|
Zazaki
Français
Laz
Türkçe
Armenian
Suryani
Deutche
Kurmanc
English
Yazidi
Pontus
Anasayfa
|
MUNZUR VADİSİ VE TOPLUMSAL UMURSAMAZLIK
CEYHAN ÇILĞIN
04 Eylül 2009
Kaynak: Birgün Gazetesi
Munzur Vadisi üzerine yapılması planlanan 7 adet baraj ve HES
projesinin ilk halkası Uzunçayır Barajı’nda su tutulması
işlemine başlandı. Tepki göstermediğimiz barajdan çevreye
sirayet eden zarar kendini gösterir gibi olunca, insanlar ne
büyük bir hata yaptıklarını geç de olsa fark etti
17 Ağustos 2009 günü geri dönülmesi çok güç bir hatanın ilk
adımı atıldı; Munzur Vadisi üzerine yapılması planlanan 7 adet
baraj ve HES (Hidroelektrik Santral) projesinin ilk halkası olan
Uzunçayır Barajı’nda su tutulması işlemine başlandı. Barajın
inşa sürecinden şu ana kadarki zaman diliminde, toplumsal bilinç
yerini toplumsal sükûnete bıraktı ve neticesinde kimsenin
ummadığı ve gerçekleştiği halde tepkisiz kaldığımız doğa
katliamı başladı. Bütün süreç Munzur Vadisi Milli Parkı üzerinde
gerçekleştirilmesi planlanan projelere yoğunlaşınca, elbette
Uzunçayır Barajı gündemimizde yeteri kadar yer işgal edemedi.
Öyle ki, artık rahat bir biçimde “baraj” kavramını gündelik
yaşam dahilinde telaffuz eder hale geldik. Ama bu süreç bu kadar
kolay olmadı. Gelin barajın inşa edilmeye başlandığı o güne
gidelim. 1996 yılı ve dönemin başbakanı Tansu Çiller Tunceli’ye
bir ziyaret düzenliyor. Ziyaretin temel amacı Uzunçayır
Barajı’nın açılışını yapmak. Tunceli’de belki de hiçbir
başbakana gösterilmemiş bir sevgi seline mazhar oluyor Tansu
Çiller. İnsanlar barajı ve Tansu Çiller’i büyük bir sevinçle
basıyorlar bağırlarına.
Meclis Tutanaklarından bir kesit:
“Tunceli'de Uzunçayır Barajı ve Ovacık Mercan Vadisi’ndeki
hidroelektrik santralı yapımı devam etmekte olup, bu baraj ve
santralın yapılması Tunceli insanını sevindirmiş ve bu
projelerin bir an evvel tamamlanması için de, her Tuncelili,
üzerine düşen görevi seve seve yapmıştır. Ülkemizin tabiat
güzelliklerine, doğal ve zengin doğa varlıklarına sıkı sıkı
sahiplenilerek üretime dönük daha nice barajların yapılması, her
Tuncelili yurttaşın içten dileğidir, ülkesine olan bağlılığıdır,
sevgisidir.”
EVLERİN ÇEVRESİNDEKİ YILANLAR
Yukarıdaki konuşma 26 Haziran 2003 günü TBMM’de Tunceli
milletvekilliği yapmış olan Hasan Güyüldar tarafından yapılıyor.
Konuşmasının devamında Munzur Vadisi üzerine uygulanmak istenen
baraj ve HES projelerinin yöre halkı tarafından benimsenmediğini
ifade etse de Uzunçayır Barajı’na dair söyledikleri tam
anlamıyla bulunduğumuz durumu işaret ediyor. Tepki
göstermediğimiz, sessizce seyrettiğimiz Uzunçayır Barajı’ndan
çevreye sirayet eden zararın boyutları kendini gösterir gibi
olunca insanlar ne büyük bir hatanın peşinden gittiklerini geç
de olsa fark ettiler. Evleri sular altında kalanlar durumdan pek
şikâyetçi olmasa da baraj civarındaki ev sahipleri şu günlerde
evlerinin çevrelerinde sürekli yılanlara denk geliyor. Ayrıca
kentte atık su arıtma tesisi bulunmadığından 9 noktadan baraja
akacak olan kanalizasyonun burada birikeceği ve dolayısıyla
hastalanma oranlarında artış olacağı söyleniyor. Nem oranındaki
artış sonucu iklim dengesinin bozulacağı ve ekosistem
tahribatının söz konusu olacağı da ekleniyor.
Uzunçayır Barajı dışında yapılması planlanan diğer barajların
etkileri daha ağır sonuçlar doğuracaktır. Zira Munzur Vadisi
Milli Parkı Türkiye’nin ilk ve en büyük milli parklarından olup
birçok açıdan korunması gerekli bir vadidir. Munzur Vadisi Milli
Parkı, Yaban Hayatı Koruma Sahası ve Bitkisel Çeşitlilik
Merkezidir. Munzur Vadisi Milli Parkı’nda flora olarak; 79
familyaya ait 284 cins ve 477 tür ve tür altı takson(*) tespit
edilmiştir. Barındırdığı bitki türlerinden 55’inin endemik
olduğu bilinmektedir. Munzur Vadisi, 228 endemik bitki taksonu
olan, 141 (120’si endemik) taksonun ise tehlike altında olduğu,
toplam 1500 kadar çeşitli bitki örtüsüne sahiptir. Küresel
ölçekte tehlike altında olan tür sayısı 12, Avrupa ölçeğinde
tehlike altındaki tür sayısı ise 109’dur. 1971 yılında ilan
edilen Munzur Vadisi Milli Parkı, Doğu ve Güneydoğu Anadolu
Bölgesi’nin ilk milli parkıdır.
NELER OLACAK...
Tümü enerji amaçlı olan barajlar ve HES'ler tamamlandığında
toplam 384,5 Mw güçle yılda 1571 Gwh enerji üretilecek,
ekonomiye yıllık 80 milyon dolar katkı sağlayacaktır. Bu değer,
Türkiye toplam enerji üretiminin yüzde 1,2’sidir. Atatürk,
Karakaya ve Keban barajlarının kapasitelerinin 4’te 1’i kadarı
ile çalıştıkları düşünüldüğünde Munzur Vadisi’nde baraj yapmak
fikrinin yerinde bir fikir olmadığı ortaya çıkıyor. Üstelik bu
milli park üzerine inşa edilmek istenen 6 adet baraj ve HES
aşağıdaki sonuçların ortaya çıkmasına neden olabilir:
»Bölgenin baraj suları ile gölleşmesi bölgenin iklimini
değiştirecek, kar yağışı azalacak. Bu durum, kaynak sularının
azalmasına ve bazılarının tamamen kurumasına, belli bir süre
sonra Munzur gözelerinin de yok olmasına neden olacaktır.
Vadideki barajların, diğer nehirler üzerinde kurulan barajların
aksine, su kaynağına yakın bir mesafede olması, gözeleri
doğrudan etkilenmesine neden olacaktır.
»Barajların ömürlerini 30-40 yıl içinde doldurması nedeniyle
Munzur Vadisi bataklık alanlara dönüşme tehlikesi ile karşı
karşıya kalacaktır.
»Binlerce dönüm ormanlık alan gerek baraj inşaatlarındaki
çalışma, gerekse sular altında kalacak olması nedeniyle yok
olacaktır.
»Tunceli-Ovacık karayolu sular altında kalacaktır. Yeni
yapılacak yol Hozat ilçesi üzerinden düşünülmüştür. Bu şekilde
Ovacık ilçesi ile Tunceli kent merkezi arasındaki bağlantı
kopacaktır ki Tunceli kent merkezinin bazı ilçeleriyle
ilişkileri zaten kopuktur.
»60'tan fazla köy sular altında kalacak ve toplam 84 köy zorunlu
olarak göç edecektir.
»Munzur’un dünyaca ünlü alabalığı, yapısı itibari ile baraj
sularında yaşama imkânı olmadığı için tamamen yok olacaktır.
»Mercan Hidroelektrik Santralı ile Konaktepe II Hidroelektrik
Santralı için sular borularla taşınacağından, sular nehir
yatağından hemen hemen tümüyle çekilecektir.
»Vadi baraj sularına boğulacak, Konaktepe I ile Konaktepe II
arasında kalan 15 km lik bir alanda Munzur suyu tünellerle
taşınacağı için, bu mesafe boyunca hiç su akışı olmayacaktır. Bu
kısım tamamen kuru yatak haline dönüşecektir.
»Arkeolojik araştırmalar yapılmamasından ötürü yörenin
arkeolojik açıdan önemi irdelenmemiştir.
»Barajlar arıcılık ve turizmi olumsuz etkileyecektir. İklimin
değişmesi arıcılığın sona ermesine neden olacaktır.
»1. derece deprem kuşağında yer alan Munzur Vadisi’nde baraj
yapılmasının tehlikeleri açıktır.
»Boşaltılacak olan 84 köy ile birlikte tarımsal üretim önemli
oranda sekteye uğrayacaktır.
»Devlet destekli köylere geri dönüş projesi yine devlet destekli
barajlar dolayısıyla ayakları yere basmayan bir proje olacaktır.
»Yöre halkının inanç sistematiğinde önemli yer tutan bazı
ziyaretler sular altında kalacaktır.
YABAN HAYATINA EN BÜYÜK ZARAR
Çevre ve Orman Bakanlığı’nca Munzur Vadisi’nde yapılmakta olan
barajlara dair Mayıs 2006 yılında yayımlanan ÇED Raporu’nda,
Genel Müdür Prof. Dr. M. Kemal Yalçınkılıç imzalı raporun 8
sayfalık bilgilendirme yazısının son sayfasında Munzur Vadisi’ne
dair söylenenlerle bitirelim:
“Milli parkın devamlılığı Türkiye Yaban Hayatı’na yapılabilecek
en büyük katkılardan biri, tersi bir durum ise Türkiye Yaban
Hayatı’na verilebilecek en büyük zararlardan biri olacaktır.”
(*) Takson: Belli bir kategoriye dahil edilebilecek kadar farklı
olan ve ayrı bir isim verilmeye hak kazanmış herhangi bir
seviyedeki gruba verilen addır.
KAYNAKÇA
• ÖZHATAY Neriman, Andrew BYFİELD, Sema ATAY, Türkiye’nin Önemli
Bitki Alanları
• Çevre ve Orman Bakanlığı Mayıs 2006 Çevresel Etki ve
Değerlendirme Raporu
• Doç. Dr. Mikdat KADIOĞLU, (TMMOB Meteoroloji Mühendisleri
Odası Marmara Bölge Temsilcisi),
Munzur Proje Bölgesinde Olası İklim Değişimleri
|
|