Auteur - yazari: Mehmet Yıldız Tarih, gün ve saat
: 23. Nisan 2006 09:30:03:
Dersimlilerin etnik olarak tarihi çok eskilere
dayanan bir halktan geldikleri tarihsel bir olgudur.
Diğer bir deyişle, biz köken olarak ne Kürdüz, ne de
Türküz. Türkler ve Kürtler son derece ilhakçı kök
teorileriyle tarihsel, antropolojik ve kültürel
gerçekleri hiç sayıyorlar. Vicdanen pek gelişmemiş
ve yine gerçeğe saygılı olmayı bir türlü beceremeyen
bu kavimler, karşılıklı olarak utanmadan neredeyse
bütün halkların anası olduklarını iddia edecekler.
Eski Yunan uygarlığını Türklerin Ege Uygarlığı adı
altında üstlenmelerine, son yıllarda Kürtlerin bütün
Mezopotamya uygarlığına sahip çıkmaları eşlik etti.
Bunda gözümüz yok, ancak Dersimlilerin yurduna uzun
süre adım atmaya dahi cesaret edemeyenler, bugün
bizim köken olarak kendilerinden olduğumuzu iddia
ediyorlar.
Bunda ilkin Ermenilerin, sonra da bizim soykırıma
uğramış olmamızın doğrudan bir payı olsa gerek.
Birinci olarak, Ermeni jenosidi yaşanmasaydı,
Türkler ve Kürtler coğrafi olarak bize bu kadar
yakın olamazlardı ve bu gibi bir cüret
gösteremezlerdi. İkinci olarak, jenosid ortakları
tarihin herhangi bir aşamasında vicdani bir muhasebe
yaparak bu kirli ittifaka bir türlü son veremediler.
Onun içindir ki bu ittifak 1514ten 1915e kadar
sürdü. Keza 1937-38 Dersim jenosidi bu cüreti daha
bir güçlendirdi. Nitekim TSK ve PKKnın bugünkü
kirli, kanlı, anlaşılmaz ve iğrenç dalaşı, diğer
şeylerin yanı sıra, objektif olarak bizi yok etmeye
yönelik bir plan vazifesi görmektedir. Türkler
TSKnın, Kürtler de PKKnın esiri olmuşlardır.
Hümanizm, rasyonalizm, vicdan, merhamet ve şefkat bu
topraklarda kaybolmuştur. Bir tarafın aşağılık
işkenceci katilleri diğer tarafın kahramanıdırlar.
Cellatların hükümran oldukları bir ortamda,
Dersimlinin ırki olarak kimden olduğu soruluyor.
Bunun (bilimsel olarak asla saptanamayacağı gerçeği
bir yana) ne önemi var? Tarih boyunca Dersimliler
komşu kavimleri tanımladıklarında onların ırki
özelliklerini değil de, kültürel oriantasyonlarını
esas aldılar. Bu tanımlamalarda soyun hiçbir zaman
tayin edici bir önemi olmadı. Biyolojik kalıtımdan
ziyade kültürel miras üzerine yükselen Kırmanciye
toplumunun var olma hakkını, bu zavallılar
Nazilerden veya üçüncü dünya ülkelerinin geri zekalı
faşistlerinden ödünç aldıkları ırkçı kavramları
kullanarak ortadan kaldırabileceklerini
düşünüyorlar.
Bence biz köken olarak Afrikalıyız. Çünkü bütün
insanların Afrika kökenli olduğuna inanılmaktadır.
Ondan sonraki sürecin bir önemi yoktur. Hiçbir ırkı
aşağılamadığımıza göre, Türk veya Kürt kökenli
sayılmamızda da elbette kendi başına bir hakaret
unsuru yoktur. Ancak kökenimizin kendilerine
dayandığını ileri sürenler, kültürel kimliğimizle
bağımsız olarak yaşamaya hakkımız olmadığını dile
getirmek istiyorlar. Dolayısıyla son derece sahte
olan bir soydaşlık gösterisidir bu. Daha doğrusu
gerçekte çok düşmanca olan bir tutumla karşı
karşıyayız.
Şafi Kürtle veya Türkle aynı ırki kökene sahip
olduğunu anlaması durumunda Dersimli kültürel
kimliğini terk ederek Şafi Kürde veya Türke benzemek
ister mi? Hayır, Türk ve Kürt kimliği Dersimliye çok
yabancıdır. Dahası, Türk ve Şafi Kürt kültürel
kimlikleri içlerinde sayısız anti-Dersim unsuru
barındırmaktadırlar.
Dersimliler batı Avrupalı halkların kültürel
kimliklerini benimseyebilirler. Nitekim Avrupada
yaşayan Dersimliler her ülkede kendilerini evinde
hissediyorlar. Dersimlilerin entegrasyon diye bir
sorunu yoktur. Dersimli çocuklar çok kısa sürede
bulundukları ülkenin dilini öğreniyorlar ve eğitimde
başarılı oluyorlar. Batı Avrupa ülkelerinde çok
sayıda yüksek öğrenim görmüş Dersimli vardır. Bunlar
sonuçta Dersim kökenli Avrupalılardır. Dersim
etnik-kültürel kimliğinin bu başarıda doğrudan bir
payı olduğuna inanıyorum. Oysa Türklerin ve
Kürtlerin benzer bir başarısından ve
entegrasyonundan bahsedilemez.
Dersim kültürünün özgürlükçü oluşu, hümanist
inanç sistemi, toleransı ve her şeyi dinsel
doğmalarla açıklamaması yüzünden Dersimli çocuklar
batı Avrupa eğitim sistemi içinde çok başarılı
oluyorlar. Çünkü optimal kognitif gelişme ancak
elverişli kültürel sistemler içinde gelişir.
Kognitif gelişme alanında, otoriter ve kapalı
kültürler teorik kültürler kadar başarılı olamazlar.
Örneğin, bundan kısa bir süre önce Kuzey
İrlandadaki Ulster üniversitesinin yaptığı IQ test
sonuçlarına göre, Türkiye sondan ikinci oldu. 90
olan ortalama skoruyla Türkiye Avrupa ülkeleri
arasından yalnızca bir puan farkla Sırbistanı
geride bırakabildi. (Bakınız 28 mart 2006 tarihli
Hürriyet gazetesi)
Bu gibi bir başarısızlığı bütünüyle genetik
nedenlerle açıklayabileceğimizi hiç sanmıyorum.
Sorun bence büyük ölçüde kültürle ilgilidir.
Otoriter, baskıcı, ırkçı, dogmatik kültürler
çocukların kognitif gelişmelerini dumura
uğratıyorlar. Nitekim Türk ve Kürt politikacılar
birbirlerine çok benziyorlar. Bunların en çok göze
çarpan ortak özellikleri gerçeğe hiç saygılı
olmamalarıdır. Gerçeğe sadakatsizlik bir toplumda
yalnızca ahlaksızlığın yaygınlaşmasıyla
sonuçlanmıyor, aynı zamanda ilerleyen yıllarla
birlikte bu durum zeka geriliğine de yol açıyor.
Dersimlilerin Türk veya Kürt kültürel kimliğini
benimsemeleri hemen hemen olanaksızdır. Türk ve Kürt
kültürel kimlikleri çok yabancı kültürel
kimliklerdir. Yabancı bir kültürü bir halka empoze
etmeye kalkarsanız tepkiyle karşılaşırsınız. Hatta
bu halk söz konusu kültürde zararsız veya önemsiz
olan öğelerden bile rahatsızlık duymaya başlar.
Örneğin Dersimlilerin Sunnilerin kendi yerleşim
yerlerinde Muhammet zamanında kullanılmayan gavur
icadı elektriğin yardımıyla çok yüksek bir sesle
ezan okumalarına bir itirazı yoktur. Ancak aynı şey
Dersimde yapılınca bu çok büyük bir tepki topladı.
Dersimli bu tepkisini çok yaygın olarak şu sözlerle
dile getiriyordu: Weca bıyo zıra zıra na heri! Nu
her nıverdanoke hewn cımune ma kuyo! (Bu eşek yine
zırlamaya başladı! Bu eşek bırakmıyor ki gözlerimize
uyku girsin!).
Özetle Dersimliyi farklı kılan ırkı değil
kültürüdür. Dersimliler eski İrani bir halktır.
Dersimlide Ermeni kanı varsa, bunda utanılacak bir
şey olduğunu hiç sanmıyorum. Türklerin ve Kürtlerin
zaman zaman, yani Türk ve Kürt tezleri tutmayınca,
sizin bu kinci ve inatçı tutumunuzdan öyle
anlaşılıyor ki siz Ermeni asıllısınız demeleri
tamamen anlaşılır bir durumdur. Bu Türk ve Kürt
kültüründe bir hakarettir, ancak biz Dersimliler
öteden beri Ermeni düşmanlığı içeren Türk ve Kürt
kültüründen uzak durduk. Ermenileri soykırımdan
geçirenler Ermenileri aşağılıyorlar. Tıpkı Nazi
dönemi Almanyasında soykırıma uğrayan Yahudilerin
aşağılanması gibi.
Mehmet Yıldız
|