Anasayfa   Yazilar     Forum    Arşiv  

Dersim jenosidi
Munzur

Baski ve Teror
Action
Duyurular
Resimler
Dillerimiz
Alevilik Kizilbaslik
Politika
Kimlik
Diaspora

Linkler
Forum

Tarihi Eserler
Otokton Halklar

 

 

 

 

BELALI BİR KİMLİKTİ BİZİMKİSİ...

 Mehmet Yıldız

Dersim’in etnik-kültürel kimliği çoktan yok edildiği halde, bu kimliğin tarifi çerçevesinde yapılan tartışmalarda hâlâ tam bir anlaşmaya varamadık. Zaman zaman “sorunun bu kısmı çözülmüş sayılır” dedeğim de oldu. Ancak son zamanlarda böyle düşünmüyorum. Samimiyetsiz, namert ve küçük ruhlu insanlar bir tek kavramın bile otantik değeriyle netlik kazanmasını istemiyorlar. Dersim’e ait etnik-kültürel kimliğin yok edilmesi yetmiyormuş gibi, ne kadar geri zekalı solcu, Kürt milliyetçisi veya onların Dersimli işbirlikçisi varsa bu kültürün ve yaşam tarzının en has kavramlarını iğdiş etmekle uğraşıyor. Öyleki insanın artık “Dersim”, “Kırmanciye”, “Kırmancki”, “Kemeri Duzgıni”, “kewra”, “mısayıf”vb. kavramları bile ağzına almak istemiyor. Çünkü bu kavramların yüzeyindeki albeniyi kazıyınca altından politik imbesillerin o çirkin suratı çıkıyor. Türk’ün ve Şafi Kürd’ün bizi düşürdükleri hale bakın...

Ermenileri de aynen böyle birlikte yok ettiler. Size tavsiyem, etnik-kültürel kimliğinizi bütünüyle kaybetseniz bile, Türk’ün ve Kürd’ün çadırına asla misafir olmayın...

Kimliğimizin belalı bir kimlik olmasından ötürü Dersim’i mekan tutmuş bizimkiler. Dersim nüfusunun çok olmadığı zamanlarda bile, bu topraklar karın doyurmuyormuş. Günümüzün yerli ve yabancı turistleri Dersim’in doğasını çok güzel buluyorlar. Gerçekten de çektikleri fotoğraflar veya video görüntüleri bu doğal güzelliği objektif olarak sergiliyor. Ancak bizimkiler oralara çiçek aşkı yüzünden değil, hürriyet aşkı yüzünden gitmişler. Yöredeki çiçeklerin çeşitliliğinin ve güzelliğinin Dersim felsefesi üzerindeki etkisi nedir? Bunu bilmiyorum, bildiğim, karın doyurmayan, ancak yol geçen hanı da olmayan ve yabancıyı ürküten bu topraklarda bizimkilerin nefsi müdaafa yapmaktan, birkaç keçi beslemekten ve bire en fazlasından üç-dört veren birkaç tarla ekmekten arta kalan zamanlarını sevdaya ve felsefeye ayırdıklarıdır.

Dersim tarihini anlatan yazılı belgelerin sayısı çok olmasa gerek. Yabancı tarihçilerin çoğu Dersim toplumunu iyi tanımıyor. Bazı tarihçiler ise, Dersim tarihini objektif olarak anlatmaya çalışmaktan ziyade, adeta Dersim tarihini yapmaya çalışmışlar.

Seyfi Cengiz’in tarih yazıları sanırım Dersim tarihi üzerinde yazılan ilk ciddi yazılarıdır. Dersimlilerin Seyfi Cengiz’in tarih araştırmalarını iyi okumaları gerekir. Biz genellikle her şeyin yabancısına değer veririz. Kuşkusuz tarih kitaplarını yazmak suretiyle kimse doğaya ayna tutamaz, ancak bu yazılar ilk ciddi çalışmalardır. Yer yer görüntü net olmasa da, bir “Dersim zaman fotoğrafı”na sahip olmak çok önemlidir.

Asıl konuya dönmek istiyorum: Etnik-kültürel kimliğimizin belalı oluşu. Tarihsel Dersim kültürel kimliği hümanist ve rasyonel olduğu için atalarımız barbar bir çoğrafyada barınmakta çok büyük güçlükler çektiler. Sürekli bir biçimde çok kültürsüz, merhametsiz ve yıkıcı kavimlerle muhatap olmak zorunda kaldılar. Bu kimlik yok edildi, ama bizim barbarlarla işimiz hâlâ bitmedi.

Dersimliler genellikle Türk ve Kürt kimlik tarifi konusunda hemfikirdirler. Dersimlilerin üzerinde anlaşamadığı konu Zaza tarifidir.

Sünni Zazalarla dil ve dolayısıyla etnik köken birliğine sahip olmamıza rağmen, tarihi oldukça eskilere dayanan bir kültürel farklılaşma sürecini yaşadığımız bilinmektedir. Bu yüzden “Kırmanc” kavramı konusunda aşırı hassasiyet gösterenlerin Dersim otantizmini savunma yönünde ortaya koydukları tutum bir yönüyle anlaşılırdır. Sünni-Alevi ayrılığı Osmanlı döneminde Zaza-Türk, Zaza-Kürt veya Türk-Kürt ayrımından daha büyük bir önem taşımıştır. Dolayısıyla bu argüman hafife alınacak bir argüman değildir.

Ancak bu argümanı ileri sürenler, birinci olarak, homojen bir grup sayılmazlar. Bu grubun içinde Kürt kuyrukçuları veya utangaç PKK yanlıları vardır. İkinci olarak, bu argümanın samimi müdafileri mevcut gelişmeler üzerinde yeterince düşünmeden konuşuyorlar ve çok kötü bir imaj yaratıyorlar. Bence bu tartışmada aşağıdaki noktaları dikkate almak gerekiyor:

1- Zaza yurtseverliği ilericidir. Türklerin ve Kürtlerin son 21-22 yıllık kanlı çatışmaları toplumu ahlaki ve siyasi bir çöküşe itti. Bir terör ve mafya toplumu ile karşı karşıyayız. Türk’ün asırlık ırkçı-faşist kimlik dayatmasına, son yıllarda bir Türkçülük replikası olan “Kuzey-Kürdistan Kürtçülüğü” eklendi. Zaza yurtseverliği Zazaların uyanması anlamına gelir. Zaza yurtseverliği tıpkı Anadolu Aleviliği gibi ilerici-demokratik bir rol oynayabilir. İki büyük asimilasiyoncu ve inkarcı topluluğa karşı var olmaya çalışan Zaza yurtseverliğine Dersim adına saldırmak kabul edilemez. Atalarımızın vicdani ve entellektüel mirası bu gibi bir hareketi akılsız, vicdansız ve ilkel bulur.
2- Öte yandan, Zaza yurtseverliğini savunanların Türk’ün ve Kürd’ün milliyetçi jargonunu çağrıştıran konuşmalar yapmamaları gerekiyor. Dersim’in tarihsel kimliği yarım yamalak bir kimlik değildir. Bu kimlik tamdır ve Dersimlilerin özgür tercihleriyle oluşturulmuştur. Kimse bu kimliğe yeni bir şekil vermeye veya içerik kazandırmaya çalışmasın.
3- Biz Kırmancız. Dilimiz Zazacadır. Dersim’de Kürtçe konuşan aşiretler de vardır. Sünni Zazalarla ilişkilerimizi düzeltirsek günah işlemiş, yahut ayıp bir şey yapmış sayılmayız. Akıl kimlikten önce gelir.
4- “Kırmanc” kavramı PKK’lıları bizim “BASK gerilalarımız” yapmıyor. PKK’lıları bizim “BASK gerilalarımız” olarak gören yüksek politikacıların Dersimciliği gülünç ve sahtedir. Dahası, bunlar bizim kimlik mücadelemizi ilkel bir mezhepçilik kavgasına indirgediler. Gerçekte bu kadar mezhepçi veya dinci değildirler. Kürt kuyrukçuluğu veya gizli PKK’cılık onları bu tip konuşmalar yapmaya zorluyor. Zazacılara dolu ağız saldıranların Dersim’deki PKK terörü karşısında lalu ebkem kesildiklerini gözden kaçırmayın. Bu tutum onların samimiyetten ne kadar uzak olduklarını gösterir. Siverek ve Palu faşistlerine meydan okumaları sahte bir kahramanlıktır. Demokrasi ortamında ve medeni insanların arasında Apo’nun resminden dahi korkanlar, Buçak aşiretine karşı nasıl savaşacaklar?
5- Kıskançlıkla savunuluyormuş havası verilmek istenen tarihsel Kırmanciye kimliği fiilen yok edilmiştir. Bu Dersim’den verilen bir rapordur. Türk ve Kürt kuşatması tüm acımasızlığıyla devam ediyor. Milleti boşuna Zazacılık hayaletiyle korkutmayın! Zazacılarda sihirli bir değnek olsa bile, en azından kısa bir süre zarfında bunlar bir şey yapamazlar. Sihir gerçekleşse bile, Türk veya Kürt bir şey Zaza bir şey olur. Zaza bir şeyi Kırmanc bir şey yapmak mantıken daha kolaydır. Özetle, Zazacılara karşı yaptığınız kültür fedailiğinin içi boştur. Zaza heyulasından korkarak boşuna açıkta yatıyorsunuz. Evlerinize dönün ve Türk’ün ve Kürd’ün Dersim’de yaptıklarına gözlerinizi kapamayın. Yiğitlik yapacaksanız bu güçlere karşı yapın. Dersim’i Palu veya Siverek Zazaları mı bu hale getirdiler? İnsanlarımızın zekasını lütfen daha fazla küçümsemeyin!


Mehmet Yıldız


Dersim Forum

 

 

 

Back to Top