Politika    Jenosit    Diaspora    Kimlik      Tarih          Dil       Alevilik      Baskı      Duyuru       Sanat       Munzur     Forum      Linkler    Cografya    Yayinlar    Muzik
 
   

Zazaki
Français
Laz
Türkçe  
Armenian
Suryani
Deutche
Kurmanc

English
Yazidi
Pontus


Anasayfa

 

 

 

 

Dersim Davası

Son 4-5 yıllık deneyimlerime dayanarak şunu söyleyebilirim: Dersim etnik-kültürel kimliğini savunmaya çalıştığınızda nerede olursanız olun karşınızda derhal en ağır suç örgütlerini bulursunuz. Bu çok feci bir durumdur. En ileri hukuk ülkelerinde yasayan Dersimliler bile Türk ve Kürt milliyetçiliği adına konuşan politik kriminallerden kurtulamıyorlar. Davanızı hukuki yollarla savunmanız sizi cinayet ve işkence şebekelerinin hedefi olmaktan kurtarmıyor, aksine demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları yanlısı olduğunuzu ilan etmeniz cinayet şebekelerinin iştahını daha da kabartıyor. TSK tehditlerine aldırış etmediniz diyelim, “ateşle oynuyorsunuz, sabrımızı taşırmayın, sizi gerillaya mı şikayet edelim?” diye yazan muhalif rolündeki politik kriminalleri de umursamamanız gerekir. Dersim halkı PKK’nın bir numaralı hedefi haline gelmiştir.

Dersim halkının Türk devleti ve PKK tarafından birlikte yok edilmek istendiği gerçeğini ilk dile getirdiğimizde bunu pek çok Dersimli bile ihtiyatla karşıladı. Özellikle çifte terör rejimi saptamasını yerinde bulmayanların sayısı az değildi. Her türlü politik teröre ve kriminalliğe karşı tutarlı bir mücadele verilmeden özgürlük mücadelesinin kazanılamayacağını ileri sürmemiz yine pek çok kişi tarafından abartılı bulundu. En iyi durumda bile fikirlerimizden dolayı bize mesafeli durmayı tercih ettiler.

Çok şükür Dersim uyandı, düğüne, ceme veya ziyarete gitmenin yüzlerde yarattığı o rahatlıkla Dersim sokaklarında yürüyen gül yüzlü insanlar her şeyi birden değiştirdiler. Uğruna çok cefa çekilen ve “marjinal” kaldığı sanılan bir dizi fikir birden mainstream oldu; çok yerinde konuşmalar ve analizler yapıldı. Bunları dinlerken veya okurken çok sevindim. Tanıdığım Dersim halkının spontan reaksiyonuydu bu.

Dersim artık kimliğini savunan insanlara sahip çıkıyor. Baskı altındaki etnik-kültürel azınlıkların veya ulusların kahramanlara ihtiyacı varsa ve kahramansız işler yürümeyecekse elbette bizim de kahramanlarımız olacaktır. Nitekim Dersim hümanist etnik-kültürel kimliğine uygun düşen kahramanı nihayetinde buldu: Bu kahraman TSK tarafından defalarca tehdit edilmiş mazlumların avukatı ve Mirik Kayıpları’nın vekili olan hukukçu Hüseyin Aygün’dür.

“Dersim Davası” olarak kabul edilebilecek etnik-kültürel bir sorunun varlığını koruyup korumadığı konusunda objektif bir yargıya varmak için öncelikle işin içinde kalabalıkların olup olmadığına bakmak gerekir. Terör rejimi örgütsüz kitleyi uzun süre tepkisiz bırakabilir, ancak sınırlı olanaklardan yararlanma enerjisini göstermeyen kitlelerin tüm pasifliğini veya ilgisizliğini her zaman “baskı” ile açıklamak doğru değildir. 1980 darbesinden sonra Dersim toplumu çok büyük bir tahribata uğradığı için daha düne kadar “Dersim Davası”nın artık tarihe karışan bir dava olduğuna inanılıyordu. Yukarıda da belirttiğim gibi, 29 mart 2009 yerel seçimleri, nüfusu çok azalmış ve köyleri imha edilmiş Dersim’in davasından vazgeçmediğini ortaya koydu. Dersim’de “Dersim Davası”na destek veren bir halk vardır. “Dersim Davası” tarihe karışmış bir dava değildir.

Dersim halkının davasına sahip çıkması özellikle PKK çevresini çok rahatsız etti. Çünkü PKK çevresi Dersim’in öldüğünü düşünüyordu. PKK’nın Dersim ile ilgili temel projesi zamana yayılmış bir Şafiî Kürt asimilasyonculuğudur. Özellikle dilimizden nefret ediyorlar. Nazi üniforması giydirilerek at sırtında SS subayları ile birlikte Yahudi avına çıkarılan Yahudi çocuklarına benzeyen bir grup Dersimli durmadan “asıl dilimiz Kürtçe, asıl dilimiz Kürtçe” diye bağırarak kendi kendinden nefret eden insan portreleri sergiliyorlar. PKK bunlara ‘asıl Dersimli” diyor. Bu durumu kabul etmeyen Dersimlileri ise “Tunçelili” diyerek aşağılıyor.

PKK Dersim’deki Türkçü asimilasyonu da kendi bakımından son derece yararlı buluyor. PKK’nın engel gördüğü otantik Dersim kimliğidir. Terör rejimi otantik Dersim kimliğinin anti-tezidir. Dersim’i asimile etmek isteyenler onun için terör ortamının ömrünü uzatmaya çalışıyorlar.

PKK 1984’ten beri Dersim için savaştığını ve Dersim’in “Kuzey Kürdistan” olarak tanımladığı büyük kısmı Ermeni toprakları olan Şafiî Kürt bölgesinin kopmaz bir parçası olduğunu ileri sürüyor. Dersim Şafiî Kürt toplumu ile tarihin hiçbir döneminde bir bağa sahip olmadığı halde, PKK ve diğer Kürt milliyetçileri (örneğin K. Burkay) milliyetçi/ilhakçı ideolojileri nedeniyle Dersim’i keyfi olarak Kürt toprağı sayıyorlar. Üstelik içindeki insanlarla birlikte.

Kürt milliyetçileri ahlaki ve ideolojik açıdan Türk milliyetçilerinin replikasıdır; sosyal dünyada hakikat olanla olmayan arasında bir fark olduğuna inanmazlar. Onlara göre her şeyi belirleyen güçtür. Güçlüyseniz hakikatı belirleyen siz olursunuz, değilseniz başkaları tarafından belirlenen hakikati kabul etmek zorundasınız.

Dersimlileri dişine göre bulan Kürt milliyetçileri Dersim ile ilgili hakikat tartışması çerçevesinde öne sürülen argümanlarla ilgilenmiyorlar bile. Askeri ve politik bakımdan büyük bir güç olduklarına inanan Kürt milliyetçileri ve beşinci kolları Dersim ile ilgili ilhak iddialarını giderek daha saldırgan bir tarzda dile getiriyorlar.

Saldırgan ve hukuksuz Kürt milliyetçilerinin ilhakçılığı bölge haritasına bir göz atmayı bile gereksiz gören bir sağduyu yoksunluğuna dayanıyor. Şöyle ki, Dersim’i Şafiî Kürtlere gönüllü olarak verdiğimizi düşünelim, bu durumda Dersim coğrafi olarak “Kuzey Kürdistan” ın bir parçası olmaz, olsa olsa ırak bir sömürgesi olur. “Kuzey Kürdistan” dan Dersim’e ya hava yoluyla, ya da Türk ve Zaza şehirlerinden geçerek ulaşabilirsiniz. Dersim’deki patolojik Kürt milliyetçiliğine (false consciousness, self-hatred) rağmen, Dersim’de Şafiî Kürt yoktur. Şafiî Kürt nüfusu olmayan Dersim’in Kürt kolonisi sayılmasının objektif bir zemini de yoktur. Kızılbaşların Kürt sayılması ise tarihi ve kültürel gerçeklerle uyuşmamaktadır.

Her şeye karşın PKK’nın veya şair Kemal Burkay’ın Erzincan, Erzurum, Elazığ ve Bingöl’ü “Kuzey Kürdistan”a dahil etmeyi başarması durumunda, Dersim’in de büyük bir olasılıkla düşebileceğini söyleyebiliriz. Ne var ki Dersim’i dört yönden tamamen kuşatan söz konusu şehirlerde Şafiî Kürt milliyetçiliğinin esamesi bile okunmuyor. Bir referandum durumunda bu şehirlerden birinin “Kuzey Kürdistan”a dahil olma isteği gösterebileceğine ne şair Kemal Burkay, ne de PKK inanıyor. Keza Şafiî Kürt nüfusunun bu şehirlerde varlığı sözkonusu değildir. Politik olarak AKP’nin kaleleri sayılan bu şehirlerde DTP herhangi bir varlık gösteremezken helikopterle Dersim’e varan Kürt milliyetçileri bize boş yere eziyet ve hakaret ediyorlar. Türk kardeşleri müsaade etmeseler bize ulaşamazlar. Hava yoluyla sağlanan ulusal birlik temelsizdir.

Özetle, Dersimliler gibi 500 sene boyunca kimliği için savaşan bir halkın terörle veya bir iki yalanla bu sevdadan vazgeçirebileceğine inanmıyorum. Şafiî Kürtler en bağımsız halleriyle bile Türklere benziyorlar. Bu doğaldır, zira biz Türklere karşı 500 senedir kimliğimiz için mücadele ediyorken onlar 500 sene boyunca Türklerle birlik oldular ve birlikte bir dizi halkın kökünü kazıdılar. Kızılbaşlar, Ermeniler, Süryaniler/Asuriler, Yezidiler ve Keldaniler karşılarında daima Türkleri ve Kürtleri buldu. Müslim ile gayrimüslimin savaşı Türk ve Kürt cephesiyle diğerlerinin savaşı oldu.

Tarihsel Türk-Kürt kardeşliğinin önemini ve köklülüğünü göstermek için Çaldıran Savaşı’na referans gönderen Apo’yu hâlâ desteklemeye devam eden Dersimlilerin utanç verici durumunu tarif edecek kelimeler bulmakta güçlük çekiyorum. Beşyüz yıl geriye götürülmüş ihaneti kabul etmeniz sizi hiç kimsenin gözünde değerli yapmaz. “Kapo”lar (imha kamplarındaki Nazi işbirlikçisi Yahudiler) olarak kullanılmaya müsaade etmeyiniz!

Kürt milliyetçileri TSK/ PKK terör rejimi aracılığıyla Dersim halkını ortadan kaldıramazlar. Kürt Pol Potçuluğu veya Apoculuk Türk devletinin bir ürünüdür. Bu Kürtlerin de aleyhinedir. Türk devleti 500 yıldır beceremediği bir işi PKK’ya havale etmişe benzer. Ancak Dersim Davası her türlü tasallutu boşa çıkaracaktır.


Mehmet Yıldız

10-04-2009
 

 

 

 

Back to Top