Dersim Kimligi
Yasar Kaya
Giriş
Dersim’in ne olduğu konusunda çoğunlukla dışarıdan yapılan
tanımlamalar esas alındı. Dersim’de yaşayan ve “sözlü tarihi“
günümüze kadar taşıyan atalarımızın söylemleri, hiç ama hiç
dikkate alınmadı. Büyük „…istan“ projeleri peşinde koşanlar, bu
rüyalarını gerçekleştirmek için bizi kendilerinden gösterdiler.
Yakın zamana kadar Dersim, Dersimliler tarafındanda ciddi olarak
savunulmayınca bu iddacılar kısmende olsa Dersim’de taban
buldular. „Asıl Türk biziz, diyenlere asıl Kürt, asıl Zaza biziz“
diyenler eklendi. „Biz enternasyonalistiz“ adı altındaki
inkarcıliğı anmakta da yarar var.
90’lı yılların ortalarında başlayan Dersim canlanması, öze dönüş
son birkaç yıldır ivmesini arttırarak devam etmektedir. Biz
kimiz, nereden geliyoruz soruları daha sık sorulmaya başlandı.
Ancak bu tartışmaların sağlıklı ve ilerletici bir tarzda
yapıldığı da söylenemez. Tartışmalarda dikkat çeken bir diğer
yan ise “özümüze dönelim” sloganı esas alınmasına rağmen devam
ettirilmeye çalışılan “kendin olma kim olursan ol” hastalığıdır.
Kendini inkarın mahsumane gerekçeleri “enternasyonalist”, “Kürt”,
“Alevi” olmaktı. Görünen o ki bunlara “Zaza” heveslileri de
katılacaklar. “Ma Kırmancime” diyen yaşlı kuşağı gerici ilan
eden “talebeler” ya enternasyonellik yada “biz Kürdüz” tezini
ileri sürmüşlerdi. Bu yaklaşım ve yabancılaşma Dersimde ki
kuşaklar arası kopukluğun temelini oluşturdu. Bugün yapılan ise
“biz Kürt değiliz, öyleyse Zazayız, uluslararası kurumlar bu
ismi tanıyor” şeklinde ifade edilebilecek tepkici yüzeysel bir
yaklaşımdır. Bir hatayı düzeltirken aynı tarzda yeni bir hataya
düsmkten ibarettir. Ama aynı arkadaşlar su soruya mantıklı bir
cevap bulamıyorlar; “uluslararası alanda Kürt ismi Zaza’dan daha
fazla tanılıyor neden kendimize Kürt demiyelim de Zaza diyelim?”
Ne gariptir ki kendi kimliğini “diğerlerine” karşı savunurken “halkın
kendi tanımlamalarına bakalım” deyip tarihi Dersime atıfta
bulunanlar aynı argümanı savunan Dersimlileri gerici, sahtekar,
mezhepçi, bölgeci gibi mantıkdışı suçlamalarda bulunuyorlar.
Dersim kendisini nasıl tanımlıyor. Esas olan budur bu doğrultuda
samimi çalışmaktır. Yabancılar Kırmancı tanımıyorlarsa tanıtırız
bazı eksiklikler varsa gideririz.
Dersime başka bir kimlik dayatmaya kalkmak kuşaklar arasında
zaten çok cılız olan bağ tamamı ile kopacaktır ve yabancılaşmaya
hizmet edecektir.
Amacım Dersim eksenli yürütülen tartışmalara katkıda bulunmaktır.
Benim referansım Kırmanciyedir onun bize emeneti atalarımızdır.
Bir şeyin altını da kalın çizgilerle çizmek istiyorum; hiçbir
şey, hiçbir dava Dersim’den daha önemli ve öncelikli değildir.
Dil
Dil bir toplumun kimliğini belirlemede en temel unsurlardan
biridir, kültürün kuşaktan kuşağa taşınmasında bir köprüdür,
ancak bir toplumun kimliğinin belirlenmesinin tek kriteri de
değildir. Yanlızca dilden hareket ederek Dersim kimliğini
açıklayamayız bu doğru bir yoldur ancak eksik kalır. Dersim’de
esas olarak ikibuçuk dil konuşulmaktaydı. Kırmancki, Kirdaski (Kurmanci)
ve Türkçe. Ermenice ise yüzyılın başına kadar Dersim’de
konuşulmaktaydı ancak başlarına getirilen trajedi sonucu –artık
dünyaca da tanılan- yok edildi.
Kırmancki ve Kırdaşki (Kurmanci) konuşanlar arasında tarihsel ve
sosyolojik nedenlerden ötürü dillerinde değişimler oldu. Örnek
vermek gerekirse; anadili Kırmancki olan „Bomosuru“ aşireti:
Mazgirt bölgesindekiler Kurmanci konuşurlarken, (ki yaşlı kuşak
Kırmanckiyi de konuşur) Mamikiye ve Pulêmuriye bölgesindekiler
Kırmancki konuşuyorlar. Mamikiye ve civarındakiler „Pilvancıku“
(Pilvang) Kırmancki konuşurlarken Pertek civarlarındakiler
Kurmanci konuşuyorlar. Sıx Hesenu aşireti Kırmancki konuşurken,
onun bir kolu olan „Bextiyaru“ Kurmanci konuşmaktadırlar. Keza
Pulur (Ovacık) bölgesinden Koçgiriye göç „Sıx Hesenu“ mensupları
zamanla dillerini unutup Kurmanci konuşmaya başladıkları bilinen
bir olgu.
Bu örneklerin kendisi bile Dersim’de yanlızca dil öğesi ile bir
kimliğin belirlenemeyeceğini açık bir şekilde ortaya koyuyor.
Akraba ve hısımlar farklı dilleri konuşmaktadırlar. Bır ulusun
oluşumunda, dil tek belirleyici unsur olsaydı; Ispanyolca
konuşan bütün Latin Amerika kıtası bir ulus olurdu Almanca
konuşan Almanya ile Avusturya hatta kısmen İsviçre bir ulus
olurlardı. Keza Portegizce konuşan Brezilya ile Portekiz bır
ulus olurdu.
Dersim’de 1000 yıllık Otonomi ve birliktelik, Kızılbaş kültürü
sayesindedir. Denebilir ki yakın tarihe kadar Dersim’de esas
olan ve Dersimi birarada tutan esas unsur Kızılbaşlıktı. Dersım
ınancını Zazalığa feda etmeye çalışan zazacı çevrelerin Dersim
İnancına karşı yakışıksız tutumları dikkate alınmayacak kadar
kara cahil örneğini teşkil etmektedir.
Tek millet, tek din, tek dil felsefesinin büyük bir barbarlıkla
yaşatılmaya çalışıldığı bir coğrafyada ister istemez o bölgede
yaşayan azınlıklar da etkileniyorlar. Ve kendi içindeki
azınlıklara da aynı „tekçilik“ mantığı ile inkarcılıkla
yaklaşıyorlar. Tek dil, tek din, tek millet fikriyatı ile
kimlikleri araştıranlar Dersim’i anlayamazlar. Dersim’in kimliği
çok bileşenli kimlik (Patchworkidentität ) olarak açıklanabilir.
Bu bileşenler; Kızılbaşlık, dil (diller) ve bin yıllık kader
birliğinin, iqrar’ın yarattığı aidiyat duygusudur. Bu üç
bileşenin toplamı Dersim’in kimliğini oluşturur.
„Patchworkidentität“ ve Dersim
Dersim’de yıllarca Kırmancki ve Kurmanci, komşu köylerde
barış içinde konuşuldu, bu güne kadar dil nedeniyle bir tek
insanın burnu bile kanamadı. Farklı dilleri konuşsalarda
Kırmanclar Kırmanciye de İqardılar, mısayivdıler, kewraydılar.
Alevilik bağından dolayı Türkmen Aleviler ile kız alıp vermede
hiç bir sorun yaşanmadı. Hatta Koçgiri katliamında o bölgedeki
alevi Türkmenler, Kırmanclara yardım ettiler.
Kırmancki dilinin ölüm sınırında olması, bir kısım Dersimlilerin
dikkatini bu dilin konuşulduğu diğer bölgeler olan Palu, Siverek
ve Çermiğe çevirdi. Onlarlan ilişkinin yolları aranıyor. Bölgede
yaşanan Kürt canlanması Kurmanci konuşan Dersimlilerde heyecan
ile karşılanıyor. Bunların hepisi Dersim’in realiteleridir,
ancak bu raliteyi anlayamayan „tek“çiler; Dersim’de Kurmanci
konuşulmasından hareketle „Kürt“, Kırmancki konuşulmasından
hareketle „Zaza“, Aleviliğinden hareketle de „Türk“ ilan
ediyorlar. Dersim ve Kırmanc kimliği yukarıda sayılan üç
bileşenin toplamıdır.
Dersimliler Zaza mı, Zazalar mı Dersimli?
Zaza isminin nereden geldiği üzerine çeşitli fikirler var. Bu
dilin grameri üzerinde çalışma yürüten Ludwig Paul durumu şöyle
açıklıyor. „Bu dilde çokça geçen >za< son ekinden dolayı çevre
halklar onlara >za-za< adını takarlar. Bu aynı zamanda >kekez<
anlamında da kullanıyordu. Zılfi Selcan ise bu ismin bir
topluluk ismi olduğunu savunuyor, kanıt olarak da Kureş
Seceresini gösteriyor. Zaza isminin geçtiği en eski kaynak bu
seceredir. 1329/30 tarihli bu secerede Kureş’in 12 talip aşiret
sayılıyor. Bu aşiretlerden biri de; "Talib Molla Bani min qabila
Zaza" ismi ile bugünkü Palu aşiretleridir.
Paul’e inanacak olursak bu ismi Türkler alay etmek için taktılar.
Selcan’ın ileri sürdüğü tez de ise Zaza bir aşiret adıdır. Hiç
bir bilimadamı bu ismin bizim ortak adımız olarak kullanıldığını
ileri sürmüyor. Bu ismin ortak bir topluluk yada halk adı
olduğuna dair hiç bir veri yok. Nitekim bu ismin yanlızca küçük
bir bölgede kullanılıyor olması da bu savı desteklemektedır.
Kızılbaş bölgelerin genç nesillerindeki „Zazalığın“ ise başka
bir hikayesi var. Bunu aşağıda açıklamaya çalışacağım.
Zaza denilince de, Dersimliler „Zazalar palululardır“ diyorlar.
Dersimlilerin sözlü tarihi bunu zaten günümüze kadar taşımıştı.
Palulara "yolundan döndüler" deniliyordu, bu durum Zaza isminin
bir aşiret ismi olduğu tezini de güçlendirmektedir.
Çaldıran Savaşına (1514) kadar bugün Kirmancki konuşan bütün
coğrafya aleviydi tezi sunni bölgelerdeki yaşlıların anlatımları
ve Osmanlı kaynaklarınca desteklenmektedir. Bu durum Jandarma
Genek Komutanlığı`nın "Dersim" Raporun 36. sayfasında birazda
abartılı olarak; şu sözlerle dile getiriyor: "Yavuzu Sultan
Selim`in gazabı olmasaydı, bu gün güzel Türkiyemizde bir tek
sunniye tesadüf etmek imkanı belki de mümkün olmayacaktı.“ "Kızılbaşların
katli vaciptir" fetvasından sonra yapılan Kızılbaş katliamdan
canlarını kurtarmak için bir kısım Dersimli camiye gitmeyi kabul
ettiler, diğer bir kısmı ise dağlık ve ormanlık olan İç Dersim’e
sığındılar. Bu tezi ciddiyet ile araştırmakta yarar var.
Paluluların alevilikten dönüp camiye gitmeleri Dersimlilerde,
izleri günümüze kadar süren derin bir etki bıraktı. Dersimliler
için Zaza demek "yolundan dönen" camiye giden demektir, sunni
demektir. Zaza kimliği Dersim’in asimilasyonu demektir. Bu
nedenle Dersimliler aynı dili konuşmalarına, akraba olmalarına
rağmen „Zaza“ olarak tanımlanmayı kabul etmemektedirler.
Buradaki tepkiyi doğru anlamak gerek. Sunni olan Zazalar en az
Dersimliler kadar inançlarını yaşama haklarına sahiptirler ve
Dersimliler de buna saygı ile yaklaşmaktadırlar. Aradan
yüzyıllar geçmiştir tarihi geri çeviremezsiniz. Ancak itiraz
edilen şeyi çok iyi anlamak gerek Dersimliler kendilerinden
dönen ve asimilasyon kimliği olarak algıladıkları Zaza ismi ile
anılmak istemiyorlar. Bu tepkiyi anlamak zorundayız. İnançları
ve kimliğini korumak için Çaldıran’dan bu yana ağaç kovuklarında,
mağaralarda yaşayan, katliamlara uğrayan Dersimlilerin kendi
kimliği ile anılma hakları olsa gerek. Yoksa bunca zaman neden
dağlarda yaşasınlar katliamlara rağmen inançlarında ısrarlı
olsunlar ki? Bu coğrafya için ille de bir isim aranacaksa bu
tarihi Dersim’dir. Dersim Zaza değil, Zazalar, Dersim’in bir
parçasıdır.
Yanlızca Palu değil, Siverek ve Çermik yaşlı kuşağının kendi
kökenlerini Dersim’e dayandırdıklarını okuyor, dinliyoruz.
Kırmanciya Beleke de Dersim Fikriyatı kısmende olsa canlılığını
korurken diğer bölgelerde önemli bir tahribata uğradı yok
olmuştur Zazacı arkadaşlar güneyde tahrip olmuş Dersim bilincini
geliştirmeyi deneyebilirler.
Dersim uğradığı bütün zulm ve haksızlıklara rağmen Kızılbaş
kültüründen aldığı hümanizmayı asla kaybetmedi ve vahşi
karşıtlarına dönüşmedi. İnkarcı ve asililasyoncu olmadı. Gittiği
her yerde tolerans kültürü ile uyum sağladı ve başarılı oldu.
Dersim’in istediği şey ise: dili, inancı ve kültürü ile inkar
edilmeden normal bir yaşam sürmek ve olduğu gibi saygı görmektir.
Kırmanc/ Zaza/ Dımli
Bu isimlerin üçü de bizim Kırmancki dediğimiz dili konuşan
topluluğun adıdır. Kürtler ve Araplar bize Dımlı derler. Bu
büyük bir olasılıkla tarihe referanstır, zira biz bu halklarla
çok eskilerden beri komşuyuz. (O. Mann’da bu tezi ileri sürer)
Türkler dilimize Zazaca diyorlar. L. Paul’ün isim konusunda
yazdıklarını yukarıda aktarmıştım. Bu isim büyük bir olasılıkla
ya palu aşiretinin adıdır yada türklerin vurduğu isimdir. Dersim
ise kendısıne Kırmanc olarak tanımlar. Bazı arkadaşlar Dersim’in
bu ismi kürtlerden aldığını dolaysı ile de asimile olduğu
tarzında bilimsel olmayan „arzu tezleri“ ileri sürmektedirler.
Çoğunluk azınlığı, güçlü zayıfı asimile eder. Dersim de çoğunluk
kimdi, eğemen dil hangisiydi, kültür sanat, ekonomi ve
kominikasyon dili neydi? Sunni Türklerin bandırası altında olan
dışarıdakiler mi yoksa onlarla neredeyse hiç bir bağı olmayan
Dersim mi asimilasyona yatkın bir zemin oluşturmaktadır?
Dağlarda neredeyse diğer topluluklardan tecrit bir yaşam süren
Dersimlilerin orjinalliği taşıdıkları tartışma götürmez bir
realitedir.
Kırmancki’nin konuşulduğu coğrafyaya bakıldığında bir gerçek
çıplak gözlerle görülecektir. İç Dersim kendine Kırmanc derken,
Dersimi çevreleyen bölgeler kendilerini başka adlandırıyorlar.
Bu durum nasıl açıklanmalı? Çevre Dersim’in alevi kısmının yaşlı
kesimi özellikle bizim dili konuştuğunda kendilerine Kırmac
derken genç kesim diğer isimleri tercih etmektedir. Tıpkı
Dersimde yeni türeyen “Biz Zazayız yada dilimiz Zazacadır
diyenler gibi” Son yıllardaki bu asimilativ verileri eses alan
arkadaşlar bizi bir çırpıda Zaza ilan ediveriyorlar.
Bunda muatap oldukları toplulukların büyük bir etkisi var.
Kendilerini onların tanımlamalarıyla adlandırmışlardır.
Koçgirinin böyle olduğu söylenebilir. Orada Türk komşuları var
ve onlardan duydukları Zaza ismini bir süre sonra alıp kendileri
için kullanmaya başlamışlardır. Keza Kürtlerle komşu olan Dımıli
olarak adlandıran güneyliler için de durum aynı sanıyorum.
Kırmanc isminin Kurmanc dolaysı ile de Kürt ile karıştırılıyor
olması Dersimin bu bölgedeki halkının bu ismimden feraget
etmesine neden olmuş olacagı olasılığı güçlüdür. Dersim de
herşey net ve açıktır Kırmancki ve Kırdaşki vardır.
Eger bu toplumun genel adı Zaza olsaydı İç Dersim neden bu
ismi tarihin hiç bir kesitinde kullanmadı?
Hadi Dersim bu ismi kabul etmedi peki çevredeki bütün
Dersimliler neden aynı ismi almadılar? Hatta Sunni ve Hanefi
kesim neden aynı adı almadı?
Peki bize neden Zaza denildi?
Kanımca iki unsur önemli oldu.
1. Bu dil üzerinde bilimsel çalışma yürüten dilbilimciler başta
O. Mann, Ludwig Paul olmak üzere alan çalışmalarını Çermik,
Sivereg ve Palu da yaptılar. Dogal olarak Zaza veya Dımli olarak
adlandırdılar ve literatüre de böyle geçti. Daha sonra ise
Türkler tarafından Zaza olarak adlandırılması sonucu Zaza ismi
Dımliye baskın hale geldi. Dersimde 90’lı yıllarda alan
çalışması yapan Jacopson’u saymazsak dilbilimciler uğramadı bile.
Kırmanc ismi yanılmıyorsam literatüre ilk onun tarafından
geçildi. Zira o dönemde Dersim yabancılar açısından güvenli
görünmüyordu hem de Osmanlı yönetimi izin vermiyordu bu nedenle
araştırmacılar Dersime uğramadılar.
Sonra „başkalığını, ayrılığını“ dil üzerinden ifade etmeye
çalışan Dersimin aydınları da bilimsel dayanak, tutunacak dal
aradılar ve yabancı dilbilimcilerin açtığı bu yoldan yürüdüler
ve Dersimlileri Zaza olarak tanımlamaya devam ettiler.
Uluslararası alanda „Zaza“ çalışması yapanların neredeyse % 90
Dersimlilerden oluşmaktadır. Buda işin başka traji-komik bir
yanı.
2. Türkler bu topluluğa Zaza diyorlar ve bu topluluk Türk
kapısından geçerek uluslararası pazara ulaşıyor öyle olunca Zaza
etiketi ile piyasaya sürülüyor.
Son olarak Dersimliler dışarıda inancını olduğu gibi
kimliğini de gizleyerek yaşama stratejisi izlediler. Bu nedenle
Kırmanc yanlızca Dersimin içinde kaldı.
Dersimliler basit slogancı ve siyasal çıkar körlüğü ile
sakatlanmış yaklaşımlardan uzak durdular, durmaya da devam
edeceklerdir. Demokratik bir zeminde bizim Kırmancki
güneylilerin Zazaki/Dımili dedikleri dilin geliştirilip
yaşatılması için yapılması gereken ortak çalışmalara
canıgönülden destek verecektir. Dersim kimseye düşmalık yapmadı
zaten yapacak durumda da değildir. Atalarına saygılı onların
sözlü olarak günümüze kadar taşıdığı mirası daha da
kalıcılaştırarak yaşatma arzusundadır. Ama olduğu gibi orjine,
otantikliğe sadık kalarak. İşbirliğinin temeli karşısındakine
saygılı davranmak ve onu olduğu gibi kabul etmek ile başlar.