Bir insan, bir rüya, bir kitap
Hüseyin Aygün
Bir insan, bir rüya, bir
kitap
Hüseyin Aygün
Yüzyıl önce köydeki komşuları birbiriyle amansız bir
aşiret kavgasına girişmiş ve yerlerini yurtlarını
verip-kaçmışlardı. Dersime bağlı Nazımiyedeki (Qısle)
köylerinin adı işte bu yüzden Remeda idi. Remeda
Zazacada verdi-kaçtı anlamına geliyordu. Cumhuriyet
yönetiminin Türkçe olmayan yer adlarının değiştirilmesi
politikasından küçücük Remeda köyü de nasibini alacak;
yapısının Türkçeye uyması ve asimilasyonu hızlandıracağı
düşüncesiyle adı Ramazan yapılacaktır.
Musa Canpolat işte bu köydendir. Türkçe ile
tanışıklığı 1940-50lerdeki her çocuk gibi okul ile olur.
Türkçe sözcükleri zorlukla ezberlemeye çalıştığı 1950li
yıllarda bir on yıl sonra Zazaca sözcükleri mutlulukla
toplayacağını elbette bilemeyecekti. Yarım yüzyıl sonra
ise Türkiyenin en büyük Zazaca-Türkçe sözlüğünü gururla
yayınlayacağını hayal bile edemezdi.
1970li yıllarda Zazacanın (Dımili) yaşaması için
karar verdim. İstanbulda Kadıköyde Cumhuriyet Ekmek
Fırınında çalışıyordum. İş arkadaşlarım ve
çevremdekiler ban http://bilder25.parsimony.net/forum62148/Musao-Areyiz.3.JPGa
rafızi, kızılbaş, mum söndüren, kuyruklu kürt
diyorlardı. Bu sözlerden çok derinden etkilendim ve
ananelerimizi araştırmaya karar verdim. İşe her kültürün
giriş kapısı olan dilimiz Dımili (Zazaca) sözcükleri,
deyimleri yazarak başladım. Musa Canpolatın 36 yıl
süren Zazaca-Türkçe Sözlük serüveni işte böyle başlar.
O zamanlar özellikle yarıda kalmış ilkokul öğretimi
nedeniyle çevresindekiler kendisini pek küçümser. Basit
bir ekmek işçisi olarak gördükleri bu çocuğun bir şey
yaratacağına inanmazlar. İşin acı ve tuhaf yanı, onu en
çok küçümseyenler ve azmini kırmaya çalışanlar her zaman
ve her yerde olduğu gibi bu dilin asıl sahipleridir. Onu
hafife alırlar, Zazaca dalga geçmeyi de ihmal etmezler;
theyro qız hewnunê gırsu vineno! derler. (Küçük kuş
büyük rüyalar görüyor!) Ama bu sözler yüreğinde açtığı
derin yara dışında azmini arttrmaktan başka bir sonuca
yol açmaz.
İlk olarak Lawıkê ma (Türkülerimiz) isimli bir
kaset çıkarır; 500 adet basılan bu kasedi beğeniyle
dinlenir. Türkiyede başka bir dilde kaset çıkarmanın
tehlikeli olduğu yıllardır; kendi adını kullanmaz;
Mursae Areyiz rumuzuyla yayınlar kaseti. Daha sonraki
yıllarda da kasetler çıkarmaya devam eder. Şu ana kadar
300e yakın beste; özellikle yaşlılarla savaş,
aşiretlerarası çelişki ve işbirlikçilik temalarını
işleyen ve hala yayınlanmayı bekleyen 55 ayrı röportaj
yapar.
Onun delice bir karar dediği çalışmaları
başladığında, Zazaca dil, gramer veya alfabe üzerinde
henüz bilimsel çalışmalar yok denecek düzeydedir Bu
sebeple not tutmakta bile zorlanır. Türkçede olmayan
bazı ses ve heceleri tam olarak yazamaz. Neyse ki, bir
Amerikalı dilbilimci olan M. C. Jacobson, 1980lerin
başında Zazaca alfabeyi yazar ve Musa Canpolatın
imdadına yetişir. Böylece, Türkçe alfabede olmayan Q,
X, Ê ve W harflerinin kullanımını öğrenir; yoluna
büyük azimle devam eder.
Dil ve kültür çalışmasının bir parçası da sıla
geceleri olur. Ozan kimliğiyle davetlerde boy gösterir.
Bir türkü gecesinde ihbar edilir; Stutgart Başkonsolunun
makamına çağrılır ve ifadesi alınır. Suçu Zazaca türkü
söylemektir. Neyse ki, dönemin başkonsolosu iyiniyetli
ve dilleri tehlike görmeyen biridir; soruşturma çabuk
biter. Bu olayı hiçbir zaman unutamayan Musa Canpolat,
yıllar sonra sözlüğü için bandrol almak için devlet
kapısına gittiğinde kendisine hiçbir zorluk
çıkarılmadığını şaşkınlıkla görür. Okuyamamışlar
herhalde, en küçük bir zorluk görmedim diyerek espiri
yaparken, Türkiyenin olumlu yönde yaşadığı değişimi de
vurgular.
Zazacanın Türkiyede 13 ilin merkez, ilçe, bucak veya
köyünde konuşulduğu biliniyor. 3-5 milyon konuşucusu
bulunan ve her dil gibi güzel bir dil olan Zazaca için
yapılan çalışmalar bugün pek zayıf olmasa da sözlük
alanında uzun yol katedilmiş sayılmaz. Bugüne kadar
Malmısanıj, M. Çem, H. Turgut, M. Aydar, K. Berz ve M.
Özcan gibi isimlerin yayınladığı sözlükler Zazacanın
hazinesini güçlendirdi. Ne var ki Musa Canpolatın
hazırladığı sözlük öncekilerden kapsam ve nitelik
yönünden belirgin çizgilerle ayrılıyor. Öncelikle 922
sayfalık dev bir eser var karşımızda. Bu büyük eserin
içinde ise örneklemelerle ve deyimlerle desteklenmiş 30
bini aşkın sözcük. Kelimelerin temel ve yan anlamlarını
ayrıntılı veren sözlük, sadece sözlük de değil; aynı
zamanda Zazaca öğrenmek isteyenler için de temel bir
kitap durumunda. İlk baskısı Eylül 2006da çıkan sözlük,
Can Matbaasından çıkmış ve toplam bin adet basılmış.
Yazar, 30 bin kelimeyi yeterli görmüyor ve en az bir
o kadarı halkımızdadır ve onları ortaya çıkarmak bir
görev olarak hepimizin önündedir diyor. Kendi sözlüğünü
sadece Dersim yöresinde konuşulan Zazaca içinde yer alan
kelimelerden hazırladığını, Zazacanın konuşulduğu diğer
bölgeleri inceleyemediğini üzüntüyle belirtiyor.
Musa Canpolat, eserini tümüyle kişisel çaba ve
olanaklarıyla hazırlar. Bu büyük eserin yaratıcısı
yaşamı boyunca azmi ile pek çok şeyi başarır. Remedada
yarıda bıraktığı okulunu 1984te Almanyada tamamlayıp
ilkokul diplomasını aldığında yaşı kırkı çoktan aşmıştır.
Almanyada bir işçi olarak İGE-Metal Sendikasında 13 yıl
boyunca işyeri temsilciliği yapar. Yorulmak bilmeyen bu
beynin bugüne kadar hepsi Zazaca olan Piya, Areye, Tija
Sodıri, Ware, Munzur gibi dergi ve gazetelerde görüş ve
şiirleri yayınlanır.
Türkiyede öteden beri Türkçe dışındaki dilleri
küçümsemek için uydurulmuş efsaneler vardır. Bunlardan
en önemlisi de Zazaca vb. dillerin Türkçenin bozulmuş
şekli olduğu veya Türkçeden, Farsçadan ve başka
dillerden meydana gelen bir karışım olduğu tezidir. Bu
tezi, desteklemek için de sözcük sayısının birkaç
yüzden ibaret olduğu öne sürülür. Dileriz ki; bu tür
efsanelerin savunucuları Musa Canpolatın 30 bin kelime
içeren Zazaca sözlüğünden sonra artık Zazacayı ve diğer
dilleri küçük gören ve böylece inkara varan tezlerini
gözden geçirirler. Bu, ana dillere saygının bir gereği
olduğu kadar onları da bilimsel bir yönteme
yaklaştıracaktır.
Türkiyede öteki diller ve devlet denilince akla
sadece yasak, sansür, toplatma ve para ve hapis cezaları
geliyor. Türk Dil Kurumu bünyesinde Güncel Türkçe
Sözlük Çalışma Grubu var. Bu komite Türkçenin
güncellenmesi ve geliştirilmesi için devlet
olanaklarıyla çalışma yürütüyor. Türkçe için gösterilen
bu olumlu çabanın artık Türkiyenin öz dilleri olan
Anadoludaki diğer dillere de gösterilmesi gerekiyor.
Geçen yüzyılda yoksul ve sürgün bir genç, şehr-i
İstanbulda bir rüya görüyordu. Bu rüya artık gerçek
oldu. Bir insanın azmi ile bir dil, bir parça daha onur
ve saygınlık kazandı; darısı öteki dillerin başına !
idil_62@yahoo.com