ZİHİNLERİMİZDEKİ KARAKOLLARI YIKMAK
Sosyal bir varlık olarak insan, içinde bulunduğu ortamda
çevresiyle birebir ilişki içindedir.Bu ilişkiler doğumdan
yetişkin bir insan olana kadar geçen zaman dilimi içinde,bireysel
kimlik oluşumu için zorunludur.Bireysel kimliğinin oluşumunda;
sahip olduğu maddi yaşam koşulları, aldığı eşitim, sosyal ve
toplumsal ilişkiler önemli rol oynar.İnsanın toplumsal olayları
yorumlaması,politik duruşu ve dünya görüşü bu ilişkiler
sonucunda oluşur.
Dünyaya adımını atan bebeğin ilk eğitimini evin içinde aileden (anne-babadan)
alır.Bu eğitimin ikinci adımı, evin dışında okul hayatında devam
ederek çeşitli kurum ve kuruluşlardan yüksek eğitimini
tamamlayıp (birçoğu yüksek eğitim olanaklarında yoksun olduklari
için) hayata atılır.
Hayata hazırlanırken nasıl bir eğitimden geçmekteyiz?
Hayatı tanıma ve anlamada; sorgulayan, özgür düşünme,bilimsel
araştırmayı teşvik eden bir eğitim mi, yoksa belirli kalıplar
halinde hazırlanmış, tartışma ve araştırmaya kapalı bir eğitim?
Bu soruya olumlu bir yanıt veremeyiz. Bize verilen eğitim;
davranış ve düşüncelerimizi sınırlayan, belli kurallar bütününe
uymayı dayatan bir eğitimdir.Bu eğitim bütünü içinde toplumsal
normlar(ahlaki değerler), inanç, gelenek ve görenekler ve hakim
olan sistemin ideolojisi yeralmaktadır.
Dünyaya en saf bir zihinle geliriz.Bugünün dünyasında yaşanan
adeletsizlikler,savaşlar açlik ve sefaletlerden habersiz
doğarız.Beyaz bir sayfa olan zihinlerimize çocukluktan itibaren
yavaş yavaş dışarıdaki hayatın acımasız gerçeklikleri,korkuları,yasakları
birer birer beynimize kazınırcasına yerleştirilmeye
başlanır.Benliğimizin derinliklerinde varolan yasam ışığı,
katıksız insan sevgisi, hayatı sorgulayan özgür düşünme ,üzeri
sayısız korkular ve yasaklarla adeta kalın zarla kaplanır.
Hayatı sorgulayan özgür düşünceyi engellemek için, toplumumu
yöneten devlet denilen aygıtın kabul gördüğü resmi ideolojisine
göre hazırlanmış, düşünce kalıpları bizlere sunulur. Bu düşünce
kalıpları, devlet denilen aygıtın içinde yeralan 'güç sahibi'
resmi ve gayrı-resmi görevliler tarafında belirlenir.
Devletin resmi görüşü(ideolojisi)ne göre hazırlanmış düşünceler,
çeşitli eğitim kurum ve kuruluşları, görsel basın -yanınlar,
sosyal ve kültürel kuruluşlar gibi sayısız araçlarla adeta
bombardımana tutuluruz ve beyinlerimize kazınırcasına
yerleştirilmeye çalışılır. Sistematik olarak verilen tek tip
düşünce ve eğitimle tek tip insanların yetiştirilmesi hedeflenir.
Bu eğitim sonucu bireylerde özgür düşünme refleksi zamanla
zayıflar,tek yönlü düşünme biçimi içselleşir.
Sistemin kabul gördüğü düşünme tarzının kalıcılaşması sağlayan,
sayısız yasaklarla korunan kanunlar çıkarılır. Sayısız
yasakların koşulsuz kabullenme, bireylerin zihinlerinde özgür
düşünceye karşı kurulmuş karakollar işlevini görür.
Zihinlerimizdeki bu karakolları yıkmadan özgür düşünme tarzını
sağlayamayız.
25 Mayıs 2009
Memocan Awdeli / Hollanda
awdelim@gmail.com