Hüseyin DEDESOY 22. Eylül 2006
" Dersim Asimilasyonu ve Yeni
Gücler" başlığı altında Dersim Forum'da Engin Polat imzasıyla
bir tartışma başlatılmıştı.
Tartışmaya yeni bir kac yazının eklenmesiyle mesele başka bir
boyut kazandı.
Dişardan Görevlendirilmiş yada "bağımsız" olduğunu idda eden
yabancı uyruklu şahısların DERSİ Bolgesinde yaptiklari araştırma
v.b calişmalarin bağli bulunduklari devletlere mi hizmet ettiği,
yoksa Dersim halkina yararli olmasi icinmi caliştiklari
konusunda bir polemik yaşandi.
Bazi şahıslar bunları "Misyoner" olarak değerlendirip
tepkisini gösterdi. Bazi şahislarda " Müslüman Türkler, Kürtler
gelince iyide, Hırıstıyan Alman, Fransiz...veya başka bir
ülkenin insani gelincemi kötü" diyip. onlara daha sepmatik bir
davranışı gösterdi.
Birkac arkadaşimizda, orda var olan bir Fransızın veya bir
Almanın az olduğunu hatta Dünyanin hertarafında insanların
gelmesinin Dersim icin cok daha iyi olacağını dile getirmiş.
Ben bunların hic birisine katılmıyorum ve Hepisininde aslında
aynı görev ve ayni amac icin orda bulunduklarını düşünüyorum.
Dünya ya hakim olma savaşinin verildiği ve Dünyanin hic bir
köşesinin bilinmez ve erişilmez olamiyacağinin tartişildiği bir
ortamda artik hic bir eylemin ve ugraşin salt bireysel insani
niyetlerle yapila bilineceğine inanmiyorum ve sanmiyorum.
Bundan bir kac gün önce tv'de CIA'nin "soğuk savaş" dönemine
dayir yürüttüğü faliyet üzerine belgesel bir film izlemiştim.
Filmdeki verilen bilgiye güre sadece o dşnemde 200 000(İKİ YÜZ
BİN) insan yabanci ülkelerde bilgi edinmek icin
görevlendirilmiş. CIA merkezinde ise 10 000(ON BİN) uzman insan
edinilen bilgilerin analiz ve sonuclari üzerine calişmak icin
özel görevlendirilmiş.
Bu uzmanlarin calişmalari ise hayattin hemen hemen tüm
alanlarini kapsamaktadir: Fen, Fizik, Matamatik, Kimya ve Tip
alaninda. Tarih, Cohrafya, Sosyoloji, Antropoloji, Etnoloji,
Psikoloji ve Egitim alaninda. Iletisim (Gazete, TV,
Sinema...)Politika ve Teknik alaninda... Yani kisacasi hayatin
her alaninda ama her alaninda bilgilenmek, bilgilendirmek,
anlamak, analiz etmek; sonuclar cikarip harekete gecmek.
Şimdi tabi buna diyer ülkelerin İstikbarat güclerinin
calişmasini katmiyorum. Herhalde onlarin elide armut
toplamıyordur, en az onlarda CIA kadar olmassa bile ona yakin
bir teşkilatlanma ve organizasyonla bu işleri yürütmektedirler.
Yine artik herkes biliyorki günümüzde bir devletin ve bir
iktidarin ayakta kalmasini sagliyan ve ya bir başka deyişle
devletlerin başari ve başarisliğinin ana merkezini konu hakkinda
edindikleri bilgi ve bilgisizliğin boyutuna bağlidir: Kim ne
kadar fazla bilgi edinmişse o okadar o olay ve konu hakkinda
başarilidir demektir.
Yani özet olarak bir eylemin kendisi edinilen bilginin
boyutuna bağlidir. Bu yüzdende artik istikbarat yani bilgilenmek
ve haberdar olmak her seyin ana merkezini, kilit noktasini
oluşturuyor.
Şimdi hal böyle olunca: O "zavalli" iyi Fransizin,yada o "hoş
ve cesaretli" Almanin, yada o "sevecen" Japonun DERSIM'de ne
işinin olduğunu cok iyi anliyorum. Müsliman Türk ve Kürt işin
hala kaba saba yönüyle uğraşiyor. Eline sopayi yada kurani
alinca her şeyin hakimiyetinin kendisinde olacagini zan ediyor.
O yüzdende o ne silahi birakmak istiyor ne de Kurani.Diyeri bunu
yapmıyor ve yapma gereğide duymuyor. O elinde Bilgisayar, kalem,
defter, ve Potograf makinesiyle kamerasıyla iş yapıyor. Eee tabi
bizimkilerde sopasız ve silahsız birini görünce varını yokunu
önlerine seriyorlar. onlar bir soru sorsalar, bizimkiler kirk
cevap birden verirler. Sanirlarki o insana dertlerini nekadar
cok anlatirlarsa, icini dişini nekadar cok acarlarsa oda onlarla
o kadar cok ilgilenir ve onlari okadar kendisinden sayar....
Hicte öyle değil..., sevgili canalrım hicte öyle değil....
Dünya artık Öyle sandığınız kadar saf ve temiz degildir.
İnsan öyle bildiğiniz ve düşündüğünüz kadar iyi ve insancil
değildir.
Bu günlük bu kadar.
Sevgi ve hürmetlerimle.
Hüseyin DEDESOY
Cevaplar: