MEHMET YILDIZ
Sosyal gerçeklerle ilgili akademik tartışmaların entellektüel açıdan aslında
çok banal tartışmalar olduğu konusunda Stanislav Andreski (1974 [1972]) Social
Sciences as Sorcery Middlesex: Penguin Books) ile tamamen hemfikirim. Problem
çözümünü hedeflemeyen soyut tartışmaların seviyesi özellikle akademik çevrelerle
sınırlı olmayan katılımcılar yüzünden çok düşüyor. Soğukkanlı olmayan bu
tartışmacılar argüman öne sürmekle karşısındakine doğrudan hakaret etmek
arasındaki farkı bile her zaman akılda tutmayı gereksiz buluyorlar. “Yüce” veya
meşru olduklarına inandıkları bir takım düşünceleri ve hatta duyguları yüzünden
muarızlarına her şeyi söyleme hakkını kendilerinde görüyorlar.
Bunlardan biri Hakkı Çimen’dir. Hakkı Çimen kendisini “Zaza ulusu”nun en
tutarlı ve en kararlı savunucularından biri olarak gördüğü için insanlara ağzına
her geleni söylemekte hiç tereddüt etmiyor. Oysa rasyonel olması gereken bu
tartışmada Hakkı Çimen’in ahlaki bir üstünlük iddia ederek insanlara böyle
davranmayı kendi hakkı görmesi oyunu kurallarına göre oynamamaktır. Hakkı
Çimen'in, “Zaza ulusu”nun en doğru ve kararlı temsilcisi olsa da, böyle
davranmaya hakkı yoktur.
Hakkı Çimen kendi kendine ahlaki ve aşiretsel üstünlük atfetmekle yetinmiyor,
ayrıca rasyonel olması gereken bir tartışmada bağırıp çağırıyor ve insanlara
hakaret ediyor. Dolayısıyla Zaza ulusunun Hakkı Çimen’e hiç benzemeyen
soğukkanlı ve rasyonel savunuculara sahip olamaması durumunda bir başarı elde
edebileceğini ve hatta çok tartışmalı olan ruhsal şekillenme birliğini
yaratabileceğini hiç sanmıyorum.
Dersim halkı asırlardır çok belirgin olan bir kültürel kimliğe sahiptir.
Dersimliler beş yüz yıl boyunca Türk ve Kürt saldırılarına karşı direndiler. Bu
saldırıları İslam saldırıları olarak tanımlamak da mümkündür. Türk’ün ve Kürd’ün
kardeşliğini ve Dersim düşmanlığını sağlayan faktör İslam’dır.
Hakkı Çimen Dersimlilerle Sunni Zazaların ulusal birliğini savunuyor. Hakkı
Çimen Dersim’in İslam ile barışmasını ve kaynaşmasını savunmakla da yetinmeyerek
bu fikre katılmayan bir kısım Dersimlilerin düşüncelerini onların “Türk” (her ne
demek ise?) kökenli bir aşirete mensup olmalarıyla açıklıyor.
Hakkı Çimen son yazısında Dersim’in en itibarlı dede aşiretlerinden biri olan
Sarı Saltıklıları “Türk kökenli” olarak ilan etti ve bu aşiretin kökeni yüzünden
asli Dersimli sayılmayacağını ileri sürdü. Bence Hakkı Çimen entellektüel ve
vicdani olarak en fazlasından Kosova’daki Sırp milliyetçileri kadar gelişmiştir.
Bir Dersimlinin bu gibi ilkel, ırkçı ve inkarcı düşüncelere sahip olmasından çok
büyük bir utanç duydum. Nitekim bu yazıyı bu utanç duygusunun yarattığı
rahatsızlık sonucu yazıyorum.
Dersim etnik-kültürel kimliği bin yıldan uzun bir süredir vardır ve bu kimlik
Dersim aşiretlerinin ırki kökenlerini hiç dikkate almıyor. Sarı Saltıklıların
köken olarak Türk olup olmadıklarını bilmiyorum. Varsayalım ki Sarı
Saltıklıların etnik kökeni Türktür. Bu durum onları asli Dersimli olmaktan
çıkarır mı? Hayır, çünkü Dersim etnik-kültürel kimliğinin tarifinde hiçbir zaman
böyle bir kriter kullanılmamıştır. Sarı Saltıklılar bin yıldır Dersimlidirler.
Onlardan daha asli Dersimli aşiretler yoktur. Çünkü Dersim kültüründe böyle
kavramlar yoktur.
Hakkı Çimen’in Sunni Palu ve Siverek Zazalarıyla kucaklaşmamızı önermesini
tartışabiliriz. Kötülüklerin büyük kaynağı İslam’a kucak açmakla hangi sorunu
halledebileceğimizi tartışabiliriz. Ancak Hakkı Çimen Sunni Zazaları asli unsur
olarak tanımlarken Dersimlilerin kültürel kimliğine şekil veren aşiretlerin bir
kısmını “anti-Dersim unsurlar” olarak tanımlıyor. Hakkı Çimen bence ne dediğini
bilmiyor.
Hakkı’nın veya yine bu konuda Zılfi Selcan’nın ciddiye alınabileceğine hiç
ihtimal vermemekle birlikte, yukarıda da belirttiğim gibi, bir Dersimlinin bu
denli densizleşmesinden duyduğum rahatsızlık nedeniyle bu yazıyı yazmaktan
kendimi alamadım.
Bir insanın politik düşüncelerini onun ırki kökeni ile açıklamak insanların
ırklarıyla düşündüklerini söylemektir. Hakkı Çimen bu gibi bir ırkçılık yapmakla
da yetinmiyor, Dersim etnik-kültürel kimliğine doğrudan ağır bir saldırıda
bulunuyor. Bugün Sarı Saltıklılar düşman ilan edildi, kimbilir yarın sıra
Kureyşanlılara, öbürgün de başkalarına gelir.
Bir Kureyşanlı olarak ırkımızın nereye dayandığını bilmiyorum ve bununla hiç
ilgilenmiyorum. Ancak Hakkı’nın son çıkışı karşısında ister istemez endişeye
kapıldım. Her şeye karşın Hakkı gibi asli bir Zaza olmaktansa, Sarı Saltıklılar
gibi “Türk” kökenli bir Dersimli olmayı tercih ederim. Hepimiz Dersimliyiz,
hepimiz Sarı Saltıklıyız!
Mehmet Yıldız