|
|
Ziya Özisik
Kahraman kardesler uzunca bir süredir üzerinde çalistiklari Çeveré Hazaru (Binlerin
Kapisi) adli çalismalarini tamamladilar. Lizgé Müzik etiketiyle yayinlanan ve
folklorik bir alan çalismasi olarak tanimlanabilecek albümde Metin-Kemal
Kahraman kardesler, Dersim bölgesinin sözlü inanç-ibadet literatürünü
örnekliyorlar.
Ayrica 100 sayfadan olusan albüm kitapçiginda, alan çalismasina dayali olarak
ortaya çikan iddiali tartisma basliklarina da özet olarak isaret edilmeye
çalisilmis.Albümle ilgili sorularimizi yanitlayan Kemal Kahraman, Bu albüm
Dersim sözlü birikiminin önemli basliklarindan biri olan inanç-ibadet birikimini
anlama, örnekleme ve herkesin yararlanabilecegi bir kaynak olarak yayinlama
amacini tasiyor diyor.
Albümünüz folklorik bir alan çalismasi olarak öne çikiyor. Yararlandiginiz
kültür kaynaklari hakkinda ve albümün hazirlik süreci ile ilgili bilgi verir
misiniz?
Albüm geleneksel ürünler üzerine kuruludur. Dolayisiyla da belirttiginiz
çerçevede gerek müzikal olarak gerekse de dili ve sözleriyle Dersim folklor
birikiminin zenginliklerine dayanmakta, bu birikimin özelliklerini tasimaktadir.
Ancak ifade ettigi, açiga çikarttigi ya da aktardigi mânâ kurgusuyla çok daha
genis bir mekan ve zaman derinligine isaret eder. Denilebilir ki, Dersim
binlerce yillik bir zaman derinligi içinde çok daha genis bir cografi alanda
yaygin olan bu mânâ kurgusunun sigindigi son kaledir. Özellikle sözle aktarilmis
dini mânâ kurgulari, bugüne kadar hangi dilde derlenmisse o dilin folklor
birikimi olarak degerlendirilmis, bunun disinda anlam aktarici bir islevsellige
deger görülmemistir. Biz özellikle kitapçikta bu albümle birlikte açiga çikan
eserlerden hareketle bunlarin dayandigi anlam kurgusunu da anlamaya, tartismaya
çalistik. Yararlandigimiz kültür kaynaklari, son on bes yilda görüsme, kayit
etme imkani buldugumuz 70 yas üzeri yaklasik 100 kaynaktir. Yani çalismanin
dayandigi kaynaklar sözlü kültür kaynaklaridir, Dersimli yaslilarimizdir. Çeveré
Hazaru isimli çalismada bunlardan özellikle Seyit Süleyman Sahin ve Seyid Mahmut
Yildiz´dan ögrendigimiz örnekler öne çikmistir.
Bu sözlü kültür kaynaklarindan açiga çikan inanç ögretisinin mana kurgusundan,
basta Kuran, Incil ve Tevrat olmak üzere Sümer´e kadar uzanan tarih derinliginin
referanslarina bakmaya çalistik.
Sizin geçmis dönem çalismalarinizla beraber düsünürsek bu albüm müzikal
faaliyetleriniz açisindan nereye oturuyor?
Bizim çalismalarimiz bir yandan kendi bestelerimiz, sözlerimiz üzerine kurulu
albümler ve diger yandan da Dersim kültür cografyasinin binlerce yil boyunca
sözle aktarilmis ve özellikle son yüz yil içindeki milliyetçi uygulamalarla yok
olma sinirlarina gelmis kültür birikimini anlamak üzerine kurulu albümler olarak
anlasilabilir.
En basindan itibaren kendi dilimizde sarkilar, siirler yapmak istiyorduk ancak
gerek Dersim diliyle ilgili, gerekse de genelde Dersim kültür birikimiyle ilgili
elimizde hiçbir kaynak yoktu. Yani yeni seyler yapmak istiyorduk ancak bizden
önceki birikimi tanimiyorduk. Bir insan, bir dildeki birikimi tanimadan, o dilde
kendisinden önce söylenmis güzel siirleri, sarkilari, beyitleri, masallari
bilmeden, yani o dilde söylemenin imkanlar dünyasini tanimadan nasil yeni
seyler yazabilir? Biz bu eksigimizi kapatmak için sözlü kaynaklara gitmemiz
disinda bir yol olmadigini, bu islere ilk basladigimiz yillarda fark ettik ve bu
yönlü çalismalari da kendi özgün çalismalarimiza paralel olarak sürdürmeyi bir
sorumluluk olarak gördük. Dolayisiyla bu albüm de Dersim sözlü birikiminin
önemli basliklarindan biri olan inanç-ibadet birikimini anlama, örnekleme ve
herkesin yararlanabilecegi bir kaynak olarak yayinlama amacini tasiyor.
Bildiginiz gibi son on yil içinde bu çerçevede yayinladigimiz baska albümlerimiz
de oldu. Bu da yeni bir halka olarak görülebilir.
Albümü felsefi bir metin olarak okursak ne gibi sonuçlara variriz. Dini ve
mistik ögelerin bugünkü toplumsal karsiliklari nelerdir? Günlük hayata
yansimalari nelerdir?
Dil okunmasi gereken en köklü mana sistemidir; inanç ögretileri de tarih
sahnesinde hangi farkli siyasi manifestonun araci yapilmis olurlarsa olsunlar
orijinlerinde birer mana önermeleridir. Ancak bugünkü baskin yaklasim her seyi
ve her bilgiyi günlük fonksiyonlarina göre degerlendiriyor. Bunun disinda da
din afyon´dur parolasi disinda bir önermeye ihtiyaç duymuyoruz.
Albüm kitapçiginda, bundan sonraki arastirmalarla hakli ya da haksiz çikacak,
yerine göre bütün dinler tarihini, kültür tarihini gözden geçirmemizi
gerektirecek önermeler vardir. Bunlar kendimiz ve sahip çiktigimiz bu
topraklarla ilgili yanlis ya da eksik bildiklerimize isaret etmektedir. Ancak
bunlarin bugün ne isimize yarayacagini hiç düsünmedik; bu bilgilerden özellikle
bir yarar da beklemedik. Gerçegi ariyoruz, dogruyu bilmek istiyoruz; kendimizi
kendi kavramlarimizla tanimlamak istiyoruz.
Çünkü kendimizi ve dogdugumuz, ait oldugumuz bu topraklari tanimiyoruz. Moda
kavramlara abanmak ya da kaliplasmis ideolojik formülasyonlari tekrar etmek,
bunlari kendimize ve bu topraklara dayatmak disinda bir arayisimiz yok
Oysa
kültürden söz ediyorsak, biliyoruz ki kültür, insanin kendisidir; maya´dir/mayalanma´dir
Dil ve inanç ögretileri de kültürün en derin ve köklü soyutlamalaridir. Tanri´nin
varligina ya da yokluguna inanmak meselesi degildir önemli olan; bu hep
söylendigi üzere herkesin kendi kisisel tercihidir.
Albüm kitapçiginda bulunan Çalisma, otantik eserlerle Dersim kültür
cografyasinin konuya iliskin sözlü birikimine dikkat çekmek yaninda müzikal
açidan da geleneksel halk müziginde toplu icra ve bagli olarak çokseslilik
denemelerine, arastirmalarina kendi uygulamalariyla cevap verme amacini
tasimaktadir ifadesini açarsaniz bunlar ne gibi cevaplardir, arastirmalarinizda
müzikal olarak vardiginiz sonuçlar nelerdir?
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde siyasetin kriterleriyle manüpüle edilmemis hiçbir
alan yoktur; inanç ögretileri, kültür, dil ve tarih alanlari da bu manüpülasyon
alanlarinin basinda gelmektedir. Yani bildiginiz gibi Cumhuriyet´in ilk
yillarinda ari bir Türkçe´ye ulasmak için ilk önce o güne kadar iltifat
edilmemis türküler, masallar vs. devlet eliyle ve imkanlariyla derlenmis,
yazilmis-çizilmis, ayiklanmis; sonraki yillarda batililasma perspektifiyle
bunlarin hepsi yine devlet imkanlari ve kararlariyla yasaklanmis, unutturulmaya
çalisilmis
Daha sonraki yillarda da konservatuarlar, TRT vb. kurumlar
araciligiyla yine ideolojik temellerle sekillenmis bir yaklasimla nasil
çalinacaklari, icra edileceklerine kadar kanun hükmünde yöntemlere mecbur
edilmislerdir. Yani albüm kitapçiginda da kisaca ifade ettigimiz gibi, 30-40
enstrümanin ve solistin yan yana gelmesiyle olusturulmus ekiplerle yapilan
uygulamalar bütün bölgeleri birlestirme, bir ulus bilinci yaratma gibi
ideolojik yaklasimlarla temellendirilmistir. Oysa halk müzigi geleneginde böyle
bir sey yoktur. Bugünse amatör ya da profesyonel her grup bunlari geleneksellik
adina bu yöntemle icra etmektedir. Yani sanki halk müzigi geleneginde türküler
hep böyle icra edilirmis ya da ancak böyle icra edilirse dogru olurmus gibi bir
yaklasim hakimdir,,, Yine bildiginiz gibi, yillarca halk müziginin büyük
üstadlari tarafindan konservatuarlarda ya da TRT´de diyelim sazi baglama
akorduyla çalmak dahi yasaklanmistir. Oysa baglama akordu saz´in temel akort
sistemidir ve bu akort sistemine bakmadan enstrümanin diger imkanlarini anlama
sansiniz yoktur. Kurumsal iliskilerde temel kabul edilen bozuk düzen ya da
diger akort imkanlari bu temel sistemin versiyonlari olarak bulunmustur. Örnegin
bozuk düzene bu ismin verilis sebebi dahi baglama akort sisteminin bir
pozisyon kaydirilmasindan, yani bozulmasindan türemis olmasi dolayisiyladir.
Yine diyelim baglamanin adi dahi bugün bu manüpülasyonlar ve özensizlikler
dolayisiyla hala tartismalidir. Hala bugün, sayginligindan, birikiminden süphe
duymayacagimiz birçok sanatçi dahi bildigimiz ve kullandigimiz baglama, saz,
cura, divan, üç telli, tanbur gibi her biri bir ayrintiyi vurgulayan isimlere
kopuz, balta, dede sazi, vb. özensizliklerle yeni isimler önermekte, kafalari
iyice karistirmaktadir. Yani bu kadar deger verdigimiz halk müzigi birikimini
yaratan gelenek bu birikimin tasiyicisi olan temel enstrümani nasil
isimlendirecegini bilememis ya da önerdikleriyle yeterince anlasilir kilamamis
midir ki, bugün israrla yeni isimler uydurulmakta ya da ithal edilmektedir.
Anadolu´da halk müzigi geleneginin essiz birikimini yaratan bu halk Türkçe de
dahil hiçbir dilde bu enstrümana kopuz ya da balta dememektedir. Öyleyse biz
bunlarla hangi anlasilmazligi gideriyoruz, ne demek istiyoruz; anlamak mümkün
degil. Bizim yaklasimimiz ise böylesi bir elestirel zeminde sekillenmistir. Bu
çerçevede halk müziginin temel enstrümani ve onun imkanlari esas alinarak
yaylilar, nefesliler ve vurmalilardan olusan bir çekirdek ekip tarafindan
geleneksel ürünlerin nasil icra edilebilecegini tartismaktadir. Yani her
enstrümanin kendi rengiyle nasil en islevsel sekilde varolabilecegini örneklemek
istemektedir. Herkesin ayni anda, ayni melodiyi çalmasi disinda nasil daha
zengin kullanilabilir bu imkan diye bakmaya çalisilmaktadir
Baglama temelinde
halk müziginin kendine has armoni ve çok seslilik imkanlari vardir, bunlarin
yeni ve çesitli uygulamalarla tartisilmasi gerekir.
Bundan sonra bu eksende neler yapmayi düsünüyorsunuz?
Çeveré Hazaru isimli bu albüm yaninda Dersim inanç-ibadet literatürünü
örnekleyecek, yasli kaynaklarin sesinden hazirlanmis, iki cd´lik dokümanter bir
çalisma da 300 sayfalik kitapçigi ile birlikte hazirdir. Önümüzdeki kisa dönem
içinde yayinlanacaktir. Dersim´in bütün sözlü birikimi ilgi alanimiz içindedir.
Zaten halk müzigi ve genelde halk kültüründe her sey yani türküler, masallar,
dualar, oyunlar-danslar, çocuk oyunlari, efsaneler, inançlar vs. bütün hayat
tarzi modern dünyanin tanimadigi derecede iç içedir. Yani birine el atarsaniz
hepsine dokunmus olursunuz.
Bundan sonra da bu gelenegin bütün birikimine ait basliklari çalismaya devam
edecegiz. Önümüzde Sahmaran masali ile ilgili müzikal bir çalisma var. Ayni
zamanda da Çeveré Hazaru´da oldugu gibi masalin dayandigi tarihsel-kültürel
referanslari da analitik olarak anlamaya çalisan teorik bir tarafi da olacak.
Bahara kadar hazirlamayi düsünüyoruz.
Cevaplar:
|
|
|
|