|
Dersimde
demokratik kitle örgütleri ve sendikalar
üzerinde baskılar artarak devam ediyor.
Keyfi tutuklamalara,sürgünlere ,hak
gasplarına karşı basın açıklaması yapmak,
karşı durmak Tunceli Savcılığı
tarafından suç sayılıyor.
En son sürgünlere karşı ortak yapılan
basın açıklamasını okuyan Eğitim-sen
Tunceli Başkanı Hanifi PEKMEZCİ hakkında
dava açılmıştı.Dava sonunda bu basın
açıklamasını okuduğu gerekçesiyle 3000
ytl para cezası verildi.Yine festivallin
yasaklanmasına ilişkin Hüseyin Ser'in
okuduğu basın açıklamasından dolayıda
aynı şekilde ceza verildi.Tunceli
savcılığı bitmek bilmeyen
soruşturmalarla DKÖleri, devrimci
demokrat insanları yıldırmaya ve
sindirmeye çalışmaktadır. Aşağıda
örneğini belirttiğimiz Tunceli
Cumhuriyet savcısı Halil SEZGİN'in
hazırladığı soruşturma evrakında da
nasıl bir zihniyete sahip oldukları
görülmektedir.Buna benzer açılan davalar
Dersim halkını ve devrimcileri
yıldıramayacaktır.
SORUŞTURMA EVRAKI İNCELENDİ
Yukarıda açık kimliği yazılı
şüphelilerden Dersim Temel Haklar ve
Özgürlükler Derneği üyesi Derya Ulağ
tarafından Belediye Yer Altı Çarşısı
üzerinde "Basına ve kamuoyuna" başlıklı
basın açıklaması metninin okunduğu,
açıklama metninde hapishanelerde (sözde)
tecritlerin, operasyonların, sürgünlerin,
ölümler ve işkencelerin sürdüğü, 120 (sözde)
tutsağın yaşamını yitirdiği, devrimci (sözde)
tutsakların yeni ceza infaz kanunuyla
cezaevlerine dönük yeni saldırı
politikalarına karşı süresiz açlık
grevine başlayan Tekirdağ 1 no'lu f tipi
hapishanesinde bulunan (sözde)
tutsakların 30.07.2005 günü işkenceli
bir operasyonla uyandırıldıkları, sürgün
edildikleri, ağır şekilde yaralandıkları,
köylerin boşaltıldığı, ormanların
yakıldığı, festivallerin yasaklandığı,
mahallelerin taranarak insanların
katledildiği, Aktuluk Köyünde Hasan
Şahin'in kurşunlanarak katledildiği
ifade edilerek gelişen (sözde)
saldırılar önünde barikat olmak için
yapılan (sözde) keyfi sürgünleri
protesto edip sorumlulardan hesap
sorulması istediği, ayrıca bir daha 19
aralık (sözde) katliamların yaşanmaması
için duyarlı, demokrat ve devrimci
kamuoyunu duyarlı olmaya, birleşmeye ve
mücadele etmeye çağırdığını belirtmiş
olup, dernek başkan ve üyeleri olan
diğer şüpheliler ile birlikte basın
açıklaması sırasında "Devrimci tutsaklar
onurumuzdur." ,"Sürgünler bizi
yıldıramaz.", "Baskılar bizi yıldıramaz.",
"Sorumlular bulunsun hesap sorulsun.", "Yaşasın
devrimci dayanışma." Şeklinde slogan
atıkları, ayrıca "Hapishanelerde
operasyonlara, sürgünlere son, HÖC, ESP"
ibareli pankartın Sibel BULUT ve
hakkında evrak tefrik edilen Cemal
DUTAĞACI tarafından, "Tecride son"
ibareli dövizin Ziya KULBAK, tarafından,
"Devrimci tutsaklar onurumuzdur" ibareli
dövizin Murat KAYMAZ tarafından
taşındığı, basın açıklaması sırasında
atılan sloganlar, taşınan pankart ve
dövizler ile şüphelilerin aynı derneğe
üye oldukları nazara alındığında
eylemleri ile Cezaevlerinde açlık grevi
yapan şahıslardan Devrimci tutsak diye
bahsettikleri, bu tür olayları ve bu
şahısları alenen övdükleri,
Cezaevlerinde meydana ve bir kısım
mahkumlar tarafından kötü niyetli olarak
başlatılan ölüm oruçları ile bu ölüm
oruçlarına mahkumların sağlıklarını ve
yaşama haklarını korumak amacıyla
müdahale olaylarını farklı boyutlara
çekerek keza köylerin boşaltması,
ormanların yakılması, festivallerin
yasaklanması, mahallelerin taranarak
insanların katledilmesi gibi konuların
içeriğini saptırarak, sözde saldırılar
yönünde barikat olmak, birleşmek ve
mücadele etmek için halkın bir kesimine
çağrıda bulundukları, böylece halkı
kanunlara uymamaya alenen tahrik suçunu
işledikleri delillerle anlaşılmakla,
Şüphelilerin yargılamaların yapılarak
yukarıda belirtilen sevk maddeleri
uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmalarına
karar verilmesi kamu adına talep ve
iddia olunur. 19.01.2006 |