Dersim'den Göç ve Nedenleri
Yusuf Kaya
Bir zamanlar Kiği, Karakoçan, Tercan, Kemah güney batıda Keban'a
kadar uzanan sınırları ile geniş bir alanda yer tutmuş olan DERSİM,
günümüzde Türkiye'nin en küçük ili olarak haritada yer almaktadır.
En fazla göç veren il olarak birinci sıradaki yeri ile basında boy
göstermektedir.
Yüzyıllarca yapılan sefer ve hareketler sonucu nüfusun önemli bir
bölümü Ege, Marmara, İç Anadolu, ve Akdeniz'e göç vermesi sonucu
yukarıda saydığımız yerlere yerleşenler konu açıldığında "BİZ
DERSİMLİYİZ" ama, dedelerimiz yıllar önce göç etmiştir şeklinde
kendilerini ifade etmektedirler.
1900 yıllardan sonra göç edenler ise her ilde, her ilçede bir
Tunceli'li mahallesi oluşturmuş durumdadırlar. DİE yaptığı bir
araştırmaya göre yaklaşık olarak 270.000 kişi Tunceli kütüğüne
kayıtlı olmasına rağmen, şu anda Tunceli'de ikamet eden nüfus sayısı
sadece 85.891 kişidir. Bu sayıya özel sayım diye tabir edilen asker
nüfusu dahildir. Polis, subay ve yabancı kütüğe kayıtlı memurlar ile
özel sayım bu miktardan düşüldüğünde yaklaşık olarak 65-70.000
civarında nüfus kalmaktadır.
1938 Dersim hareketinden sonra zorunlu iskana tabi tutulanların
bir kısmı 1947 yılında yasak bölge diye tabir edilen yerlerin
yeniden yerleşime açılmasıyla Tunceli'ye geri dönmelerine rağmen
önemli bölümü geri dönmemiştir. Özellikle 1970 li yıllarda
Türkiyedeki siyasi yelpazede demokrasi ve özgürlüklerden yana saf
tutan Tunceli gençliğinin potansiyel suçlu görülmesinden sonra yeni
iskan kanunlarını bereberinde getirdi.
Tarihi ve kültürü gereği hep haklıdan, mazlumdan ve ezilenden
yana tavır koyan Tuncelilerin bir şekilde dağıtılıp asimile edilmesi
gerekiyordu. Tunceli iline hiç bir ekonomik ve sosyal yatırım
yapılmayarak nüfusun bir kısmı kendiliğinden göçe zorlandı. 1990'lı
yıllardan itibaren tam bir göç hezeyanı yaçandı. Köyler boşatıldı,
meralar yasaklandı, dağlar mayınlanarak ormanlar yakıldı ve sonuçta
gıda ambargosu devreye sokularak tam bir insansızlaştırma politikası
uygulanarak zorunlu göç devreye sokuldu.
Peki bu göç uygulaması esnasında Tuncelililerin sorumluluğu ve
gçrevleri neydi? Yeteri kadar yerine geterildi mi? İşte burada iki
sorun karşımıza çıkmaktadır. Bir insanın kentinde, ilçesinde köyünde
mezrasından yaşayabilmesi için ekonomik ve sosyal koşulların yaşama
elverişli olması gerekmektedir. Mal ve can güvenliği olmayan, yolu,
elektiriği suyu, kanalı, köprüsü bulunmayan bir köyde yaşamak ne
kadar mümkündür. Tarlasını ekip biçemeyen, yaylasına çıkamayan evine
ekmeği getiremiyen bir köylüye, köyünü terk etme dediğimiz zaman ne
kadar inandırıcı olabiliriz. O zaman sosyal bir insanın yaşamı için
gerekli koşulların oluşmasında ne kadar katkıda bulunacağız.
irdeleyip önümüze görev olarak koymak gerekmektedir. Sadece göç edip
giden insanlarımız değildir asıl, göç eden DİLİMİZ, KÜLTÜRÜMÜZ,
GELENEK VE GÖRENEKLERİMİZLE BİR BÜTÜN GEÇMİŞİMİZDİR.
Birileri çıkıp 1970'li yılları "Palavra meydanında atılan nutuklar"
olarak değerlendirse de o yıllar insanların kendi gelecekleri için
demokrasi insan hakları ve demokratik bir Türkiye için politika
yaptıkları bir dönem olarak tarihteki yerini almıştır.
İkinci konu bu göçte Tuncelililer memnun mu? Elbette olmadıkları
bir gerçektir. Ama ikinci bir gerçek ise göçü engellemeye yönelik
elle tutulur bir çabanın harcanmadığıdır. Türkiyedeki hızlı nüfus
artışına rağmen Tunceli nüfusunun hızlı bir şekilde azalması
yetkilileri de rahatsız etmemeli ki, yetkililer göçü engellemeye
yönelik hiç bir çaba harcamamaktadırlar. 1990 yılında 133.140 bin
olan nüfus 1997 tarihinde 85.891'e kadar düşmüştür. şehir merkezinin
köyler dahil nüfusu 28.947 dir. İlçelerimizin köyler dahil nüfusu
aşağıdaki gibidir. Çemişgezek 8.587, Hozat 9238, Mazgirt 11.091,
Nazimiye 4.680, Ovacık 7.231, Pertek 12.455, Pülümür 3.662'dir. Doğu
ve Güneydoğu Anadolu dahil sadece nüfusu azalan tek İl'in Tunceli
olması, akıllara Tunceli'ye yönelik özel politikaların olduğunu
getirmektedir.
Acil önlem olarak köyler tekrar yerleşime açılmalı, gıda
ambargosu kaldırılmalı, halkın mal ve can güvenliği sağlanarak
elektirik, su, kanal ve köprüler onarılarak mayınlı alanlar
temizlenmeli, köylere geri dönüş için krediler sağlanmalı, sağlık ve
eğitim konularında bütün yükümlülüklerin yerine getirilmesi
gerekmektedir. Tuncelililer olarak demokratik bir ülkede insanca
yaşamak istiyorsak, üstümüze dğşen görevleri yerine getirmenin
tarihi sorumluluğu ile karşı karşıyayız.
Dili ile, kültürü ile gelenek ve göreneği ile göç eden
geçmişimizi kazanmak istiyorsak, herkes üzerine düşen sorumluluğu
yerine getirmek zorundadır.
Göçü etkiliyen önemli nedenlerinden diğerleri ise şöyle
sıralanabilir:
1-Yaklaşık olarak 300 köy okulu öğretime kapalı tutulmaktadır.
Eğitime ve öğretime önem veren bir halk olarak bilimsel bir öğretim
olmasa da çocuklarının eğitimi için diğer illere göç etmektedir.
2- Sağlık sorunu Tunceli ilinin en önemli sorunlarından biri
olmaya devam etmektedir. İl ve ilçe merkezlerinde uzman doktar yok
denecek kadar az iken, hiç bir köyümüzde Sağlık evi Sağlık Ocağı
yoktur. Bu da köylerde ikamet eden insanlarımızı zor durumda
bırakmaktadır. Gece bir hastasını köyden doktora getirme imkanı
bulunmayan bir köylüye doktor tarafından verilen iğneleri yaptırmak
için ya her gün ilçe merkezlerine gidip gelmesi gerekmekte, ya da
bir tanıdığının yanında 7 veya 10 gün kalması gerekmektedir.
3- Yukarıda belirttiğimiz bu koşullara ilave olarak yaratılan
korku ve belirsizlik ortamı da insanların göç etmesine neden
olmaktadır.
Kaynak: Dersim Dergisi