Zazaki   Français   Laz   Türkçe    Armenian   Suryani   Deutche   Kurmanc   English   Yazidi  
         
Dersim jenosidi
Munzur

Baski ve Teror

Yayinlar

Cografya
Sanat

Action
Duyurular
Dillerimiz

Tarih
Etnik Kimlik
Alevilik Kizilbaslik

Politika
Diaspora

Linkler
Otokton Halklar

Forum
Anasayfa 

Kahraman kardesler binlerin kapisini çaliyor

Ziya Özisik


Kahraman kardesler uzunca bir süredir üzerinde çalistiklari “Çeveré Hazaru” (Binlerin Kapisi) adli çalismalarini tamamladilar. Lizgé Müzik etiketiyle yayinlanan ve folklorik bir alan çalismasi olarak tanimlanabilecek albümde Metin-Kemal Kahraman kardesler, Dersim bölgesinin sözlü inanç-ibadet literatürünü örnekliyorlar.
Ayrica 100 sayfadan olusan albüm kitapçiginda, alan çalismasina dayali olarak ortaya çikan iddiali tartisma basliklarina da özet olarak isaret edilmeye çalisilmis.Albümle ilgili sorularimizi yanitlayan Kemal Kahraman, “Bu albüm Dersim sözlü birikiminin önemli basliklarindan biri olan inanç-ibadet birikimini anlama, örnekleme ve herkesin yararlanabilecegi bir kaynak olarak yayinlama amacini tasiyor” diyor.
Albümünüz folklorik bir alan çalismasi olarak öne çikiyor. Yararlandiginiz kültür kaynaklari hakkinda ve albümün hazirlik süreci ile ilgili bilgi verir misiniz?
Albüm geleneksel ürünler üzerine kuruludur. Dolayisiyla da belirttiginiz çerçevede gerek müzikal olarak gerekse de dili ve sözleriyle Dersim folklor birikiminin zenginliklerine dayanmakta, bu birikimin özelliklerini tasimaktadir. Ancak ifade ettigi, açiga çikarttigi ya da aktardigi mânâ kurgusuyla çok daha genis bir mekan ve zaman derinligine isaret eder. Denilebilir ki, Dersim binlerce yillik bir zaman derinligi içinde çok daha genis bir cografi alanda yaygin olan bu mânâ kurgusunun sigindigi son kaledir. Özellikle sözle aktarilmis dini mânâ kurgulari, bugüne kadar hangi dilde derlenmisse o dilin folklor birikimi olarak degerlendirilmis, bunun disinda anlam aktarici bir islevsellige deger görülmemistir. Biz özellikle kitapçikta bu albümle birlikte açiga çikan eserlerden hareketle bunlarin dayandigi anlam kurgusunu da anlamaya, tartismaya çalistik. Yararlandigimiz kültür kaynaklari, son on bes yilda görüsme, kayit etme imkani buldugumuz 70 yas üzeri yaklasik 100 kaynaktir. Yani çalismanin dayandigi kaynaklar sözlü kültür kaynaklaridir, Dersimli yaslilarimizdir. Çeveré Hazaru isimli çalismada bunlardan özellikle Seyit Süleyman Sahin ve Seyid Mahmut Yildiz´dan ögrendigimiz örnekler öne çikmistir.
Bu sözlü kültür kaynaklarindan açiga çikan inanç ögretisinin mana kurgusundan, basta Kuran, Incil ve Tevrat olmak üzere Sümer´e kadar uzanan tarih derinliginin referanslarina bakmaya çalistik.
Sizin geçmis dönem çalismalarinizla beraber düsünürsek bu albüm müzikal faaliyetleriniz açisindan nereye oturuyor?
Bizim çalismalarimiz bir yandan kendi bestelerimiz, sözlerimiz üzerine kurulu albümler ve diger yandan da Dersim kültür cografyasinin binlerce yil boyunca sözle aktarilmis ve özellikle son yüz yil içindeki milliyetçi uygulamalarla yok olma sinirlarina gelmis kültür birikimini anlamak üzerine kurulu albümler olarak anlasilabilir.
En basindan itibaren kendi dilimizde sarkilar, siirler yapmak istiyorduk ancak gerek Dersim diliyle ilgili, gerekse de genelde Dersim kültür birikimiyle ilgili elimizde hiçbir kaynak yoktu. Yani yeni seyler yapmak istiyorduk ancak bizden önceki birikimi tanimiyorduk. Bir insan, bir dildeki birikimi tanimadan, o dilde kendisinden önce söylenmis güzel siirleri, sarkilari, beyitleri, masallari bilmeden, yani o dilde “söylemenin” imkanlar dünyasini tanimadan nasil yeni seyler yazabilir? Biz bu eksigimizi kapatmak için sözlü kaynaklara gitmemiz disinda bir yol olmadigini, bu islere ilk basladigimiz yillarda fark ettik ve bu yönlü çalismalari da kendi özgün çalismalarimiza paralel olarak sürdürmeyi bir sorumluluk olarak gördük. Dolayisiyla bu albüm de Dersim sözlü birikiminin önemli basliklarindan biri olan inanç-ibadet birikimini anlama, örnekleme ve herkesin yararlanabilecegi bir kaynak olarak yayinlama amacini tasiyor. Bildiginiz gibi son on yil içinde bu çerçevede yayinladigimiz baska albümlerimiz de oldu. Bu da yeni bir halka olarak görülebilir.
Albümü felsefi bir metin olarak okursak ne gibi sonuçlara variriz. Dini ve mistik ögelerin bugünkü toplumsal karsiliklari nelerdir? Günlük hayata yansimalari nelerdir?
Dil okunmasi gereken en köklü mana sistemidir; inanç ögretileri de tarih sahnesinde hangi farkli “siyasi” manifestonun araci yapilmis olurlarsa olsunlar orijinlerinde birer mana önermeleridir. Ancak bugünkü baskin yaklasim her seyi ve her bilgiyi günlük “fonksiyonlarina” göre degerlendiriyor. Bunun disinda da “din afyon´dur” parolasi disinda bir önermeye ihtiyaç duymuyoruz.
Albüm kitapçiginda, bundan sonraki arastirmalarla hakli ya da haksiz çikacak, yerine göre bütün dinler tarihini, kültür tarihini gözden geçirmemizi gerektirecek önermeler vardir. Bunlar kendimiz ve sahip çiktigimiz bu topraklarla ilgili yanlis ya da eksik bildiklerimize isaret etmektedir. Ancak bunlarin bugün ne isimize yarayacagini hiç düsünmedik; bu bilgilerden özellikle bir yarar da beklemedik. Gerçegi ariyoruz, dogruyu bilmek istiyoruz; kendimizi kendi kavramlarimizla tanimlamak istiyoruz.
Çünkü kendimizi ve dogdugumuz, ait oldugumuz bu topraklari tanimiyoruz. Moda kavramlara abanmak ya da kaliplasmis ideolojik formülasyonlari tekrar etmek, bunlari kendimize ve bu topraklara dayatmak disinda bir arayisimiz yok… Oysa kültürden söz ediyorsak, biliyoruz ki kültür, insanin kendisidir; maya´dir/mayalanma´dir… Dil ve inanç ögretileri de kültürün en derin ve köklü soyutlamalaridir. Tanri´nin varligina ya da yokluguna inanmak meselesi degildir önemli olan; bu hep söylendigi üzere herkesin kendi kisisel tercihidir.
Albüm kitapçiginda bulunan “Çalisma, otantik eserlerle Dersim kültür cografyasinin konuya iliskin sözlü birikimine dikkat çekmek yaninda müzikal açidan da geleneksel halk müziginde “toplu icra” ve bagli olarak “çokseslilik” denemelerine, arastirmalarina kendi uygulamalariyla cevap verme amacini tasimaktadir” ifadesini açarsaniz bunlar ne gibi cevaplardir, arastirmalarinizda müzikal olarak vardiginiz sonuçlar nelerdir?
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde siyasetin kriterleriyle manüpüle edilmemis hiçbir alan yoktur; inanç ögretileri, kültür, dil ve tarih alanlari da bu manüpülasyon alanlarinin basinda gelmektedir. Yani bildiginiz gibi Cumhuriyet´in ilk yillarinda “ari bir Türkçe´ye ulasmak için” ilk önce o güne kadar iltifat edilmemis türküler, masallar vs. devlet eliyle ve imkanlariyla derlenmis, yazilmis-çizilmis, ayiklanmis; sonraki yillarda batililasma perspektifiyle bunlarin hepsi yine devlet imkanlari ve kararlariyla yasaklanmis, unutturulmaya çalisilmis… Daha sonraki yillarda da konservatuarlar, TRT vb. kurumlar araciligiyla yine ideolojik temellerle sekillenmis bir yaklasimla nasil çalinacaklari, icra edileceklerine kadar “kanun hükmünde” yöntemlere mecbur edilmislerdir. Yani albüm kitapçiginda da kisaca ifade ettigimiz gibi, 30-40 enstrümanin ve solistin yan yana gelmesiyle olusturulmus ekiplerle yapilan uygulamalar “bütün bölgeleri birlestirme, bir ulus bilinci yaratma” gibi ideolojik yaklasimlarla temellendirilmistir. Oysa halk müzigi geleneginde böyle bir sey yoktur. Bugünse amatör ya da profesyonel her grup bunlari geleneksellik adina bu yöntemle icra etmektedir. Yani sanki halk müzigi geleneginde türküler hep böyle icra edilirmis ya da ancak böyle icra edilirse dogru olurmus gibi bir yaklasim hakimdir,,, Yine bildiginiz gibi, yillarca halk müziginin “büyük üstadlari” tarafindan konservatuarlarda ya da TRT´de diyelim sazi baglama akorduyla çalmak dahi yasaklanmistir. Oysa baglama akordu saz´in temel akort sistemidir ve bu akort sistemine bakmadan enstrümanin diger imkanlarini anlama sansiniz yoktur. Kurumsal iliskilerde temel kabul edilen “bozuk düzen” ya da diger akort imkanlari bu temel sistemin versiyonlari olarak bulunmustur. Örnegin “bozuk düzene” bu ismin verilis sebebi dahi “baglama” akort sisteminin bir pozisyon kaydirilmasindan, yani “bozulmasindan” türemis olmasi dolayisiyladir. Yine diyelim baglamanin adi dahi bugün bu manüpülasyonlar ve özensizlikler dolayisiyla hala tartismalidir. Hala bugün, sayginligindan, birikiminden süphe duymayacagimiz birçok sanatçi dahi bildigimiz ve kullandigimiz “baglama, saz, cura, divan, üç telli, tanbur” gibi her biri bir ayrintiyi vurgulayan isimlere “kopuz, balta, dede sazi, “ vb. özensizliklerle yeni isimler önermekte, kafalari iyice karistirmaktadir. Yani bu kadar deger verdigimiz halk müzigi birikimini yaratan gelenek bu birikimin tasiyicisi olan temel enstrümani nasil isimlendirecegini bilememis ya da önerdikleriyle yeterince anlasilir kilamamis midir ki, bugün israrla yeni isimler uydurulmakta ya da ithal edilmektedir. Anadolu´da halk müzigi geleneginin essiz birikimini yaratan bu halk Türkçe de dahil hiçbir dilde bu enstrümana “kopuz” ya da “balta” dememektedir. Öyleyse biz bunlarla hangi anlasilmazligi gideriyoruz, ne demek istiyoruz; anlamak mümkün degil. Bizim yaklasimimiz ise böylesi bir elestirel zeminde sekillenmistir. Bu çerçevede halk müziginin temel enstrümani ve onun imkanlari esas alinarak yaylilar, nefesliler ve vurmalilardan olusan bir çekirdek ekip tarafindan geleneksel ürünlerin nasil icra edilebilecegini tartismaktadir. Yani her enstrümanin kendi rengiyle nasil en islevsel sekilde varolabilecegini örneklemek istemektedir. Herkesin ayni anda, ayni melodiyi çalmasi disinda nasil daha zengin kullanilabilir bu imkan diye bakmaya çalisilmaktadir… Baglama temelinde halk müziginin kendine has armoni ve çok seslilik imkanlari vardir, bunlarin yeni ve çesitli uygulamalarla tartisilmasi gerekir.
Bundan sonra bu eksende neler yapmayi düsünüyorsunuz?
Çeveré Hazaru isimli bu albüm yaninda Dersim inanç-ibadet literatürünü örnekleyecek, yasli kaynaklarin sesinden hazirlanmis, iki cd´lik dokümanter bir çalisma da 300 sayfalik kitapçigi ile birlikte hazirdir. Önümüzdeki kisa dönem içinde yayinlanacaktir. Dersim´in bütün sözlü birikimi ilgi alanimiz içindedir. Zaten halk müzigi ve genelde halk kültüründe her sey yani türküler, masallar, dualar, oyunlar-danslar, çocuk oyunlari, efsaneler, inançlar vs. bütün hayat tarzi modern dünyanin tanimadigi derecede iç içedir. Yani birine el atarsaniz hepsine dokunmus olursunuz.
Bundan sonra da bu gelenegin bütün birikimine ait basliklari çalismaya devam edecegiz. Önümüzde Sahmaran masali ile ilgili müzikal bir çalisma var. Ayni zamanda da Çeveré Hazaru´da oldugu gibi masalin dayandigi tarihsel-kültürel referanslari da analitik olarak anlamaya çalisan teorik bir tarafi da olacak. Bahara kadar hazirlamayi düsünüyoruz.


 

 


 

 

Cevaplar:
 

FORUM DERSIM
 

 

    
 
    Back to Top