dersim site  
Zazaki   Français     Armenian    Lazuri     rkçe     Kurmanci    Deutche     English    Suryani     
         
 

 

„Munzur Vadisi“ Davasi AHIM’de

 Avrupa Dersim Dernekler Federasyonu

Avrupa Dersim Dernekler Federasyonu

„Munzur Vadisi“ Davası AHİM’de

Munzur Vadisi üzerinde yapımı planlanan 8 adet barajın Dersim insanı ve doğası üzerinde yaratacağı olumsuz etkiler nedeni ile Dersim Halkı’nın itirazlarının yanısıra dava konusu da olmuştu.

Dava süreci şöyle gelişti.

1. 26.02.1998 tarihinde ABD-Türkiye arasında imzalanan Hükümetlerarası Ortak Bildirge’de „Konaktepe I ve II Hidroelektrik Santral Projeleri kesin projelerinin hazırlanması ile inşaatı ve elektromekenik techizatının temin ve tesisi işinin ABD ve Türk firmalarından oluşan konsorsiyuma verilmesi“ kararı yer almıştı.
2. Bu anlaşmaya istinaden barajlar’ın yapımı Bakanlar Kurulu 10.09.1998 tarihli kararı ile Türkiye ve ABD şirketleri’nin oluşturduğu konsorsiyuma verildi. Sözkonusu ihale 2886 sayılı Devlet ihale Kanunun 89. maddesine göre yapıldı. Bu madde şu hallerde geçerlidir „Bu Kanun hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmayacağı haller ile, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve Emniyet Genel Müdürlüğünün yeniden teşkilatlanması, silah araç ve gereçlerinin modern teknik gelişmelere uygun şekilde yenileştirilmesi ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin Stratejik Hedef Planının gerçekleşmesi için temin edilecek mal ve hizmetlerin ihalesinde; ilgili bakanlığın teklif edeceği ihaleler için bu kanun hükümleri dışında kalmasına Bakanlar Kurulunca karar verilebilir.“
3. 2002 tarihinde Avukat Murat Cano ve arkadaşlarının Danıştay’da açtıkları dava 05.07.2005 de “ÇED raporu hazırlamaksızın ve projenin bulunduğu yerin Milli Park sınırları içerisinde olması nedeniyle bu konudaki mevzuat da göz önünde bulundurulmak suretiyle kapsamlı bir çalışma yapılmaksızın, Konaktepe I ve II Barajı ve Hidroelektrik Santralleri projesinin uygulamaya konulmasında ve bu işlemin dayanağı Bakanlar Kurulu Kararı’nda hukuka uyarlık görülmemektedir açıklanan nedenlerle, 10.9.1998 tarih ve 98/11634 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın iptaline” gerekçesi ile iptal etti.
4. Bu karar; Başbakanlık, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edildi. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu oyçokluğuyla verdiği 2005/3329 E., 2006/52 K. Sayı ve 23.02.2006 tarihli Karar’la, 10. Daire’nin kararının bozulmasına karar verdi.
5. Avukat Murat Cano, Genel Kurul’dan bu kararın düzeltilmesini istedi. Genel Kurul oyçokluğu ile verdiği 2006/1677 E., 2007/5 K. Sayı ve 25.1.2007 tarihli Karar’la istemimi reddetti.
6. İç hukuk yollarının tükenmesi üzerine Murat Cano 10 Nisan 2007 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 34. maddesi ile Mahkeme İç Tüzüğü’nün 39., 40., 41., 42., 45. ve 47. maddeleri uyarınca „Munzur Projesi“ Davasını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürdü.

Munzur Vadisi üzerinde yapımı planlanan barajlar sorunu artık AHİM’de. Avrupa kamuoyuna üönelik yapılacak çalışmaların önemi artıyor.
Bu dava sıradan bir dava olmanın ötesinde Dersim’in yok edilmesine yönelik hazırlanan uğursuz planların bir parçasıdır. Bu proje ekonomik değil siyasal amaçlıdır ve Dersim’i yok etmeyi amaçlamaktadır.







Cevaplar:

DERSIM FORUM
DERSİM 38`DEN DOLAYI TC DEVLETİNDEN DAVACIYIZ Türk milliyetçileri yukarıdan aşağıya bir Türk ulusu yaratmak için Osmanlı imparatorluğunun Türk ve Müslüman olmayan halklarına karşı kanlı bir kampanya yürüttüler. İşbaşındaki İttihatçı hükümet Ermenileri ortadan kaldırmak için Birinci Dünya Savaşı’nı bir fırsat ve bahane olarak kullandı. Bu sırada yüzbinlerce Ermeni, Rum ve Süryani katledildi, yüzbinlercesi de sürgün. Birinci Savaş sonrasında Osmanlı devletinin çöküşünden doğan boşluğu Türk milliyetçilerinin bir diğer kanadı olan Kemalistler doldurdu. TC devletini onlar kurdu. 1937-38 yıllarında, yani dünyanın dikkatinin İkinci Dünya Savaşı’na odaklandığı bir tarihte, Türk hükümeti ikinci bir soykırım tertipledi. Türk milliyetçilerinin bu seferki kurbanı Kızılbaş olarak da bilinen Dersimliler oldu. Bu kırımda yaklaşık 40 ila 70 bin civarında Dersimli öldürüldü, binlercesi de sürgün edildi. 1938 kırımı ve sürgünü, kazai veya tekil bir olay değil, ayrıntılarına varana kadar önceden planlanmış bilinçli bir girişimdi. Hem Türkler’den farklı ve ayrı bir halk olan Dersimliler’e yönelik etnik bir temizlik, hem de Osmanlılar dönemi Kızılbaş kırımlarının bir devamıydı. 1938’de yaşanan feci olaylar bazısı hâlâ hayatta olan görgü tanıkları tarafından sonraki kuşaklara aktarıldılar. Toplu kırımların yapıldığı mevkiler halk tarafından bilinmektedir. Biz aşağıda imzası bulunanlar yakınlarımıza ve halkımıza yapılan bu katliam nedeniyle T.C devletinden davacıyız. Bizzat kendimiz de hafızamızdan ve hayatımızdan silemediğimiz bu vahşetin izlerini taşıyoruz. 38 soykırımının mahkemeye taşınmasını istiyor, bu doğrultudaki girişimleri destekliyoruz.

 

 

 

   
 
    Back to Top