Politika    Jenosit    Diaspora    Kimlik     Tarih     Dil     Alevilik    Baskı   Duyuru    Sanat   Munzur    Forum   Linkler   Cografya  Yayinlar  

Zazaki
Français
Laz
Türkçe  
Armenian
Suryani
Deutche
Kurmanc

English
Yazidi

 

 

 

 

Munzur’un Aşkına Yakılmış Zazanağmeler

ZeleMele’nin yeni albümü “Munzuro”

Munzur’un Aşkına Yakılmış Zazanağmeler
Zele Mele’nin yeni albümü “Munzur o” bütünüyle Zaza dilinde gerçekleşen ilk nitelikli popüler müzik çalışması

Dersim’de Iklim, 25. Temmuz 2006

Barlas Beyaztaş,

Zaza müziği denildiğinde akla ilk ne gelir?

1938’de devletin Dersim’e vurduğu darbe sadece insanları kıyım ve göçe uğratmakla kalmamış, büyük bir kültür mozaiğine sahip olan o coğrafyayı yasa boğmuş, kültür ve dilini ortadan kaldırma hedefine de neredeyse ulaşmıştı. Bu kültürel kıyım en açık Dersim kılamlarına bakınca görülüyor. Özellikle Zazaca kılamlar tarihin karanlıklarına gömülmüş ve yok olmaya yüz tutmuş durumda. Ve: o kıyımdan sonra “kalan“ insanların yaptıkları müzikler nerdeyse tamamen hüzün ve ağıt formlarını taşımaktadır.

Son dönemlerde bu durum değişti. Artık yeni ve oldukca başarılı bir Dersimli müzisiyen kuşağı ard arda çıkardıkları çalışmalarıyla kendi otantik müziklerini çağımızın yeni müzik tarzları ve teknik imkanlarıyla işleyip genç nesillere sunmaktalar. Onlardan biri de Zele Mele (Mehmet Ali Güler, nam-ı diğer Mem). 3. albümü olan “Munzur o“ Z-Müzik Produktion & Organisation etiketiyle bugünlerde piyasaya çıktı. Tamamı Zazaca olan albümdeki on parçanın beste ve sözleri sanatçının kendisine ait.

Öncelikle sunu belirtmek gerekiyor: Mehmet Ali Güler; Zaza müziğinde bugüne dek Hip Hop, Rap, Rock ve Blues gibi denenmemiş tarzları başarıyla işleyip sunan bir sanatçı. Bu olgu 2002 yılında çıkardığı “Ameyme” adlı ikinci albümünde fark ediliyordu. “Munzur o” bu hususta daha da ileri ve daha da olgun bir çalışma olmuş. Parçaların soundları oturmuş, günümüzün üst düzey stüdyo teknik imkanlarından doğru ve yerinde faydalanmış. Kullanılan enstrümalara bakıldığında hemen bir zenginlik görülüyor. Ayrıca özellikle Rap müziğin dinamizmini beslemede önem taşıyan şarkı sözlerindeki ses uyumluluğu, mısra ve hecelerin ritmik dengeleri noktalarına büyük özen gösterilmiş. Ortaya çıkan sonuç: Zaza dili ile Rap ve Hip Hop müziğin birbirlerine hiç de yabancı durmadığını, tam tersine aralarında doğal bir bağ ve armoni olduğunu kanıtlıyor bu çalışma. Bu olgu, özellikle albüme adını veren “Munzur o”, “Xelefe me ke” ve “Wey bıra” parçalarında çok net farkedilebiliyor.

Albümde bölge müziğinin temel karekteristiği olan hüzünlü ağır havadan uzaklaşmış bir tutum var. Hareketli ve ileriye bakan, günlük hayatın konularını kıvrak bir dille işleyen ve bilhassa umut veren parçalar yer alıyor. Mehmet Ali Güler, sadece başarılı bir biçimde çağımızın müzikal nabzını yakalamakla kalmamış, ayrıca parçaların içeriğine önem verip yazdığı sözlerde sağ duyusunu ve toplumsal sorumluluğunu ön planda tutmuş. Gerek Munzur nehrinin üzerindeki barajlar, gerek son yıllarda Tunceli’de gittikce sıkca görülen gençlerimizin tiner bağımlılığı, gerekse kendi anadili olan Zazaca’yı baştan sona kadar kullanmakt ki tutarlılık. Mehmet Ali; Dersim coğrafyasına ait olan insan, doğa ve kültürün yok olmasına ve yabancılaşmasına işaret edip karşı çıkan bir müzisiyen aynı zamanda da.

Mehmet Ali Güler, Zaza müziğine yeni bir boyut ve dinamik katma uğraşında. Ve: Sanatçının sesinin rengi ve yorumu, Zaza müziğinde alışık olduğumuzun dışında özellikler taşıyor.

Albüm; ilk dinleyişte daha fazla genç kuşaklara hitap edecek bir çalışma gibi duruyor. Fakat dinledikce bu kanı değişiyor. Yeniliğe ve nitelikli modern aranjmanlara açık ileri yaş grupları da severek dinleyecekler bu müziği. Her ne kadar Mehmet Ali Güler otantik motiflerle yola çıkmış olsa da, albümdeki parçalar ağırlıklı olarak Batı dünyasına ait olan karakterler taşıyor. “Munzur o”yu bütünüyle Zaza dilinde gerçekleşen ilk nitelikli popüler müzik çalışması saymak sanırım ne abartılı olur ne de yanlış.

Daha simdiden insan şunu kestirebiliyor: bu yaz Munzur ve Harçik kıyılarında “Munzur o” parçasının dört nala koşturan ve kırbaçlayıcı mısraları yankılanacak. Aşk ile yaralanmış kalpler “Soo”nun kederli minör tınılarında, gurbetten nasibini alanlar ise “Alamanya”da seslerini bulacaklar. Tamamen otantik kurgu ve çalgılar üzerine söylenmiş ve Mehmet Ali’nin bestecilik gücünü ortaya koyan “Waştiya Rastiye”da ise müzisiyenin olağanüstü sesinin tüm güzelliğine tanık oluyor insan.

Mehmet Ali Güler bu çalışmanın sadece müzikal yanını değil, aynı zamanda albümün prodüktörlüğünü ve dağıtımcılığını da üstlenmiş bir müzisiyen. Bu yüzden Almanya’nın Münih kentinde Z-Müzik Produktion & Organisation’u kurup Avrupa dağıtımını kendi şirketi üzerinden organize ediyor. Albümün Türkiye dağıtımını ise Metin ve Kemal Kahraman kardeşlerin yıllar önce kurduğu Lizge Müzik yapacak. Metin ve Kemal Kahraman kardeşler müzikleriyle baştan beri gösterdikleri öncü ve nitelikli duruşlarını bir kaç yıldan beri Lizge Müziği kurup yaptıkları prodüktörlük ve dağıtımcılıkla da sergiliyorlar. Ilk 2002 yılında “Meyman” albümleriyle bu işlere soyunmuşlardı Kahraman kardeşler. Sonra başka müzisiyenleri destekleyip onların yapıtlarını çıkardılar (ki daha önceleri de çeşitli müzisiyenleri ve Venge Sodiri gibi müzik gruplarını desteklemişlerdi). Bugünlerde yine kendi çalışmaları ve kendi prodüktörlüğiyle gerçekleşen “Binler Kapısı (Cevere Hazaru) ve Dersim’de Dualar, Beyitler ve Semahlar, Meseller” piyasaya çıktı. Türkiye müzik piyasasında ki durumu göz önünde tutulursa Mehmet Ali Güler’in Kahraman kardeşleriyle birlikte çalışması çok doğru bir adım. Sanatçıların prodüktörlüğünü yapan klasik şirketler genelinde onların emeklerini istismar ediyor, dağıtım ve tanıtım sorumluluklarını yerine getirmiyorlar. Sanatçıların bu işlere soyunmaları ve birbirleriyle dayanışmalarının çoktan olması gerekiyordu aslında. Henüz geç kalınmış değil elbette.

 

Back to Top