Mehmet Yıldız
Dersimin etnik-kültürel kimliği çoktan yok edildiği halde, bu
kimliğin tarifi çerçevesinde yapılan tartışmalarda hâlâ tam bir
anlaşmaya varamadık. Zaman zaman sorunun bu kısmı çözülmüş sayılır
dedeğim de oldu. Ancak son zamanlarda böyle düşünmüyorum.
Samimiyetsiz, namert ve küçük ruhlu insanlar bir tek kavramın bile
otantik değeriyle netlik kazanmasını istemiyorlar. Dersime ait
etnik-kültürel kimliğin yok edilmesi yetmiyormuş gibi, ne kadar geri
zekalı solcu, Kürt milliyetçisi veya onların Dersimli işbirlikçisi
varsa bu kültürün ve yaşam tarzının en has kavramlarını iğdiş
etmekle uğraşıyor. Öyleki insanın artık Dersim, Kırmanciye, Kırmancki,
Kemeri Duzgıni, kewra, mısayıfvb. kavramları bile ağzına almak
istemiyor. Çünkü bu kavramların yüzeyindeki albeniyi kazıyınca
altından politik imbesillerin o çirkin suratı çıkıyor. Türkün ve
Şafi Kürdün bizi düşürdükleri hale bakın...
Ermenileri de aynen böyle birlikte yok ettiler. Size tavsiyem,
etnik-kültürel kimliğinizi bütünüyle kaybetseniz bile, Türkün ve
Kürdün çadırına asla misafir olmayın...
Kimliğimizin belalı bir kimlik olmasından ötürü Dersimi mekan
tutmuş bizimkiler. Dersim nüfusunun çok olmadığı zamanlarda bile, bu
topraklar karın doyurmuyormuş. Günümüzün yerli ve yabancı turistleri
Dersimin doğasını çok güzel buluyorlar. Gerçekten de çektikleri
fotoğraflar veya video görüntüleri bu doğal güzelliği objektif
olarak sergiliyor. Ancak bizimkiler oralara çiçek aşkı yüzünden
değil, hürriyet aşkı yüzünden gitmişler. Yöredeki çiçeklerin
çeşitliliğinin ve güzelliğinin Dersim felsefesi üzerindeki etkisi
nedir? Bunu bilmiyorum, bildiğim, karın doyurmayan, ancak yol geçen
hanı da olmayan ve yabancıyı ürküten bu topraklarda bizimkilerin
nefsi müdaafa yapmaktan, birkaç keçi beslemekten ve bire en
fazlasından üç-dört veren birkaç tarla ekmekten arta kalan
zamanlarını sevdaya ve felsefeye ayırdıklarıdır.
Dersim tarihini anlatan yazılı belgelerin sayısı çok olmasa
gerek. Yabancı tarihçilerin çoğu Dersim toplumunu iyi tanımıyor.
Bazı tarihçiler ise, Dersim tarihini objektif olarak anlatmaya
çalışmaktan ziyade, adeta Dersim tarihini yapmaya çalışmışlar.
Seyfi Cengizin tarih yazıları sanırım Dersim tarihi üzerinde
yazılan ilk ciddi yazılarıdır. Dersimlilerin Seyfi Cengizin tarih
araştırmalarını iyi okumaları gerekir. Biz genellikle her şeyin
yabancısına değer veririz. Kuşkusuz tarih kitaplarını yazmak
suretiyle kimse doğaya ayna tutamaz, ancak bu yazılar ilk ciddi
çalışmalardır. Yer yer görüntü net olmasa da, bir Dersim zaman
fotoğrafına sahip olmak çok önemlidir.
Asıl konuya dönmek istiyorum: Etnik-kültürel kimliğimizin belalı
oluşu. Tarihsel Dersim kültürel kimliği hümanist ve rasyonel olduğu
için atalarımız barbar bir çoğrafyada barınmakta çok büyük güçlükler
çektiler. Sürekli bir biçimde çok kültürsüz, merhametsiz ve yıkıcı
kavimlerle muhatap olmak zorunda kaldılar. Bu kimlik yok edildi, ama
bizim barbarlarla işimiz hâlâ bitmedi.
Dersimliler genellikle Türk ve Kürt kimlik tarifi konusunda
hemfikirdirler. Dersimlilerin üzerinde anlaşamadığı konu Zaza
tarifidir.
Sünni Zazalarla dil ve dolayısıyla etnik köken birliğine sahip
olmamıza rağmen, tarihi oldukça eskilere dayanan bir kültürel
farklılaşma sürecini yaşadığımız bilinmektedir. Bu yüzden Kırmanc
kavramı konusunda aşırı hassasiyet gösterenlerin Dersim otantizmini
savunma yönünde ortaya koydukları tutum bir yönüyle anlaşılırdır.
Sünni-Alevi ayrılığı Osmanlı döneminde Zaza-Türk, Zaza-Kürt veya
Türk-Kürt ayrımından daha büyük bir önem taşımıştır. Dolayısıyla bu
argüman hafife alınacak bir argüman değildir.
Ancak bu argümanı ileri sürenler, birinci olarak, homojen bir
grup sayılmazlar. Bu grubun içinde Kürt kuyrukçuları veya utangaç
PKK yanlıları vardır. İkinci olarak, bu argümanın samimi müdafileri
mevcut gelişmeler üzerinde yeterince düşünmeden konuşuyorlar ve çok
kötü bir imaj yaratıyorlar. Bence bu tartışmada aşağıdaki noktaları
dikkate almak gerekiyor:
1- Zaza yurtseverliği ilericidir. Türklerin ve Kürtlerin son
21-22 yıllık kanlı çatışmaları toplumu ahlaki ve siyasi bir çöküşe
itti. Bir terör ve mafya toplumu ile karşı karşıyayız. Türkün
asırlık ırkçı-faşist kimlik dayatmasına, son yıllarda bir Türkçülük
replikası olan Kuzey-Kürdistan Kürtçülüğü eklendi. Zaza
yurtseverliği Zazaların uyanması anlamına gelir. Zaza yurtseverliği
tıpkı Anadolu Aleviliği gibi ilerici-demokratik bir rol oynayabilir.
İki büyük asimilasiyoncu ve inkarcı topluluğa karşı var olmaya
çalışan Zaza yurtseverliğine Dersim adına saldırmak kabul edilemez.
Atalarımızın vicdani ve entellektüel mirası bu gibi bir hareketi
akılsız, vicdansız ve ilkel bulur.
2- Öte yandan, Zaza yurtseverliğini savunanların Türkün ve Kürdün
milliyetçi jargonunu çağrıştıran konuşmalar yapmamaları gerekiyor.
Dersimin tarihsel kimliği yarım yamalak bir kimlik değildir. Bu
kimlik tamdır ve Dersimlilerin özgür tercihleriyle oluşturulmuştur.
Kimse bu kimliğe yeni bir şekil vermeye veya içerik kazandırmaya
çalışmasın.
3- Biz Kırmancız. Dilimiz Zazacadır. Dersimde Kürtçe konuşan
aşiretler de vardır. Sünni Zazalarla ilişkilerimizi düzeltirsek
günah işlemiş, yahut ayıp bir şey yapmış sayılmayız. Akıl kimlikten
önce gelir.
4- Kırmanc kavramı PKKlıları bizim BASK gerilalarımız yapmıyor.
PKKlıları bizim BASK gerilalarımız olarak gören yüksek
politikacıların Dersimciliği gülünç ve sahtedir. Dahası, bunlar
bizim kimlik mücadelemizi ilkel bir mezhepçilik kavgasına
indirgediler. Gerçekte bu kadar mezhepçi veya dinci değildirler.
Kürt kuyrukçuluğu veya gizli PKKcılık onları bu tip konuşmalar
yapmaya zorluyor. Zazacılara dolu ağız saldıranların Dersimdeki PKK
terörü karşısında lalu ebkem kesildiklerini gözden kaçırmayın. Bu
tutum onların samimiyetten ne kadar uzak olduklarını gösterir.
Siverek ve Palu faşistlerine meydan okumaları sahte bir
kahramanlıktır. Demokrasi ortamında ve medeni insanların arasında
Aponun resminden dahi korkanlar, Buçak aşiretine karşı nasıl
savaşacaklar?
5- Kıskançlıkla savunuluyormuş havası verilmek istenen tarihsel
Kırmanciye kimliği fiilen yok edilmiştir. Bu Dersimden verilen bir
rapordur. Türk ve Kürt kuşatması tüm acımasızlığıyla devam ediyor.
Milleti boşuna Zazacılık hayaletiyle korkutmayın! Zazacılarda
sihirli bir değnek olsa bile, en azından kısa bir süre zarfında
bunlar bir şey yapamazlar. Sihir gerçekleşse bile, Türk veya Kürt
bir şey Zaza bir şey olur. Zaza bir şeyi Kırmanc bir şey yapmak
mantıken daha kolaydır. Özetle, Zazacılara karşı yaptığınız kültür
fedailiğinin içi boştur. Zaza heyulasından korkarak boşuna açıkta
yatıyorsunuz. Evlerinize dönün ve Türkün ve Kürdün Dersimde
yaptıklarına gözlerinizi kapamayın. Yiğitlik yapacaksanız bu güçlere
karşı yapın. Dersimi Palu veya Siverek Zazaları mı bu hale
getirdiler? İnsanlarımızın zekasını lütfen daha fazla küçümsemeyin!
Mehmet Yıldız