|
|
|
HAGOP MINTZURİ |
ARAS YAYINCILIK'tan çıkan kitapları
|
|
|
|
1886'da Erzincan'ın Küçük
Armıdan köyünde doğdu. Öğrenimineköyünün ilkokulunda
başladı. 1897'de İstanbul'a geldi, aile büyüklerinin
işlettiği fırında çıraklık yaptı. Ortaköy'deki özel bir
Fransız okulunda bir yıl, Galata'daki Getronagan Ermeni
İlkokulunda iki yıl okuyup mezun oldu. Ortaöğrenimini
Robert Kolej'de sürdürdü.Fransız ve Rus
edebiyatçılarının eserlerini yutarcasına okudu.1905'te
Kolej'in freshmen sınıfından sonra okuldan
ayrıldı.
İlk kez bir öyküsü ("Hars u Gesur" [Gelin ve Kaynana])
1906'da Ermenice basındayer aldı. 1907'de köyüne döndü
ve öğretmenlik yapmaya başladı. Evlendi ve dört çoçuğu
oldu.
Bademcik ameliyatı olmak için 1914'de İstanbul'a geldi.
Üsküdar'da fırıncılık yaparkensavaş nedeniyle ekmekçi
askeri olarak askere alındı. Köyden techir edilen dedesi,
annesi, karısı ve dörtçoçuğundan bir daha haber alamadı.
Ömür boyu İstanbul'da kaldı. İkinci kez evlendi, üç
çocuğu oldu. Yemcilik, kömürcülük, fırıncılık, katiplik
gibiçeşitli işler yaptı. Edebiyatla ilgisini hiç kesmedi,
ne bulduysa okudu ve sürekli yazdı. Ermenice dergi ve
gazetelerde öyküleri yayınlandı.1978 yılında
|
HAMASDEĞ |
ARAS YAYINCILIK'tan çıkan kitapları
|
|
Güvercinim
Güvercinim
Harput'ta Kaldı |
Ermeni taşra edebiyatının önde
gelen temsilcilerinden olan
Hamasdeğ, 1895 yılında Harput'un
güneyinde Ermeni ve Türklerin
birlikte yaşadığı Perçenç
köyünde doğdu. Köyündeki ve
Elazığ'daki Ermeni okullarından
yetişti. İki yıl öğretmenlik
yaptıktan sonra, 1913'te
Amerika'ya göçtü. Eserlerini de
doğup büyüdüğü toprakların
tümüyle uzağındaki bu kıtada
verdi. İnsancıllığın hep ön
planda olduğu öykülerinde hazin
temaları felsefi bir yaklaşım,
sade bir dil, akıcı bir
anlatımla işledi.
Hamasdeğ'in köy edebiyatında,
hasretini bir ömür çektiği
Perçenç köyü dünyanın merkezine
dönüştü. Ancak köyünün yerel
yaşamının anlatıcısı olmakla
yetinmedi. Ermeni köylüsünün
kaderinde, yaşamın dışına
itilenlerin, toplumdan, hatta
doğadan kovulanların, kısacası
bütün insanlığın izini sürdü. Bu
nedenle köklerinin
kilometrelerce ötesinde de geniş
bir beğeni buldu. Hamasdeğ, 26
Kasım 1966'da, Los Angeles'te
doğumununu 70, sanat yaşamının
ise 50. yılının kutlandığı bir
törende konuşmasını yaparken
kalp krizi geçirerek yaşamına
veda etti. |
|
öykü |
|
|
|
Hırimyan Hayrig ve
Sırvantsdyants ile başlayan, Tılgadintsi, Zartaryan,
Mıntzuri ve günümüzde Margosyan ile devam eden Ermeni
taşra edebiyatının ara ve özel bir halkasıdır Hamasdeğ.
Onu diğerlerinden farklı kılan en önemli özellik,
eserlerini doğup büyüdüğü topraklara tümüyle uzak
Amerika gibi diyarlarda vermesidir.
Asıl adı Hampartsum Gelenyan'dır.Hamasdeğ, Harput'un 6
km kadar güneyinde, Ermeni ve Türkler'in birlikte
yaşadığı Perçenç/Perçenk [sonradan Akçakiraz] köyünde
1895'te doğdu. İlk eğitimini kendi köyünde, Surp Nışan
okulunda aldı. Daha sonra vilayet merkezi Mezire'deki (Mamuret
ül-Aziz, Ela zığ) Getronagan Okulu'nda Tılgadintsi ve
Rupen Zartaryan gibi öğretmenlerin elinde yetişti ve
1911'de mezun oldu. Yine yakın köylerden birinde,
Vartatil'de iki yıl öğretmenlik yaptı. 1913'te
Amerika'ya göçtü. Columbia ve Harvard üniversitelerinde
misafir öğrenci olarak derslere katıldı. 1920'de bir yıl
kaldığı New York'ta ünlü Ermeni yazar Şirvanzade'yle
karşılaşması ve onunla kurduğu sıkı dostluk, kendi
deyimiyle, "ayaklarının yere basması"nı sağladı. 1930'da
Ermenistan'dan yeni gelmiş olan şair Avedig Isahagyan'la
Paris'teki karşılaşmaları da yazarın özyaşamöyküsünde
önemli bir yer tutar.
Sırpuhi'yle evlendi, Lorig ve Armine adlı iki kızı oldu.
Doğumunun yetmişinci ve edebiyat yaşamının ellinci yılı
ABD ve Kanada'da törenlerle kutlandı. Bunlardan, 27
Kasım 1966'da Los Angeles'teki törende konuşmasını
yaparken kalp krizi geçirerek yaşama veda etti.
Hamasdeğ özyaşamöyküsünde köyünü şöyle anlatır: "Doğduğum
ve çocukluğumla ilk gençliğimin geçtiği Perçenç,
Harput'un bağlık bahçelik, bereketli köylerinden biriydi.
Aradan geçen yarım yüzyıla köyümüzün ruhsal haritası,
yolları ve kutsanmış insanlan sindi ve ben onların hâlâ
orada olduğuna inanıyorum. Kâgir kiliseleri,
değirmenleri, köprüleri, özellikle okulu ve yüzyılların
içinden gelen bir o kadar kutsanmış öğretmenleriyle tüm
bunlar o kadar tanıdık ve bize özgü idi ki..."
|
|
|
|
|