Anasayfa               Yazilar                Forum               Arşiv  
         

ASUR-SÜRYANI Soykırımı / Unutulan Bir HOLOCAUST; Gabriele YONAN

Dersim Forum

 Tornê Mirzê Silê Hemi * Ismail KILIC

Gabriele YONAN
ASUR-SÜRYANI SOYKIRIMI VE UNUTULAN BIR HOLOCAUST
*
Sayin Bayan Yazar Gabriele YONAN'in müsadesiylen soykirima ugramis bir Kizilbas-Dersimli olarak bu asagida bana ait olan notumu yazmis olugu bu degerli Eseri hakinda buraya düsmek istiyorum.

{Bu yerküresi üzerinde Müslümanlarin bu Kâdim Kutsal Topraklarin halis-muhlis sahipleri olan Asuri-Süryani-Kêldani-Aramäer-Ermeni ve Kizilbas-Dersimli'lere yapilan tarihi haksizligi anlamak icin ve bilakis Anatolia ve Mezopotamya da yasiyan Hristiyan Halklarimiza yapilan Soykirimin ne demek oldugunu idrak etmek icin bu Kitabin her kes tarafindan okunmasini tavsiye ederim}

Tornê Mirzê Silê Hemi
Ismail KILIC
www.MaMeKiYe.de
*
*
Kaynak: http://people.freenet.de/soysal/suryani.htm
*
ASUR-SÜRYANI SOYKIRIM VE UNUTULAN BIR HOLOCAUST:
*
1915 Nisan ayindan baslayarak üc ay icinde tamamlanan ve müslüman halklarin tam destegini alan Ermeni-Süryani-Asur Soykirimi 1,5 milyon ermeni hemserimizin imha edilmesi ile sonuclandi.Ermeni olarak telakki edilen ve hic bir ulusal talebi olmayacak kadar geri durumda olan masum Süryani-Asurlere uygulanan soykirim tarihin gölgesinde kaldi.400.000 Asur ve Süryani hemserimiz Ermenilerle birlikte katledildiler.Bu Soykirimla ilgili olarak degerli alman Alman arastirmaci Gabriele Yonan`in kitabini tanitmak istiyorum:

ASUR SOYKIRIMI / UNUTULAN BIR HOLOCAUST
Gabriele Yonan Asurlar ve korkunc kan akitmalarla sayilari azalan ve bütün dünyaya dogilan bu Hiristiyan halkin yasama sorunlariyla ilgilenen okurlar icin coktan beri bir kavram haline geldi. Bu önünuzdeki calismasinda yazar, özgürlük ve bagimsizlik icin cesaretle mucadele eden bu halkin, en korkunc bir bicimde kökünu kazima cabalarini yerli ve Batili görgü taniklarina basvurarak belgeliyor.Bugun "soykirim" kavrami,sözcük dagarcigimzin kopmaz bir parcasi oldu. Ve bazi okurlar, her gün benzeri ölcüde insan haklari zedelenmeleri gözümüzün önünde dururken,bizim neden "unutulmus" bir soykirimla ugrastigimizi merak ederek sorabilirler. Eger biz unutulmamasi gerekeni unutacak olursak gelecekte de buna benzer veya daha berbat olaylarla kasilasbiliriz. Cicero soyle demisti : "Historia...est magistra vitae" (tarih yasamin ögretmenidir). Bunun gercekten de dogru olmasina ragmen, insanlik tarihten cok az sey ögrenmistir. Cünku tarih sik sik tahrif edilmekte veya pek cabuk unutulmaktadir.

Prof. Dr. Rudolf Macuch

KITABIN TANITILMASI AMACI ILE, KITABIN GIRIS BÖLÜMÜNÜ ASAGIDA YAYINLIYORUM:

GIRIS:

Birinci Dünya Savasi gibi dünya tarihinde önemli yeri olan bir olayi,bir soykirimin hemen hemen hic yayilmamis tarihi gercekleriyle birlestirmek cok zor bir is. Hem de Asurlar gibi, Avrupa'da taninmayan bir halka karsi uygulanmis ve tarih yaziminda pek az iz birakmissa,daha da zor. Böylece ilk olarak büyük bir tarihi gercek olan 1914-1918 Dünya Savasi'nin ortaya serilmesi ve 19. yüzyil Dogu politikasindan cikan Alman-Türk silah kardesliginin olusmasinin incelenmesi gerekiyor. Ayrica Dogu'daki alanlarda gecen savasin betimlenmesi ve buna kosut olarak da, Avrupa tarih bilincine "Ermeni Katliami" olarak giren olaylarin izlerinin aranmasi gerekiyor. Basinda Enver, Talat ve Cemal Pasa'lar üclüsünün bulundugu Genc Türk rejiminin uyguladigi Ermeni kiyimi üzerine bugün bütün önemli dillerde edinilmesi mümkün olan kapsamli yayinlar, ayni zamanda ve ayni cogafyadaki Asur kiyimi ve Asurlarin sürülmeleri üzerine pek az bilgi vermektedir. Bu olayda sayica pek daha az ve kücük olan bu halkin ücte ikisi öldürülmüstür.Bu konu üzerine raporlar ve belgeler iceren literatürün tanitilmasi ve degerlendirilmesi, bu calismalara secilen basliklardan, Asurlu kurbanlar üzerine herhangi bir isaret veya bilgi alinamamasi gibi nedenlerle daha da zorlasiyor. Ikinci Dünya Savasi sirasindaki Yahudi Holocaust'unun ayni zamanda yok edilen Sinti ve Romanlari örtmesi gibi, Asur kiyimi da Ermeni kiyimi icinde kayboluyor. Sinti ve Roman kiyimi 1979 yilina kadar bi-linmiyorken, bir insan haklari örgütü olan "Tehdit Altindaki Halklar Dernegi`nin calismalari sayesinde, Alman ve uluslararasi kamuoyu aydinlatilirken, Asur soykirimi karanllkta duruyor.

Malzeme Durumu
Bu gercek, örnegin asagida adlarini verdigimiz iki önemli belgesel kitap incelenerek kanitlanabilir.
1. James Bryce (yayina hazirlayan): The Treatment of the Armenians in the Ottoman Empire, London, 1916, 684 sayfa.
'Bu belgesel -halk kiyimi olaylarindaki görgü taniklarinin verdikleri bilgiler-daha savas sirasinda Ingiltere Disisleri Bakanligi Sekreteri James Bryce tarafindan yayimlanmisti. Bu yayin, icindeki 21 belgeyle Türkiye ve Iran'da Asurlara karsi uygulanan kiyimi belgelemektedir. Bütün malzemeyi,daha sonralari ünlü bir tarihci olan ve o zamanlar Bryce'in asistani olan Arnold Toynbee, Froeign Office icin bir araya getirmisti. Toynbee dosyasinin özgün basligi söyleydi: "The Treatment of the Armenians and the Assyrian Christians in the Ottoman Empire". Ingiliz-Ermeni Dernegi'nin de kurucularindan olan Bryce, bu belgeleri 1916 yili sonlarinda yayinladigi zaman, basligini degistirerek, yalniz Ermenilerle ilgili bir kitap havasi verdi. Halbuki kitabin 100'den fazla sayfasi Asurlar üzerine belge ve raporlari kapsiyordu. Paris Baris Konferansi'nda (1920) kullanilmak üzere hazirlanan bir Fransizca cevirisinde ise, Asur belgeleri bulunmuyordu. ilk kez 1972'de, Beyrut'ta bu belgelerin eksiksiz bir ingilizce yeni basimi yayimlandi. Diger dillere cevrilmedi; ama bu malzeme Ermeni jenosidi üzerine calismalar yapan bircok tarihci tarafindan kullanildi.

2. Johannes Lepsius: Breicht über die Lage des armenischen Volkes,Potsdam, 1916 sowie Deutschland und Armenien 1914-1918; Sammlung diplomatischer Aktenstücke, Potsdam, 1919. Alman teologu, misyoner ve Alman Dogu Misyonu'nun kurucusu olan Johannes Lepsius, bu iki kitapla Kayzer Almanya'si ve Genc Türk jenosid politikasi arasindaki politik baglar üzerine essiz bir belgesel malzeme yayinlamistir. Bu kitaplardaki belgelerin ve raporlarin hatiri sayilir bir bölümü Süryani Hiristiyanlar-Asurlara iliskindir. Ayrica Lepsius'un bu iki kitaba almadigi ve Alman Devlet Arsivi'nde bulunan,bugüne kadar yaylmlanmamis belgelerin varligi da göz ardi edilmemelidir. Cünkü Lepsius'un calismalarinin merkezinde, yasaminin sonuna kadar kendini adadigi Ermenilerin kurtarilmasl yatiyordu. Buna ragmen, Lepsius tarafindan secilerek, malzeme icine alinan belgeler ve ayrica kendi raporlari, Ermenilerin ve Asurlularin ayni zamanda yok edildikleri tezi icin yeterlidir. 1980 yilinda bu malzemeden yaptigim bir seckiyi yayinlamistim (Zeitcshrift Pogrom Nr. 72/73). Bu her iki belgesel kitabin yani sira "Ermeniler ve Asurlar icin Amerikan Yardim Komitesi" (American Committee of Armenians anda.Syrians, ACASR) adli komitenin kurulmasi da unutulan halk soykirimina isaret ediyor. Bu komite, Kuzeybati Iran'daki Asurlar arasinda calisan ve 1915 Ocak ayinda 18 000 Asurla birlikte misyon binasinda dört ay kapali kalarak, insanlik disi bir mecburi tutukluluk dönemi geciren Amerikali misyonerlerin korku verici haberlerinden sonra kurtulmustu. Bu arada bu bölgede yasayan 25 000-30 000 Asur, Türk ordusunun ilerlemesinden sonra Rusya'ya kacmisi. Amerikali misyonerler ancak 1915 yazinda, bagli olduklari Boston'daki misyon merkezine kapsamli raporlar gönderebilmislerdi. Bu mektuplar, raporlar, tutulan günceler daha sonra Toynbee dosyasina da alindi. Asur takibati daha 1914'ün Aralik ayinda ve Türk topraklari icinde baslamisti ve 1915 Ocak ve Nisan aylarinda doruga cikmisken, Süryani Hiristiyan topluluklarin da yasadigi Ermeni illerindeki sürgünler ilkin birkac ay sonra baslayacakti. 1915 Mayis'inda, Van'daki Ermeni ayaklanmasiyla ayni zamanda, Van'in 100 kilometre güneyinde, daglik Hakkari'de de Asur tragedyasi oynaniyor ve 160 000 insanin yalniz yarisi Iran"a kacarak yasamlarini kurtarabiliyorlardi.

ABD Baskam Woodrow Wilson'un 1916 ve 1917 yillarinda yaptigi cagriya uyan Amenkalilar, ihtiyac icindeki Hiristiyan halklar icin yardim ve bagis toplamaya basladilar. Iki Amerikali Asurun; Paul Shimmon ve Abiaham Yohannan'in da icinde yer aldigi Amerikan Yardim Komitesi, ACASR Türkiye ve Iran'daki Asurlarin öldürülmeleri ve sag kalanlarin yurtlarindan disrari sürülmeleri üzerine cesitli brosürler ve bildiriler yayimladi. Milletler Cemiyeti'ndeki Yüksek Mülteci Komiseri John H. Simpson,daha sonra tamamladigi kapsamli mülteci raporunda Asur mültecilerine ayri bir bölüm ayirmisti (The Refugee Problem: A Report of a Survey;London, 1939, Kap.IV), selefi Fridjov Nansen ise ünlü eseri olan ve cesitli dillere cevrilen "Betrogenes Volk Eine Studienreise durch Ge-orgien und Armenien als Oberkommisar des Völkerbundes" (Almancasi:Leipzig 1928 )'de Asur tragedyasina nedense hic deginmemistir. Birinci Dünya Savagi sirasinda ve savastan sonra Hiristiyan Asurlarin kaderi üzerine makaleler, kücük brosürler yayinlaniyordu. Caterbury Baspiskoposu'nun Anglikan misyonu büyük bir canlilik ve baglilik göstererek, Ingiliz kamuoyunun bilincinde politik bir bir sorumluluk uyandirmayi denedi. Lord Curzon gibi etkili politikacilar Asur sorununu parlamentoya getirdiler ve basini bilgilendirdiler.

Lord Curzon ayrica, Paris Baris Konferansi'na Asur delegelerin de katilmalarina müsaade edilmesi icin caba gösterdi. Bu yillarda Ingilizce ve Fransizca dillerinde Asurlar üzerine kitaplar yayimlaniyor ve bu kitaplarda Asurlarin kendi agizlarindan baslarindan gecenleri anlatmalarina yer veriliyordu Bibliographie: J. Naayen, Paris,1920; Y.H. Shabar, Philadeiphia, 1918; P. Shimmon, London, 1916; Surma d'Bet Mar Shimon, London 1920; A. Johannan, London, 1916 vb.). Asur yazarlai Ingiltere, Fransa ve Amerika'daki politikacllar ve önemli sahsiyetler tarafindan korunuyor, yazarliklari destekleniyor, yayim zorluklarin atlatmalari icin yardim ediliyordu. Bu ilginin arkasinda, sürgün edilen Asurlara ait olan yerlesme bölgelerinin de icinde bulundugu Yakin ve Ortadogu'daki ekonomik ve stratejik bakimdan ilgi ceken bölgelerde etkili olmak ve bölgelerin paylasilmasi üzerine alinacak kararlarla baglantisi olan politik ilgi yatmaktaydi. Birkac yil sonra bu paylasma kararlari alinmayip, bütün planlar suya düsünce Asur yayinlari da cok gecmeden unutuldu ve bu yayinlar bugün ancak birkac Avrupa kitapliginda bulunabiliyor. Alman Lutherci Hermannsburger misyonun cikardigi brosürler ve yüzyil dönümünden dünya savasina kadar Asurlarla iliski icinde bulunan diger kücük Alman yardim komitelerinin yayinlari tamamen ortadan kaybolmustu.

1983'te bir arastirma yapmak icin bulundugum Hermannsburger misyonunun arsivinde bu malzemenin tamamini ve ayrica yayimlanmamis mektup ve yazilar buldum. Bunlarin bir bölümü, bu calismanin icine alinmistir. Buna karsin normal kosullar altinda zor erisilen bir kaynak, Birinci Dünya Savasi'nln gectigi en ücra köselerde, daglik Hakkari bölgesinde ve Türk-iran sinir bölgesindeki savaslar üzerine ayrintili bilgiler iceren bir rapor ve Asurca bir savas güncesi Almancaya cevrildi. Dogubilimci Rudolf Macuch "Geschichte der spaet und neusynschen Literatur" (Berlin, 1976) baslikli calismasinda, bu güncenin kisaltilmis bir cevirisini yayimladi. Bu ceviri, 1964'te Tahran'da yayimlanan özgün metinle birlikte, bu kitaba alinan bazi bölümler icin temel olusturuyor. Iran'daki Katolik-Fransiz Lazanst misyonunun 1915-1918 savas yillari sirasinda hazirladigi ve iki misyon dergisinde yayimlanan raporlar, ne yazik ki elime gecmedi. Kaynakca bölümüne aldigim rapor basliklarini Joseph Yacoub'un henüz yayinlanmamls olan doktora calismasindan aldim. (Lyon, 1984.)

Daha da üzüntüyle karsilanacak bir gercek de, Sovyet ve Türk devlet arsivlerindeki belgesel malzemenin, kapali olmasi nedeniyle tarihi bir degerlendirilmenin yapilamamasidir. Türkiye hükümeti simdi Ermeni katliami ithamlarini bosa cikarmak icin, Osmanli arsivlerini acmaya ve uluslararasi arastirmacilar icin giris saglamaya hazir oldugunu acikladi. Bu aclklamanin uygulanmasini bek lemek gerekiyor. Ama gercekci olmayan amac, Türkiye'nin kendi tarihi gecmisinin hakkindan ,gelinmesiyle ilgilenmedigini gösteriyor.

Alman Ortak Sorumlulugu Sorunu
Bugüne kadar ne Alman ne de Türk tarihcileri, Birinci Dünya Savasi sirasinda, Türkiye'deki iki milyon Hiristiyan Ermeni ve Asurun yurt larindan sürülmeleri ve öldürülmeleri olayi üzerine egilmediler ve ortak bir suc ve ortak bir sorumluluk üzerine calisma yapmadilar. Alman dip lomatlarinin ve subaylarinin anilari ve zamanin Alman pasifistlerinin programatik yazilari, bu dönemin ayri bir tarih arastirmasi icin kaynak olarak kullanilacak degerde degiller. Alman kökenli Kanadali tarihci U. Trumpener, ABD arsiv malzemesine dayanarak, bu henüz aydinliga kavusmamis sorunu Germany and the Ot- tomann Empire 1914-1918 (Princeton, 1968) adli kitabinda arastiriyor.

Almanya'da zamanin politik ve askeri sorumlululari, genc Türk hükümetinin kitlesel katliam politikasinda ve bu politikanin uygulanmasinda ortak suclari veya ortak sorumluluklari olmadigi anlasildigi icin aklandiklari,sonucunun cikarildigini belirtiyor. Trumpener aynca, Almanya'nin zamanin Alman po litikacilarina karsi tutumunun, yalniz Alman memurlarin sorumlu diplomat ve sahsiyetlerinin yolladiklan raporlari, yeteneksizliklerinden ötürü dogru degerlendiremedikleri saptamasindan ciktigini vurguluyor. Aynca buna benzer bir degerlendirme, en önemli raporlarri gönderen Johannes Lepsius tarafindan da yapilmisti. Lepsius kendi elindeki mal-zemeden hareket ederek. "Almanlar'in istemeyerek suca ortak olduklarini" iddia etmisti. Bu cift standartli tutum, Lepsius'un degisik taraflarin elestiri ve ithamlarina hedef olmasini eletirmis ve Disisleri Bakanligi tarafindan rapor hazirlamakla görevlendirilen Lepsius'un,savastan kisa bir süre sonra hazirladigi diplomatik dosyalarin Kayzer Almanya'si hükümetinin imdadina yetisecegi degerlendirmesi yapilmisti Gercekten de Almanlarin suca ortaklik etmesi üzerine lekesiz bir tarihi kanit bulmak cok güc. Cünkü Türklerin ve Kürtlerin Hiristiyanlara karsi giristikleri yok etme harekatlarina katilan Alman askeri yoktu vehicbir Alman generali Türk savas bakanligindan böyle bir harekata katilma emri almamisti. Türk ordusunu yeniden düzenleyen Alman subaylarinin politik kararlara katilma yetkileri yoktu ve Istanbul ve Berlin'de alinan kararlari da etkileyemiyorlardi. Alman ordusu, diger ordular gibi ahlakin ortadan kalktigi bir ortamda salt bir güc araciydi. Kayzer-Alman hükümetinin imdadina bu sekilde yetisilemezdi.

Türk müttefiklerinin giristikleri Hinstiyan katliaminin yüksek boyutlarinin ortaya clkmasindan sonra, hükümet ve Disisleri Bakanligi'nin tutumu ve Dogu Propaganda Dairesi'nin "Mukaddes Cihad" ilan edilmesini teklif etmis olmasi karsisinda, Alman Kayzeri'nin sömürge politikasi ihtarlara ve ikazlara hedef olmustur. Böyle bir durumda ortak sorumluluk aklanamazdi. Ama susuldu,hakli cikarildi ve gercekler kamuoyuna karsi yadsindi. Alman kamuoyu hükümetin direktifiyle kandirildi, Türkiye'deki Alman diplomat ve generallerinden tam itaat istendi. Katliamdan arta kalanlar icin bir seyler yapmak isteyen, Almanya'ya geri cagrildi ve kamuoyuna "vatan haini" olarak tanitildi. Genc Türk hükümetinin Alman müttefiklerinin yapacagi politik bir baskiyla bu katliam planlarindan vazgecip, vazgecmeyecegi konusu üzerine ancak spekülasyon yapilabilir ve bu da tarih analizinin görevi degildir. Alman tarihinin daha sonraki akisina da bakarak, o zamanki olaylari mahkum ediyoruz. Adolf Hitler'in 1939'da Genc Türklerin jenosid politikasina isaret ederek, kendi jenosid planlarini legallestirmeye calistigi bir gercektir. Öte yandan 20. yüzyilin ilk halk soykirinin ahlaki bir degerlendirmesinin yapilmasinin reddedilmesi, sonuc olarak Hitler'in eline koz vermistir. Bugün 1915'ten 1918'e kadar süren Ermeni ve Asurlann katledilmeleri ve yurtlarindan sürülmeleri, Hitler Almanyasi'nin Ìkinci Dünya Savasi sirasinda sürdürdügü büyük katliamlarin gölgesinde durmaktadir. Bugün Federal Almanya'da, son yirmi yil icinde Türkiye'den mülteci olarak gelen 25 000 Hlristiyan Asur yasamaktadir. Bu gelenler simdiye kadar tarih bilincimizde yer etmemis olan bu katliamdan kendilerini kurtarabilenlerin cocuklaridir. Bu elinizdeki belgesel kitap, yalniz adsiz kurbanlar icin yazilmadi; ayrica Türkiye'deki Asurlarin günümüze kadar baski, sürgün ve eziyet altinda gecen yasamlarinin tarihinin yazilmasinin sürdürülmesi de amaclandi.

Gabriele Yonan, Ocak 1989

Asur Soykırımı / Unutulan Bir Holocaust; Gabriele Yonan
Tercüme: Erol Sever, Pencere Yayınları;
Türkçe (Orijinal Dili Almanca) 444 s. 13.5 x 19.5 cm.
İstanbul, Mart 1999 ISBN: 9757814881, 1. Baskı

Dersim Forum
 
   
 
    Back to Top