" ismi ile bugünkü Palu aşiretleridir.
Paul’e inanacak olursak bu ismi Türkler alay etmek için taktılar. Selcan’ın ileri sürdüğü tez de ise Zaza bir aşiret adıdır. Hiç bir bilimadamı bu ismin bizim ortak adımız olarak kullanıldığını ileri sürmüyor. Bu ismin ortak bir topluluk yada halk adı olduğuna dair hiç bir veri yok. Nitekim bu ismin yanlızca küçük bir bölgede kullanılıyor olması da bu savı desteklemektedır. Kızılbaş bölgelerin genç nesillerindeki „Zazalığın“ ise başka bir hikayesi var. Bunu aşağıda açıklamaya çalışacağım.
Zaza denilince de, Dersimliler „Zazalar palululardır“ diyorlar. Dersimlilerin sözlü tarihi bunu zaten günümüze kadar taşımıştı. Palulara "yolundan döndüler" deniliyordu, bu durum Zaza isminin bir aşiret ismi olduğu tezini de güçlendirmektedir.
Çaldıran Savaşına (1514) kadar bugün Kirmancki konuşan bütün coğrafya aleviydi tezi sunni bölgelerdeki yaşlıların anlatımları ve Osmanlı kaynaklarınca desteklenmektedir. Bu durum Jandarma Genek Komutanlığı`nın "Dersim" Raporun 36. sayfasında birazda abartılı olarak; şu sözlerle dile getiriyor: "Yavuzu Sultan Selim`in gazabı olmasaydı, bu gün güzel Türkiyemizde bir tek sunniye tesadüf etmek imkanı belki de mümkün olmayacaktı.“ "Kızılbaşların katli vaciptir" fetvasından sonra yapılan Kızılbaş katliamdan canlarını kurtarmak için bir kısım Dersimli camiye gitmeyi kabul ettiler, diğer bir kısmı ise dağlık ve ormanlık olan İç Dersim’e sığındılar. Bu tezi ciddiyet ile araştırmakta yarar var.
Paluluların alevilikten dönüp camiye gitmeleri Dersimlilerde, izleri günümüze kadar süren derin bir etki bıraktı. Dersimliler için Zaza demek "yolundan dönen" camiye giden demektir, sunni demektir. Zaza kimliği Dersim’in asimilasyonu demektir. Bu nedenle Dersimliler aynı dili konuşmalarına, akraba olmalarına rağmen „Zaza“ olarak tanımlanmayı kabul etmemektedirler. Buradaki tepkiyi doğru anlamak gerek. Sunni olan Zazalar en az Dersimliler kadar inançlarını yaşama haklarına sahiptirler ve Dersimliler de buna saygı ile yaklaşmaktadırlar. Aradan yüzyıllar geçmiştir tarihi geri çeviremezsiniz. Ancak itiraz edilen şeyi çok iyi anlamak gerek Dersimliler kendilerinden dönen ve asimilasyon kimliği olarak algıladıkları Zaza ismi ile anılmak istemiyorlar. Bu tepkiyi anlamak zorundayız. İnançları ve kimliğini korumak için Çaldıran’dan bu yana ağaç kovuklarında, mağaralarda yaşayan, katliamlara uğrayan Dersimlilerin kendi kimliği ile anılma hakları olsa gerek. Yoksa bunca zaman neden dağlarda yaşasınlar katliamlara rağmen inançlarında ısrarlı olsunlar ki? Bu coğrafya için ille de bir isim aranacaksa bu tarihi Dersim’dir. Dersim Zaza değil, Zazalar, Dersim’in bir parçasıdır.
Yanlızca Palu değil, Siverek ve Çermik yaşlı kuşağının kendi kökenlerini Dersim’e dayandırdıklarını okuyor, dinliyoruz. Kırmanciya Beleke de Dersim Fikriyatı kısmende olsa canlılığını korurken diğer bölgelerde önemli bir tahribata uğradı yok olmuştur Zazacı arkadaşlar güneyde tahrip olmuş Dersim bilincini geliştirmeyi deneyebilirler.
Dersim uğradığı bütün zulm ve haksızlıklara rağmen Kızılbaş kültüründen aldığı hümanizmayı asla kaybetmedi ve vahşi karşıtlarına dönüşmedi. İnkarcı ve asililasyoncu olmadı. Gittiği her yerde tolerans kültürü ile uyum sağladı ve başarılı oldu. Dersim’in istediği şey ise: dili, inancı ve kültürü ile inkar edilmeden normal bir yaşam sürmek ve olduğu gibi saygı görmektir.

Kırmanc/ Zaza/ Dımli

Bu isimlerin üçü de bizim Kırmancki dediğimiz dili konuşan topluluğun adıdır. Kürtler ve Araplar bize Dımlı derler. Bu büyük bir olasılıkla tarihe referanstır, zira biz bu halklarla çok eskilerden beri komşuyuz. (O. Mann’da bu tezi ileri sürer) Türkler dilimize Zazaca diyorlar. L. Paul’ün isim konusunda yazdıklarını yukarıda aktarmıştım. Bu isim büyük bir olasılıkla ya palu aşiretinin adıdır yada türklerin vurduğu isimdir. Dersim ise kendısıne Kırmanc olarak tanımlar. Bazı arkadaşlar Dersim’in bu ismi kürtlerden aldığını dolaysı ile de asimile olduğu tarzında bilimsel olmayan „arzu tezleri“ ileri sürmektedirler. Çoğunluk azınlığı, güçlü zayıfı asimile eder. Dersim de çoğunluk kimdi, eğemen dil hangisiydi, kültür sanat, ekonomi ve kominikasyon dili neydi? Sunni Türklerin bandırası altında olan dışarıdakiler mi yoksa onlarla neredeyse hiç bir bağı olmayan Dersim mi asimilasyona yatkın bir zemin oluşturmaktadır? Dağlarda neredeyse diğer topluluklardan tecrit bir yaşam süren Dersimlilerin orjinalliği taşıdıkları tartışma götürmez bir realitedir.

Kırmancki’nin konuşulduğu coğrafyaya bakıldığında bir gerçek çıplak gözlerle görülecektir. İç Dersim kendine Kırmanc derken, Dersimi çevreleyen bölgeler kendilerini başka adlandırıyorlar. Bu durum nasıl açıklanmalı? Çevre Dersim’in alevi kısmının yaşlı kesimi özellikle bizim dili konuştuğunda kendilerine Kırmac derken genç kesim diğer isimleri tercih etmektedir. Tıpkı Dersimde yeni türeyen “Biz Zazayız yada dilimiz Zazacadır diyenler gibi” Son yıllardaki bu asimilativ verileri eses alan arkadaşlar bizi bir çırpıda Zaza ilan ediveriyorlar.

Bunda muatap oldukları toplulukların büyük bir etkisi var. Kendilerini onların tanımlamalarıyla adlandırmışlardır. Koçgirinin böyle olduğu söylenebilir. Orada Türk komşuları var ve onlardan duydukları Zaza ismini bir süre sonra alıp kendileri için kullanmaya başlamışlardır. Keza Kürtlerle komşu olan Dımıli olarak adlandıran güneyliler için de durum aynı sanıyorum. Kırmanc isminin Kurmanc dolaysı ile de Kürt ile karıştırılıyor olması Dersimin bu bölgedeki halkının bu ismimden feraget etmesine neden olmuş olacagı olasılığı güçlüdür. Dersim de herşey net ve açıktır Kırmancki ve Kırdaşki vardır.

Eger bu toplumun genel adı Zaza olsaydı İç Dersim neden bu ismi tarihin hiç bir kesitinde kullanmadı?

Hadi Dersim bu ismi kabul etmedi peki çevredeki bütün Dersimliler neden aynı ismi almadılar? Hatta Sunni ve Hanefi kesim neden aynı adı almadı?

Peki bize neden Zaza denildi?

Kanımca iki unsur önemli oldu.
1. Bu dil üzerinde bilimsel çalışma yürüten dilbilimciler başta O. Mann, Ludwig Paul olmak üzere alan çalışmalarını Çermik, Sivereg ve Palu da yaptılar. Dogal olarak Zaza veya Dımli olarak adlandırdılar ve literatüre de böyle geçti. Daha sonra ise Türkler tarafından Zaza olarak adlandırılması sonucu Zaza ismi Dımliye baskın hale geldi. Dersimde 90’lı yıllarda alan çalışması yapan Jacopson’u saymazsak dilbilimciler uğramadı bile. Kırmanc ismi yanılmıyorsam literatüre ilk onun tarafından geçildi. Zira o dönemde Dersim yabancılar açısından güvenli görünmüyordu hem de Osmanlı yönetimi izin vermiyordu bu nedenle araştırmacılar Dersime uğramadılar.

Sonra „başkalığını, ayrılığını“ dil üzerinden ifade etmeye çalışan Dersimin aydınları da bilimsel dayanak, tutunacak dal aradılar ve yabancı dilbilimcilerin açtığı bu yoldan yürüdüler ve Dersimlileri Zaza olarak tanımlamaya devam ettiler. Uluslararası alanda „Zaza“ çalışması yapanların neredeyse % 90 Dersimlilerden oluşmaktadır. Buda işin başka traji-komik bir yanı.

2. Türkler bu topluluğa Zaza diyorlar ve bu topluluk Türk kapısından geçerek uluslararası pazara ulaşıyor öyle olunca Zaza etiketi ile piyasaya sürülüyor.

Son olarak Dersimliler dışarıda inancını olduğu gibi kimliğini de gizleyerek yaşama stratejisi izlediler. Bu nedenle Kırmanc yanlızca Dersimin içinde kaldı.

Dersimliler basit slogancı ve siyasal çıkar körlüğü ile sakatlanmış yaklaşımlardan uzak durdular, durmaya da devam edeceklerdir. Demokratik bir zeminde bizim Kırmancki güneylilerin Zazaki/Dımili dedikleri dilin geliştirilip yaşatılması için yapılması gereken ortak çalışmalara canıgönülden destek verecektir. Dersim kimseye düşmalık yapmadı zaten yapacak durumda da değildir. Atalarına saygılı onların sözlü olarak günümüze kadar taşıdığı mirası daha da kalıcılaştırarak yaşatma arzusundadır. Ama olduğu gibi orjine, otantikliğe sadık kalarak. İşbirliğinin temeli karşısındakine saygılı davranmak ve onu olduğu gibi kabul etmek ile başlar.



 

 

   
 
    Back to Top